İçeriğe atla

Tevbe 100 ayeti hangi Fass ile bağlanır ve neden?

Ayet-TasavvufOrta düzey7 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Tevbe Sûresi'nin 100. âyeti, tasavvufî açıdan İsmail Fassı ile ilişkilendirilir. Bu bağlantı, âyetin "Allah onlardan râzı oldu ve onlar da Allah'tan râzı oldular" ifadesinin, İsmail Fassı'nda ele alınan teslimiyet, rıza ve mârifet-i Rabbâniyye kavramlarıyla örtüşmesinden kaynaklanır¹·². Âyet, sâlikin nefs mertebelerini aşarak ulaştığı Râdıye-Mardiyye hâlini (Fecr 89/28) ve Hakk'a vuslatı ifade eder ki, bu da İsmail Fassı'nın "saîd olmanın sırrı" olarak belirttiği hâle tekabül eder (K2-T3; İsmail Fassı). Tevbe kavramı ise, bu rıza hâline ulaşmanın temel adımlarından biri olarak Ra'd Sûresi'nde "günahı çirkinliği sebebiyle terk etmek" şeklinde açıklanır³.

Detaylı cevap

Tevbe Sûresi'nin 100. âyeti, "Ve o kimseler ki, ihsâna tâbi' oldular; Allah onlardan râzı oldu ve onlar da Allah'dan râzı oldular ve Allah onlar için ebedi oldukları halde, altından nehirler akan cennetler hazırladı; işte bu, büyük bir kurtuluştur" buyurmaktadır¹. Bu âyet, tasavvufta İsmail Fassı'nda işlenen Hikmet-i Aliyye ile doğrudan ilişkilidir. İsmail Fassı, "saîd olmanın sırrı, Rabb-ı hâs (her kulun özel Rabbi), mârifet-i Rabbâniyye, teslim-rıza ekseninde" kavramlarını merkezine alır (İsmail Fassı). Âyetteki "Allah onlardan râzı oldu ve onlar da Allah'tan râzı oldular" ifadesi, sâlikin nefs mertebelerindeki yükselişinin bir neticesi olan Râdıye-Mardiyye hâline işaret eder. Bu hâl, Fecr Sûresi'nin 28. âyetinde de belirtildiği gibi, nefs mertebelerinin en üst basamaklarından biridir ve kulun Hakk ile tam bir rıza ve teslimiyet içinde olmasını ifade eder.

Bu rıza hâline ulaşmanın yolu, sâlikin nefs mertebelerini aşmasından geçer. Özellikle Nefs-i Levvâme mertebesinde zuhur eden tevbe, mücâhede ve riyâzat gibi hâller, bu yükselişin temelini oluşturur. Tevbe, Ra'd Sûresi'nde "günahı çirkinliği sebebiyle terk etmek, yapılan fiilden pişman olmak, bir daha dönmemeye kesin niyet etmek ve mümkün olan yerlerde o fiilin sonuçlarını düzeltmek" olarak tanımlanır³. Bu süreç, sâlikin Rabb-ı hâssını tanıması ve O'na yönelmesiyle (metâb) gerçekleşir³. Dolayısıyla, Tevbe 100. âyeti, İsmail Fassı'nın vurguladığı mârifet-i Rabbâniyye ve rıza hâlinin, tevbe ve nefs terbiyesi yoluyla elde edilen bir vuslat olduğunu gösterir (İsmail Fassı; Vuslat).

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.903Arapça/Farsça mısrâ — OCR'da bozuk (Tevbe, 9/100) ya'ni “Ve o kimseler ki, ihsâna tâbi' oldular; Allah onlardan râ- zı oldu ve onlar da Allah'dan râzı oldular vOku
  2. 2İsmail Fassı
  3. 3Ra'd Sûresi · s.255İrfanî açıdan bu ayet , insanın Rabbi Hassını tanıması ile Hu’ya varabileceğini göstermektedir. Bu ayette geçen مَتاب (metâb) kelimesini incelediğimizde t-v-b تOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.