İçeriğe atla

Tevbe 100 ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması nedir?

Ayet-TasavvufOrta düzey5 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Terzibaba'ya göre Tevbe Sûresi'nin 100. âyetinin amelî yansıması, sâlikin Hakîkat-i Muhammediye'den aldığı ışık ve yansımayla, geçmişteki gafletle geçirdiği ömre duyduğu derin hasretin tevbe ve inâbenin başlangıcı olmasıdır. Bu durum, sâlikin nefsinin hilâfet iddiâsından soyutlanarak Hak'ın hilâfet emânetini izhâra mahal olması ve nihayetinde "halîfe" ile "müstahlif" arasında perdesizliğe ulaşmasıyla gerçekleşen bir seyr ü sülûk merhalesidir (Halîfe, K1-1). Âyetin işaret ettiği "ihsâna tâbi' olma" hali, kişinin Hak'tan başka kimse olmadığını idrak etmesi ve bu idrakle amel etmesidir¹·². Bu amelî dönüşüm, dünyada iken yaşanmalı ki ahirette faydasız bir pişmanlıktan ibaret kalmasın³.

Detaylı cevap

Tevbe Sûresi'nin 100. âyeti, "Ve o kimseler ki, ihsâna tâbi' oldular; Allah onlardan râzı oldu ve onlar da Allah'dan râzı oldular ve Allah onlar için ebedi oldukları halde, altından nehirler akan cennetler hazırladı; işte bu, büyük bir kurtuluştur" buyurarak¹, Terzibaba'nın tasavvufî yaklaşımında önemli bir amelî karşılık bulur. Bu âyet, sâlikin seyr ü sülûk yolunda Hakîkat-i Muhammediye'den yansıyan ışığı almasıyla başlar⁴. Bu ışık, sâlikin geçmişte gafletle geçirdiği ömrüne dönüp baktığında duyduğu derin hasreti tetikler. Bu hasret, tevbenin ve inâbenin başlangıcıdır³. Tevbe, şeriata göre günahı çirkinliği sebebiyle terk etmek, yapılan fiilden pişman olmak, bir daha dönmemeye kesin niyet etmek ve mümkün olan yerlerde o fiilin sonuçlarını düzeltmektir⁵. İrfanî açıdan ise tevbe, Hakikat-i Muhammediye'nin kendi varlığının aslı olduğunu idrak etmek ve bu idrakle amel etmektir⁶.

Terzibaba çizgisinde halîfelik, sâlikin nefsinin hilâfetini Hak'a teslim etmesi ve Hak'tan başka kimse olmadığını ayân etmesidir (Halîfe, K1-1). Bu, üç merhalede yaşanır: önce nefsin hilâfet iddiâsından soyutlanması (tezkiye), sonra Hak'ın hilâfet emânetini izhâra mahal olması (tecellî), nihâyetinde "halîfe" ile "müstahlif" arasında perdesizlik (Halîfe, K1-1). Tevbe 100. âyetindeki "ihsâna tâbi' olma" hali, bu perdesizliğe ulaşma çabasının bir parçasıdır. Sâlik, bu dünyada iken tevbe ve amele yönelmelidir, zira dünya "dâru'l-amel" (amel yurdu) iken ahiret "dâru'l-cezâ" (karşılık yurdu)dur ve ahirette duyulan hasret faydasız bir pişmanlıktan ibaret kalır³. Bu amelî yansıma, sâlikin Hak'ın bütün isimlerini taşıyacak câmî bir mahal olma (Emânet Âyeti, K1-405) ve bu emâneti hakkıyla yerine getirme çabasını ifade eder.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.903Arapça/Farsça mısrâ — OCR'da bozuk (Tevbe, 9/100) ya'ni “Ve o kimseler ki, ihsâna tâbi' oldular; Allah onlardan râ- zı oldu ve onlar da Allah'dan râzı oldular vOku
  2. 2Halîfe, K1-1
  3. 3Zümer Sûresi · s.154Enfüsî yönden bakıldığında, bu âyet sâlikin nefsinin geçmişe bakışını tasvîr eder. Seyr ü sülûk esnâsında kişi, gafletle geçirdiği ömre bakar ve derin bir hasreOku
  4. 4Bendeki Terzi Babam (Cilt 2) · s.177Sâlik Hakîkat-i Muhammedi ayından yansıması ve ışığını alır. (كب) “KEP-CÜBBE”: Bu seyrin târîkat seyri olduğunu söylenmişti. Tac ve Cübbe günümüzde remz-semboliOku
  5. 5Ra'd Sûresi · s.255İrfanî açıdan bu ayet , insanın Rabbi Hassını tanıması ile Hu’ya varabileceğini göstermektedir. Bu ayette geçen مَتاب (metâb) kelimesini incelediğimizde t-v-b تOku
  6. 6Furkân Sûresi · s.145---------------- وَمَن تَابَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَإِنَّهُ يَتُوبُ إِلَى اللَّهِ مَتَابًا {الفرقان/71} “Vemen tâbe ve’amile sâlihan fe-innehu yetûbu ila(A)llâhi mOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.