İçeriğe atla

Tevbe Sûresi Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakk'ın ahlâkıyla ahlâklanmak ve Rasûlüllah'ın ahlâkıyla ahlâklanmak esasına dayanır. Bu ahlâk, her mertebede o mertebenin gereği olan adaleti yerine getirmekle ve özellikle merhametle tezahür eder. Sâlik, Tevhid-i Zât mertebesinde Hakk'la bâki olduğundan kendi fiilinden ziyade zıt isim ve sıfatların zuhuruna şahit olur ve bu durumda Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanır. İnsân-ı Kâmil mertebesinde ise beşeriyet âlemine Hakk'ani vasıflarla dönerek etrafına şefkat ve merhametle davranır ki bu da Hz. Peygamber'in ahlâkının bir yansımasıdır. Bu, zahirde "Şeriat-ı Muhammedi", batında ise "Hakikat-i Muhammedi" hükümlerini yaşamak demektir. Sâlik, bu yolda irfâniyetle desteklenmiş bir "ehl-i sünnet ve'l-cemaat" yaşamını sürdürerek hem halk ile hem de Hakk ile olur, kesrette vahdeti, vahdette kesreti müşahede eder.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerinde farklı tezahürler gösterir. İlk olarak, "Tahallâku bi ahlâkıllâh ve Tahallâku bi ahlâkı Rasûlüllah" prensibi, sâlikin temel düsturudur. Bu, Allah'ın celâl ve cemâl sıfatlarıyla her mertebede adaleti yerine getirmesi ve Hz. Peygamber'in merhamet ahlâkıyla donanması anlamına gelir. [1]

Tevhid-i Zât mertebesinde sâlik, Hakk'la bâki olduğundan kendisinden meydana gelen bir fiili olmadığını idrak eder. Bu mertebede, zıt isim ve sıfatların zuhura çıktığı bir yaşam sürer ve ahlâkı, Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanmaktır. Bu, ince bir idrak gerektiren bir yaşamdır. [1]

İnsân-ı Kâmil mertebesinde ise sâlik, yeni bir beşeriyet libası giyerek tekrar ef'âl âlemine, fakat Hakk'ani vasıflarıyla gönderilir. Bu durumda etrafına çok müşfik ve merhametli davranır ki bu da Hz. Peygamber'in ahlâkının bariz bir yansımasıdır. Hz. Aişe'nin (r.a.) ifadesiyle, Peygamberimizin ahlâkı Kur'an ahlâkıydı. Kur'an zat olduğuna ve bütün mertebeleri kuşattığına göre, Ef'âl, Esmâ, Sıfat, Zât ve İnsân-ı Kâmil mertebelerinin gereğini ortaya koymak, Hz. Rasûlüllah'ın geniş mânâdaki ahlâkıdır. Bu mertebede her şey yerli yerine döner, zahirde "Şeriat-ı Muhammedi", batında ise "Hakikat-i Muhammedi" hükümleri geçerli olur. Bu zatlar dışta halk ile, içte Hakk iledirler; halkta Hakk'ı, Hakk'ta halkı müşahede ederler. Yani kesrette vahdeti, vahdette kesreti yaşarlar. Bu, "ehl-i sünnet ve'l-cemaat" yolunu batınıyla birlikte yaşamak demektir ki gerçek İslâmiyet ve Marifetullah yaşamı budur. [1]

Sâlikin bu yolda ilerlemesi için bazı pratik dersler de mevcuttur:

  1. Sâdıklarla Beraber Olmak: Tevbe Suresi'nin 119. ayetinde buyurulduğu gibi, "Ey mü'minler, Allah'tan korkun ve sâdıklar ile berâber olunuz!" [3] Bu, tahkik makamına ulaşana kadar kâmillerden ayrılmamak anlamına gelir. Kâmillerin huzuru sadef gibidir; onlardan yansıyan tecelli kalpte inci olana kadar bu beraberlik sürdürülmelidir. Sohbetin tesiri ve tabiatın sârık olması nedeniyle, sâlikin kiminle musahip olduğuna dikkat etmesi, kalbine olan tesirini bilmesi ve ona göre davranması önemlidir. [3]
  2. Nefis Mücadelesi ve İzin İstememek: Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için izin istemezler. Tasavvuf mesleği ömür boyu, hatta ebedi süren bir iştir. Eğer bu yola girilmiş ve yolda bir sıkıntı yoksa kaçmak için "bana bir müsaade" demek olmaz. Bu yola çıkan kişi, "ya şehid ya gazi" hükmüyle nefis cihadını sürdürmelidir. [4]
  3. Tevbe-i Nasuh ve İrade Gücü: Levvâme mertebesinde olan sâlik, nefsini temizleyerek varlığının hakikatine doğru yol almalıdır. Bu, tevbe-i nasuh ile azmedip irade gücü oluşturmakla mümkündür. Yunus (a.s.) gibi balığın karnından çıkıp Nuh'un (a.s.) gemisine binmeye çalışmak, bu sürecin bir metaforudur. "Nefsini temizleyen mutlak felaha-kurtuluşa erer" beyanıyla belirtilen iç ve dış temizlik, Hakk'a samimiyetle yönelmeyi sağlar. [5]
  4. Gözyaşı ve Ma'rifet Nuru: "Az gülsünler ve çok ağlasınlar!" ayeti ve "Çok gülme kalbi öldürür" hadisi, sâlikin kalbinde rikkat hasıl etmesi gerektiğini vurgular. Eğer sâlik mum gibi gözyaşı dökerse, mum gibi evin aydınlığı olur. Zahiri ağlarsa, bâtını ve ruhu güler; ruhu güldüğü vakit cisminin sıfatları ruhunun sıfatları ile örtünür ve kalbinde ma'rifet ve hikmet nuru zuhur edip etrafa da nur verir. [2]

Bu dersler, sâlikin hem zahiri hem de batıni yaşamında kemâlâta ulaşması için gerekli olan irfânî bir yol haritası sunar.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.279hakkında; Kûr’ân-ı Keriym; Kalem Sûresi; (68/4) Âyetinde “ ve innekke le alâ hulûkin aziym.” Buyurdu. Meâlen : Ve muhakkak ki: Sen pek büyük bir ahlâk üzerindesOku
  2. 2Kaynak · s.199kuvvet bulup kalbinde rikkat hasıl olsun. Eğer böyle yapmaz ve yemek ve içmekle meşgul olur isen kesâfet-i vücûdiyyen rikkat-i kalbe mâni’ olup sende bu tefekküOku
  3. 3Kaynak · s.265kurtulup, yetişkin bir delikanlı olmak istersen; ya'ni ehli olan insân-ı kâmile ulaşıp, onunla otur kalk! Nitekim âyet-i kerîmede de: (Tevbe, 9/119) “Yâ eyyühelOku
  4. 4Kaynak · s.125mertebeye hitaben (Liyağfira leke llahu) “Allah senin için bağışladı” (neyi?) (ma tekaddeme min zenbi ke ) “günahlarından geçmiş olanları” (vema teahhera) “sonrOku
  5. 5Kaynak · s.51duyguları ayırd edebilme yeteneğine sahip olmağa çalışmaktır. Eğer bu başarılırsa şeytâniler bertaraf edilip sadece melekilerden faydalanılmağa çalışılır. BuradOku
  6. 6Kaynak · s.45Uluhiyet ve Risalet mertebesi ile anlaşması mümkün değildir. Hakk’ın yanında batıl zail olur ve hükmü kalmaz. Bunun yanında Ka’be yani zâti tecelli yanında anlaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.