İçeriğe atla

Yûsuf kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta Yûsuf kavramı, Hazret-i Ahadiyyet'in yeryüzü olan Hazret-i Şehadet'te "Hazret-i Yûsuf" ismiyle zuhur etmeye başlamasıyla ilişkilendirilen Yûsufiyyet mertebesinde işlenir. Bu mertebe, şeriat, tarikat, hakikat ve marifet düzeylerinde farklı özellikler ifade eder. Yûsufiyyet mertebesi, sâlikin gönül âleminde Cenâb-ı Hakk'ın tecellîgâhı olan gönlü faaliyete geçirmesiyle Allah'ın varlığının zuhur ettiği ve kişinin kendi varlığından yok olduğu bir hâli ifade eder. Bu, ilmel-yakîn, aynel-yakîn ve hakkel-yakîn mertebelerinin idrak edildiği bir kemâlât yolculuğunun başlangıcıdır ve nefs mertebelerinin aşılmasıyla tahakkuk eder.

Detaylı cevap

Yûsufiyyet mertebesi, sülûk yolunda önemli bir duraktır ve Hazret-i Ahadiyyet'in yeryüzündeki Hazret-i Şehadet'te Hazret-i Yûsuf ismiyle zuhur etmeye başlaması olarak tanımlanır (Kaynak 1, 4). Bu mertebe, şeriat, tarikat, hakikat ve marifet mertebeleri bağlamında farklı izahları barındırır ve her düzeyde geçerlidir (Kaynak 1, 4).

Yûsuf (a.s.) kıssası, Kûr'ân-ı Kerîm'de bir bütün olarak ele alınan tek hikâyedir ve bâtınî nüzul sebebi, Yûsufiyyet-gönül mertebesinin o devirde ulaşılan en üstün mertebe ve bu mertebenin gerçek seyr-i sülûkunun tatbikatlı bildirimi olmasıdır (Kaynak 1). Bu mertebenin hakikati, onu idrak eden evliyanın rüyâ tabirlerindeki isabetli hususları bildirmelerinde kendini gösterir (Kaynak 1).

Yûsuf kavramının tasavvufî tatbîki, gönül ile ilişkilendirilir. Yûsuf'un harflerinin ebced değeri üzerinden yapılan yorumlar, bu mertebenin derinliğini ortaya koyar: "Ye" yakîn hâlini, "vav" vâridât-ı İlâhiyye'yi, "sin" o mertebenin insanını ve "fe" feyekünü (ol) hâlini ifade eder. Bu harflerin birleşimi, yakîn hâliyle müşahede ehli olan insanın, zât-ı İlâhiyye ile "ol" dediğinde Allah'ın varlığının zuhura çıktığı ve kişinin kendi varlığından yok olduğu bir hâli anlatır (Kaynak 2, 6). Bu, Yûsuf'un sûret hâlinin ortadan kalktığı ve İlâhî varlığın tecellî ettiği bir makamdır (Kaynak 2).

Yûsufiyyet mertebesi, aynı zamanda nefs mertebeleriyle de yakından ilişkilidir. Yûsuf'un kardeşleri, sâlikin bedenindeki nefsî vasıfları temsil eder: beden, müslim, emmâre, hırs, buhul, benlik, gurur, gadap, şehvet, hased, şirk ve kibir (Kaynak 5, 6). Bu kardeşlerin Yûsuf'a olan tavırları, sâlikin gönül (Yûsuf) ile nefsî vasıfları arasındaki mücadeleyi sembolize eder. Gönlün bu nefsî vasıflardan arınarak kemâlâta ulaşması, Yûsufiyyet mertebesinin tahakkukudur. Bu süreç, ilmel-yakîn, aynel-yakîn ve hakkel-yakîn mertebeleriyle idrak edilmesi gereken bir yolculuktur (Kaynak 1). Nitekim, "güzelliğin onda dokuzu gönle verildi ki, o da hakikati İlâhiyye'dir" ifadesi, Yûsuf'un güzelliğinin aslında İlâhî cemâlin bir yansıması olduğunu ve bu mertebenin gönül âleminde yaşandığını vurgular (Kaynak 6).

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.7Hakk gerçekten çok ihtiyacımız olan, gerçek gayreti, ufuk genişliğini, gönül muhabbetini, akıl kabiliyetlerini her birerlerimize vermiş olsun. Âlemde (merâtib-iOku
  2. 2Kaynak · s.101hâdise çok târihi bir hâdisedir. Bir bakıma İsâ (a.s.) “ben babamdan geldim. Biz baba oğul aynı şeyiz.” Gibi kendinde bulunan hakikati ilâhiyyeyi ilk olarak açıOku
  3. 3Kaynak · s.45O “beni mü’minlerin evveli yaz” dedi. O mertebedekilerin evveli yazdı. Tevhid-i ef’âlin, bu mertebenin evvelini tamamladı. Yani o güne kadar 7 sınıftı. 8. sınıfOku
  4. 4Kaynak · s.5mânâ yolculuğu ve eriştiği yerde “Lenterânî” olmuş. “İsâ” (a.s.) ile yolu göğe erişmiş, ancak orada kalmış. “Muhammed” (s.a.v.) ile de yolculuğun gerçek kemâli Oku
  5. 5Kaynak · s.55Bugün, gün 11. ay 11. Yûsuf (a.s.) da 11. peygamber. Bu da güzel bir tevafuk oldu. Allah (c.c.) hepimize hayırlı olarak Hakikat-î İlâhiyyeyi de, Yûsufiyyeyi de Oku
  6. 6Kaynak · s.49elinde tutmak isteyenlerdir. Bizim ilim adamlarımızda, birçok dini tasdik ediyorlar ve semâvî dinler diye kitaplar yazıyorlar. Bu tarif sadece ehli zâhire göredOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.