İçeriğe atla

Zâriyât kavramı tasavvufta hangi mertebe ile ilişkilendirilir?

Kitap Soruları2 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Zâriyât kavramı, tasavvufta ilâhî kudretin âlemleri esip savuran rüzgârlar gibi kuşatması ve bu rüzgârların Hakk'ın varlığını ve birliğini gösteren kevnî deliller olması mertebesinde işlenir. Bu sûre, öldükten sonra dirilmenin gerçekliğini, imtihan dünyasında yaratılış amacına uygun yaşamanın önemini ve yargı gününden kaçış olmadığını vurgular. Zâriyât sûresinin sayısal değerleri ve harf analizleri, Ahadiyet'in İslâm'ın şifre sayısı ile tenfisi, kudret-i ilâhî rüzgârları ve Nefes-i Rahmânî'nin müşâhedesi gibi tasavvufî mânâlara işaret eder. Özellikle "Ve sizin rızkınız ve va'd olunduğunuz şey semâdadır" âyeti, Hakk Teâlâ'nın mekândan münezzeh vücûd-ı mutlakında âlemleri izhâr etmesi ve idrâk sahibi kulların esbâba değil, Hakk'ın kudretine nazar etmeleri gerektiğini gösteren rubûbiyet mertebesinde ele alınır.

Detaylı cevap

Zâriyât sûresi, tasavvufî açıdan ilâhî kudretin ve rubûbiyet mertebesinin tecellîlerini anlamak için önemli bir kaynaktır. Sûrenin ilk âyetinde geçen "ez-zâriyât" kelimesi, esip savuran rüzgârlar anlamına gelir ve bu rüzgârlar, ilâhî irâdenin âlemlerdeki faâliyetini sembolize eder. Bu, "kudret-i ilâhî rüzgârları" olarak yorumlanır ve Nefes-i Rahmânî'nin müşâhedesiyle ilişkilendirilir. Nun harfinin 42 adet olması ve toplamının 6'ya ulaşması, Nûr-u Muhammedî'nin âlemleri Nefes-i Rahmânî ile sarması mertebesine işaret eder.

Sûrenin ana konusu olan öldükten sonra dirilme ve hesap günü, sâlikin dünya hayatını yaratılış amacına uygun geçirme sorumluluğunu hatırlatır. Bu, tasavvufta "yakîn" mertebelerinin seyriyle bağlantılıdır; ilme'l-yakîn, ayne'l-yakîn ve hakke'l-yakîn aşamaları, hakîkatin akıl, kalp ve hâl ile idrâk edilmesini ifade eder.

Özellikle Zâriyât sûresinin 22. âyeti ("Ve sizin rızkınız ve va'd olunduğunuz şey semâdadır"), rubûbiyet mertebesinin açıklanmasında kilit rol oynar. Bu âyet, Hakk Teâlâ'nın âlem-i taayyünât mevcûd değilken, esmâ ve sıfâtının mezâhirini mekândan ve taayyünden münezzeh vücûd-ı mutlakında izhâr ettiğini vurgular. Sâlikin, rızık ve va'd olunan şeylerin kaynağını esbâbda değil, Hakk'ın kudretinde araması gerektiği bu mertebenin bir gereğidir. Bu, idrâk sahibi kulların his ve akıl gözlerini âlem-i süflîye taalluk eden esbâba dikmemeleri, aksine o esbâbın yukarısında olan Hakk'ın sebebi yaratma kudretine nazar etmeleri için bir irşâddır.

Sûrede geçen İbrâhim'in misafirleri kıssası ve Lût kavminin helâkı gibi olaylar, ilâhî adâletin ve rubûbiyet mertebesinin tecellîlerini gösterir. Lût kavminin üzerine yağan pişmiş taşlar, sâlikin Kelime-i Tevhîd'in Tevhîd-i Ef'âl mertebesinden ("Lâ Fâile İllâ Allah") zikriyle oluşan mânevî taşlar olarak yorumlanır. Bu, fiillerin hakîkatinin Allah'a ait olduğunu idrâk etme mertebesidir. Nefs-i emmâre ile zulmedenlerin cehennem azâbı gibi payları olması, kişinin kendi hakîkatine ulaşmasını engelleyen nefsânî engellerin tasavvufî karşılığıdır. Bu bağlamda, kişinin Rabb'ini tanıması, bilmesi ve güvenmesiyle iç huzura kavuşması, aslına, yani Ruh deryasına ulaşması gerektiği vurgulanır.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kaynak · s.31Yakîn, Hakk’el Yakîn mertebelerinin seyridir. أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ EUZÛ BİLLÂHİ MİNEŞ ŞEYTANİR RACÎM Oku
  2. 2Kaynak · s.1Kur’ân-ı Kerîm de yolculuk İz-Terzi Baba Necdet Ardıç İşârî Te’vîl ve Tefekkürü (51) Zâriyât Sûresi. Murat Derûni NECDET ARDIÇ İRFAN SOFRASI TASAVVUF SERİSİ (26Oku
  3. 3Kaynak · s.125halkına bakmaktır. Zîrâ sen nzık kapısını bana bu kudret semâsından açtın ve ben de buna alıştım!” 3793. "Ey sen ki mekânı lâ-mekânda gösterip, “Fi’s-semai rızkOku
  4. 4Kaynak · s.215Nefsi Emmârenin kendisi edepsiz, eğitimsiz zaten ona nasıl eğitim olacak. Yani onun içinde nasıl eğitim olacak. Ona eğitim yapmak için, dışardan ona tesir lazımOku
  5. 5Kaynak · s.137defterinin tutulmasına dayanıyor ama diğer tarikat mertebesinde esma âlemi, sıfat mertebesi, sıfat âlemi kuralları geçerlidir. “ İz- -T-B- ” Yani İbrâhimiyet meOku
  6. 6Kaynak · s.57hey’et-i umûmiyyesi başsız ve ayaksızdır. Ya’nî bu nüzûl ve urûcun ne ibtidâsı ve ne de intihası vardır; zîrâ Hak ezelen ve ebeden Hâlık’tır ve llâh’tır ve Rab’Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.