İçeriğe atla

Zekât ve İnfâk Bu kitaptan sâlik için günlük hayatındaki İrfani dersler nelerdir?

Kitap Soruları25 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, Hakk'ın varlığını kendi varlığında idrak etme, nefsini tezkiye ederek ilâhî hakikatlere ulaşma ve bu idrakle âleme hizmet etme üzerine kuruludur. Mevlânâ'nın yedi öğüdü bu derslerin özünü teşkil eder: cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi olmak Hakk'ın hayat verici sıfatının tecellisi; şefkat ve merhamette güneş gibi olmak Hakk'ın ilâhî hakikatinin remzi; başkalarının kusurunu örtmede gece gibi olmak dervişlik hayatının gereği; hiddet ve asabiyette ölü gibi olmak fenâfillah hâline ulaşma; tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi olmak ilm-i ledünne açılma; hoşgörülükte deniz gibi olmak Hakikat-i İlâhiyye deryasına katılma; ve "ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" düsturuyla Hakk'ın varlığından başka bir şey kalmadığını idrak etmektir. Bu dersler, sâlikin nefsini arındırarak ilâhî ahadiyyeti kendinde mülâhaza etmesini ve bu idrakle infak etmesini sağlar.

Detaylı cevap

Sâlikin günlük hayatındaki irfânî dersler, bir dizi makâmî ve hâlî dönüşümü içerir. Bu dönüşümler, sâlikin niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde derinleşmesini sağlar.

  1. Nefs Tezkiyesi ve Makâmlar: Sâlikin ilk dersi, nefsini tezkiye etmektir. "Nefislerinizi tezkiye ediniz" emri, her mertebedeki nefsin o mertebeye uygun temizlenmesini ifade eder. Bu tezkiye, nefsin kemâl mertebesi olan nefs-i kâmile veya nefs-i safiye'ye ulaşmayı hedefler ki bu, Âdemiyet mertebesi, safiyullah mertebesidir. Bu durum, üzerinde lekeler olan beyaz bir kâğıdın asli temizliğine ulaşması gibidir; yeni oluşumları kabul edecek hale gelmek demektir. Şeriat mertebesinde namaz kılmak, tarikat mertebesinde zikir yapmak gibi ameller, bu tezkiyenin ilk adımlarıdır. Ancak irfâniyet, kişiyi ayrı bir makâma taşır.

  2. Mevlânâ'nın Yedi Öğüdü ve İrfânî Karşılıkları: Hz. Mevlânâ'nın yedi öğüdü, sâlikin günlük hayatına yön veren temel irfânî derslerdir:

  • "Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.": Su, hayatın özelliğidir ve hayat, sübûtî sıfatların ilkidir. Bu, Hakk'ın hayat verici sıfatının sâlikte tecellisidir.
  • "Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.": Güneş, Hakikati İlâhiyye'nin remzidir. Kişinin önce kendine şefkat ve merhamet etmesi, varlığını Hakk'ın varlığı bilmesi ve bunu başkalarına da bildirmesi, Hakikat-i İlâhiyye kaynaklı şefkat ve merhamettir.
  • "Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.": Gece, dervişlik hayatıdır. Derviş, her şeyin Hakk'ın fiili olduğunu idrak ederek, Hakk'ın karanlığında kusur görmez.
  • "Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.": Ölü, fiili olmayandır. İhtiyarî ölümle ölen, fenâfillah hâline ulaşır ve Hakk'ta fâni olan kime hiddet gösterecektir? Bu, bilinç ve idrakte oluşan bir hâldir.
  • "Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.": Toprak, ilm-i ledünnün bâtınıdır. Bu hâl, sâliği ilm-i ledün hâline ulaştırır; ilâhî ilhamları ve hakikat mertebesinden gelen bilgileri temiz bir şekilde almasını sağlar.
  • "Hoşgörülükte deniz gibi ol.": Deniz, Hakikat-i İlâhiyye deryasıdır. Hakk görülü olmak, bu deryadan bir damla olmaktır.
  • "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.": Kendi vehmî, hayalî, zannî bedenine verilen varlığı ortadan kaldırmakla, Hakk'ın varlığından başka bir şey kalmadığını idrak etmektir.
  1. İnfak ve Zekâtın İrfânî Boyutu: Sâlikin en değerli varlığı olan zamanı, Hakk'ın "Hay" isminin zuhurudur. Bu zamanı Hak yolunda kullanmak, onun zamanının yani aslının zekâtıdır. Maddi gıdalar bedeni beslerken, bâtınî gıdalar ruhani hakikati geliştirir. Bu bâtınî gıdaların neticesinde yeni açılımlar olur ve sâlik, kendi özünde hâsıl olan ilâhî ahadiyyetin meyvesini bu varlıkta harcar. Bu, onların zekâtı olur; "zekâtın zekâtı", yani temiz olanın temizinin verilmesidir. Fizikî mânâda "kırkta bir" vermek olan zekât, manevî mânâda "kırkta birini kendine bırakıp otuz dokuzunu vermek"tir. Bu infak, ilâhî ahadiyyeti kendilerinde mülâhaza suretiyle elde etmektir. İhsanın karşılığı yine ihsan olduğu gibi, sâlikin ihsanı da yine kendisine başka bir suretle ihsan olunur.

  2. Gaybe İman ve Ferdiyyet Makâmı: Gerçek mânâda gaybe iman edenler, vitriyet makâmını idrak etmiş olanlardır. Bu âlemden geçip gidenler ise ferdiyyet hakikatini idrak etmiş olanlardır; dünyada yaşadıkları halde dünyayı aşabilmişlerdir. Bu makâma ulaşanlar, "sana indirilene iman ederler" ifadesiyle, zâtî tecellinin kendilerinde olduğuna iman ederler. Bu, yakîn ehli olarak, ahireti adeta görüyormuşçasına iman etmektir.

Sâlikin bu dersleri tatbik etmesi, gönül aynasının cilalanması, kalb gözünün açılması ve ilm-i ledünnînin kalpten kaynamasıyla neticelenir.

Kaynaklar

Bu cevabın dayandığı eser — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Eser, s. 59“Bunlar ara mertebelerdir, geçişlerdir. Yani hiçbirisi netice değildir. Yani liseyle eğitim bitmez, Ortaokul'la eğitim bitmez. Ta ki, üniversiteye gidip orda da ”Oku
  2. 2Eser, s. 61“kitabın içine al der gibiydi. Hakikat ve Marifet mertebelerine kısaca baktıktan sonra konumuz ile alakalı olan ilk beyite dönelim… “ Cömertlik ve yardım etmede ”Oku
  3. 3Eser, s. 99“unutup, “ak akçe kara gün içindir” darb-ı meselini îcâd ve kendi mallarının kuvvetine i’timâd etmişlerdir. Halbuki hâdisât-ı âlem ekseriyâ bu darb-ı meselin aks”Oku
  4. 4Eser, s. 91“İşareti nedir? İfadesi nedir? Nasıl bilinirler, bulunurlar? Onların belirtileri nelerdir? Ayrı konudur. Biz sadece bilgi mahiyeti olan yönünü okuyoruz-inceliyor”Oku
  5. 5Eser, s. 111“sevâb-ı uhrevîye sâî olduğun vakit dahi sana yine hırs derler. İsmin ve hakikatin aslâ değişmez. Binâenaleyh senin kadrine noksan gelmez." Hırs senden bu hıtâbı”Oku
  6. 6Eser, s. 87“bedenimizin gelişmesi için maddi gıdaları mutlaka yememiz gerekiyor. Ruhani, bâtini hakikatimizin gelişmesi için de o bâtini gıdaları yememiz gerekiyor. O bâtin”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.