İçeriğe atla
Kâfirûn 1Cüz 30 · Sayfa 603

Kâfirûn Sûresi 1. Âyet

الكافرون

Sohbete sor

Kul yâ eyyuhâ-lkâfirûn(e)

De ki: "Ey Kafirler!"

Namaz Sûreleri (Cilt 2)

Terzibaba - Necdet Ardıç

“kâfir” kelime anlamı olarak “perdeleyen, örten” anlamındadır. Genel olarak ise küfür, kötü söz şeklinde anlaşılmaktadır oysa “perdeleme, örtme, gizleme, kapatma” ma’nâlarınadır.

İşte o kişiler Hakk’ı ve hakîkatleri perdelediklerinden dolayı “kâfir” vasfı kendilerinde ortaya çıkmaktadır.

Ve küfür, hakîkatlerden gâfil olanların ve âriflerin küfrü olarak iki türlüdür.

Gafil olanlar genel olarak bildiğimiz zâhirende gözüktüğü şekilde Hakk’ı ve dini açıkça inkar edenlerdir.

Âriflerin küfrü ise şöyledir, irfan ehli kendi bünyesinde

zuhurda olan Hakk’ın varlığını her yerde her zaman açığa çıkarmaz ve hatta gerek olmadıkça hiçbir zaman açığa çıkarmaz, ve özünde olan Hakk’ın varlığını dışındaki kendi beşeriyeti ile bilerek ve şuurla perdeler, örter.

Beyazıt Bistâmi bu anlama işaret etmek için; “Ben otuz yıldan beri Allah ile konuşurum ama insanlar benim kendileriyle konuştuğumu zannediyorlar” demiştir.

Yine bu konuda anlattığımız bir hikâye vardır:


İki arif olan arkadaş bir akşam namazını kılarlar iken imam dalgınlıkla iki rekâtta da bu sureyi okumuş, neyse namaz bitmiş camî’den çıkmışlar yolda giderlerken ariflerden biri diğerine,

- İmâm ne yaptı gördün mü? diye sormuş, diğeri de,

- Evet, gördüm-duydum demiş, Kâfirûn sûresini iki kere okudu, demiş, bu sefer diğer arif olan,

- Ama birini senin için birini de benim için okudu, demiş.


Bu hususta arifler.

Küfrü bâtıl mutlak hakk-ı örtmüştür.

Küfrü Hakk ise kendi kendini örtmüştür.

Demişlerdir.


Diğer yönden bakıldığında. “Kûl” Habibim deki, ey nefislerinin zulmeti ve akıllarının kısırlığı ile yaşayan ve kendilerinde bulunan İlâh-i hakikatleri örterek, perdeli küfr halinde yaşayan kimseler.


لَا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ

(109-2) Lâ a’budu mâ ta’budûn.

Ben sizin taptığınız şeylere tapmam.”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(5)