Kâle seâvî ilâ cebelin ya'simunî mine-lmâ-/(i)(c) kâle lâ ‘âsime-lyevme min emri(A)llâhi illâ men rahim(e)(c) vehâle beynehumâ-lmevcu fekâne mine-lmuġrakîn(e)
O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.
Hûd Suresi 43. ayet, Nuh tufanı bağlamında, ilahi takdire karşı beşeri çaresizliği ve kurtuluşun ancak Allah'ın rahmetiyle mümkün olduğunu vurgular. Ayet, 'sığınma', 'korunma' ve 'boğulma' gibi temel kavramlar üzerinden bu mesajı aktarır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'evâ' fiilini, bir yere dönmek, sığınmak ve orada ikamet etmek olarak açıklar. Ayetteki 'se'âvî' (سَـَٔاوِىٓ) ifadesi, Nuh'un oğlunun dağa sığınma arayışını, yani kendini güvende hissedeceği bir yere yönelme isteğini belirtir. Bu, ilahi takdire karşı beşeri bir çare arayışıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'evâ' kelimesinin mecazi olarak bir yere sığınma ve orada barınma anlamını taşıdığını belirtir. Nuh'un oğlunun dağa sığınma isteği, tufanın şiddetinden korunma umudunu ifade eder, ancak bu umut ilahi irade karşısında boşunadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ısmet' kelimesini 'men'' (engellemek) ve 'hıfz' (korumak) anlamlarıyla açıklar. Ayetteki 'ya'sımunî' (يَعْصِمُنِى) ifadesi, Nuh'un oğlunun dağın kendisini sudan koruyacağına dair yanlış inancını gösterir. Bu, Allah'ın emrinden koruyacak hiçbir gücün olmadığını vurgulayan Nuh'un cevabıyla çelişir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ısmet'i, bir şeyi düşmekten veya zarar görmekten alıkoymak olarak tanımlar. Nuh'un oğlunun 'beni sudan korur' sözü, dağın fiziksel bir engel olarak kendisini tufandan kurtaracağı düşüncesini yansıtır. Ancak Kur'an, gerçek koruyucunun yalnızca Allah olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ısmet' kavramının Kur'an'da genellikle ilahi koruma ve günahlardan korunma bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette ise, Nuh'un oğlunun 'ısmet' anlayışı, ilahi koruma yerine maddi bir sığınağa dayanmasıyla, Kur'an'ın genel 'ısmet' anlayışından sapar ve bu durum onun helakine yol açar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'âsım' kelimesini 'mâni'' (engelleyici) ve 'hâfız' (koruyucu) olarak açıklar. Ayetteki 'lâ âsıme' (لَا عَاصِمَ) ifadesi, Nuh'un oğlunun dağa sığınma düşüncesine karşı, Allah'ın emrinden kimsenin kurtulamayacağını kesin bir dille ifade eder. Bu, ilahi kudretin mutlaklığını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'âsım'ın, bir şeyi tehlikeden koruyan ve engelleyen kişi veya şey olduğunu belirtir. Nuh'un 'bugün Allah'ın emrinden koruyucu yoktur' sözü, Allah'ın takdirinin kaçınılmazlığını ve hiçbir beşeri veya doğal gücün buna karşı koyamayacağını net bir şekilde ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mevc' kelimesini suyun yükselip alçalması, dalgalanması olarak tanımlar. Ayetteki 'el-mevc' (ٱلْمَوْجُ), Nuh ile oğlu arasına giren ve onları ayıran, ilahi takdirin bir tezahürü olan dalgayı ifade eder. Bu, Nuh'un oğlunun helakine giden yolu açan fiziksel bir olaydır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'mevc'i, suyun rüzgar veya başka bir etkiyle hareketlenmesi ve yükselmesi olarak açıklar. Ayetteki dalga, sadece bir su hareketi değil, aynı zamanda ilahi hükmün bir aracı olarak Nuh'un oğlunun kurtuluş umudunu tamamen ortadan kaldıran bir güçtür.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ığrak' fiilini suya batırmak ve boğmak olarak açıklar. 'el-muğrakîn' (ٱلْمُغْرَقِينَ) ifadesi, Nuh'un oğlunun da diğer inkarcılar gibi tufanda boğularak helak olduğunu belirtir. Bu, ilahi adaletin ve takdirin bir sonucudur.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ığrak' kelimesinin, bir şeyin tamamen suya batırılması ve yok olması anlamını taşıdığını vurgular. Nuh'un oğlunun 'boğulanlara karışması', onun ilahi emre karşı gelmesinin ve yanlış bir sığınma arayışının nihai sonucunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ğaraka' kökünün Kur'an'da genellikle ilahi ceza ve helak bağlamında kullanıldığını belirtir. 'el-muğrakîn' ifadesi, Nuh'un oğlunun sadece fiziksel olarak boğulmasını değil, aynı zamanda ilahi gazaba uğrayarak helak olmasını da ifade eder.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~11.43~
قَالَ سَاٰوٖى اِلٰى جَبَلٍ يَعْصِمُنٖى مِنَ الْمَاءِ قَالَ لَا عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ اِلَّا مَنْ رَحِمَ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقٖينَ
~ ~ ~
11.43 - Gâle seâvî ilâ cebeliy yağsımunî minel mâé', gâle lâ âsımel yevme min emrillâhi illâ mer rahim, ve hâle beynehumel mevcu fekâne minel muğragîn.
Diyanet Meali:
11.43- O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.43- O, ben: beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım dedi, bugün, dedi: Allah’ın emrinden koruyacak yoktur, meğer ki o rahmet buyıra derken, dalga aralarına giriverdi, o da boğulanlardan oldu
rtfSndPly*11.44*
Nuh peygambere Tufandan kurtulacakların listesi verilmişti. Çünkü Allah kimin iman edip etmeyeceğini en iyi bilendir. Bu yüzden karada kalan oğlunun kurtuluşu yoktur. Ama yine de babalık içgüdüsü ile “şüphesiz oğlum ailemdir!” demiştir.
Allah’ın bu ayette buyurdukları kıyamete kadar bütün müminlere bir ihtardır. Ahirette şefaatçi de kabul edilmeyecektir. Resul olan baba, eşin ne çocuğuna ne de hanımına faydası dokunmayacaktır.
Tasavvufta yapılan seyirler tek başınalıktır. Kişinin kurtuluşu kendinden geçer. başta Mürşidi, yakınları, dostları velhasıl hayatın kendisi ibretlik tablolar sunar. Önemli olan göz ve kulak ayarlarının yapılmasıdır. Yoksa babanın peygamber olması dahi oğlunu kurtaramaz! N.M.
---------------------
11- Hud Suresi- Ayet 44