Veşeravhu biśemenin baḣsin derâhime ma'dûdetin vekânû fîhi mine-zzâhidîn(e)
Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/20. “Ve onu değersiz bir pahaya, sayılı birkaç dirhem ile satıverdiler ve onlar zâten ona değer vermemişlerdi.” Onu az bir paraya sattılar.Ondan “zühd” sahibi olmak istediler.” Zâhid” uzaklaşmak demektir. Onu ticaret malı olarak gördüler. Buradaki tefsirler ihtilâflıdır. Ya onu kervana ucuz bir paraya sattılar, veyahut kardeşleri ondan uzaklaşmak için kervancılara ucuz paraya sattılar. İşte bu
satışta ihtilâf vardır. Satışı ya bu kervancılar yaptı, ya da kardeşleri kervana sattı. Kesin değil. Yoruma açık bir mesele. Kardeşleri zaman zaman giderler ona yemek götürürlermiş. Ne durumda diye. İşte ozaman kervanın geçtiğini görüp de Yûsufu kuyudan çıkarttıklarını görünce yanlarına gelmişler. “Bu bizim malımızdır” diye. “ Alın bunu götürün buradan.” Zâten gayeleri de uzaklaştırmakdı. Kervan da onu alıp götürecek, izi kaybolur diye ona karşı ”zühd” hâlinde idiler. Uzaklaşmak istiyorlardı. Onu satın alan kervanın nasıl mısıra gittiğini söylemeden devam ediliyor.