Yâ beniyye-żhebû fetehassesû min yûsufe veeḣîhi velâ tey-esû min ravhi(A)llâh(i)(s) innehu lâ yey-esu min ravhi(A)llâhi illâ-lkavmu-lkâfirûn(e)
"Ey oğullarım! Gidin Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez."
"Ey oğullarım, gidin, Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin; zira kâfir kavimden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez."
Yusuf Suresi'nin 87. ayeti, Hz. Yakup'un oğullarına Yusuf ve kardeşini aramalarını emrederken, Allah'ın rahmetinden ümit kesmemeleri gerektiğini vurgular. Ayet, 'gitmek', 'aramak', 'ümit kesmek' ve 'rahmet' gibi temel kavramlar üzerinden imanın ve tevekkülün önemini dilbilimsel bir derinlikle işler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zehebe' fiilinin asıl anlamının bir yerden ayrılıp başka bir yere yönelmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'İzhebû' emri, Hz. Yakup'un oğullarına fiziksel bir hareketle Yusuf'u ve kardeşini bulmak üzere yola çıkmalarını emretmesidir, bu da aktif bir arayışı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'zehebe' fiilinin Kur'an'da hem gerçek anlamda gitmek hem de mecazi olarak bir şeyin yok olması veya sona ermesi anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette ise, oğulların somut bir yolculuğa çıkması kastedilmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tahassüs' kelimesinin 'hiss' kökünden türediğini ve bir şeyi duyularla, özellikle de dokunarak veya dikkatlice araştırarak aramak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Yusuf'u ve kardeşini bulmak için titiz ve ısrarlı bir arayış içine girme emrini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tahassüs'ün 'tecessüs'ten farklı olarak hayırlı bir şeyi aramak için kullanıldığını vurgular. Bu ayette, kaybolan kardeşleri bulma gibi olumlu bir amaçla yapılan dikkatli bir araştırmayı ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tahassüs'ün, bir şeyi hissetmeye, anlamaya veya bulmaya yönelik yoğun bir çabayı ifade ettiğini belirtir. Yusuf Suresi'ndeki bağlamda, oğulların Yusuf ve kardeşinin izini sürmek için gösterdikleri gayreti ve duyarlılığı anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ye's' kelimesinin bir şeyin elde edilemeyeceğine dair kesin bir kanaatle ümidi kesmek anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'lâ te'yesû' ifadesi, Allah'ın rahmetinden asla ümit kesilmemesi gerektiğini, bunun imanın bir gereği olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ye's'in kalbin bir şeyden tamamen ümidini kesmesi hali olduğunu belirtir. Ayetteki nehiy, Allah'ın kudretine ve merhametine olan inancın sarsılmaması gerektiğini öğütler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ye's' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın rahmetinden ümit kesme bağlamında kullanıldığını ve bunun küfürle ilişkilendirildiğini belirtir. Bu ayet, ümitsizliğin imana aykırı bir durum olduğunu açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'revh' kelimesinin 'ruh' kökünden geldiğini ve rahatlık, ferahlık, genişlik, merhamet ve kurtuluş gibi anlamlara geldiğini ifade eder. Ayetteki 'revhillah' (Allah'ın rahmeti), Allah'ın kullarına bahşettiği lütuf, kolaylık ve sıkıntıdan kurtuluş anlamındadır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'revh' kelimesinin Kur'an'da 'ferahlık, genişlik ve rahmet' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, Allah'ın sıkıntıları gideren, kolaylık sağlayan ve ümit veren lütfunu ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'revh'in 'ruh' ile bağlantılı olarak canlanma, hayat bulma ve rahatlama anlamlarını taşıdığını açıklar. Ayetteki 'revhillah', Allah'ın kullarına bahşettiği manevi ve maddi rahatlığı, kurtuluşu ve merhameti simgeler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'küfr' kelimesinin asıl anlamının bir şeyi örtmek olduğunu, bu nedenle Allah'ın nimetlerini örten, yani inkar eden kişiye 'kafir' denildiğini belirtir. Ayetteki 'kâfirûn', Allah'ın rahmetinden ümit kesenleri, yani O'nun kudretini ve merhametini inkar edenleri ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'küfr'ün Kur'an'daki temel anlamının Allah'ın varlığını ve birliğini, peygamberlerini ve vahyini inkar etmek olduğunu vurgular. Bu ayette, Allah'ın rahmetinden ümit kesmenin, O'nun kudretine ve merhametine karşı bir inkar ve nankörlük olduğu belirtilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'küfr'ün sadece inançsızlık değil, aynı zamanda Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ve O'nun kudretini hafife alma anlamlarını da içerdiğini belirtir. Ayetteki 'kâfirûn', Allah'ın rahmetinden ümit keserek O'na karşı nankörlük edenleri ve O'nun gücünü inkar edenleri temsil eder.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/87. “Oğullarım!. Gidinizde Yusuf'tan ve kardeşinden 131
bir haber arayıp sorunuz. Ve Allah'ın rahmetinden ümitsizliğe düşmeyiniz. Çünki Allah'ın rahmetinden kâfirler topluluğundan başkası ümidini kesmez.”