İllâ meni-steraka-ssem'a feetbe'ahu şihâbun mubîn(un)
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.
Ancak kulak hırsızlığı eden şeytan hariç, onu apaçık bir alev sütunu takip eder.
Hicr Suresi 18. ayet, şeytanların gök haberlerini çalma girişimlerini ve bu girişimlerin ilahi bir güçle nasıl engellendiğini dilbilimsel olarak ele almaktadır. Ayet, 'kulak hırsızlığı' ve 'parlak ateş' kavramları üzerinden ilahi düzenin korunmasını ve şeytani müdahalelerin akıbetini semantik bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'seraka' (سرق) fiilinin gizlice ve hırsızlıkla bir şeyi almak anlamına geldiğini belirtir. 'İsteraka' (استرق) ise bu fiilin 'istif' babından gelerek, bir şeyi gizlice ve zorla elde etme, özellikle de kulak hırsızlığı yapma anlamını pekiştirdiğini ifade eder. Ayetteki kullanımı, şeytanların gök haberlerini gizlice dinleme çabalarını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'isteraka' fiilini 'gizlice dinlemek' olarak açıklar. Ayetteki 'isteraka' kelimesi, şeytanların gök haberlerini çalma girişimini mecazi bir ifadeyle anlatır; sanki bir hırsızın mal çalması gibi, onlar da bilgi çalmaya çalışırlar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'seraka' kökünün Kur'an'daki kullanımının genellikle 'gizlice ve hile ile elde etme' anlamını taşıdığını belirtir. 'İsteraka' fiili, bu bağlamda, ilahi düzene karşı yapılan gizli ve yasa dışı bir müdahale olarak yorumlanabilir. Şeytanların gök haberlerini 'çalma' eylemi, onların ilahi bilgiye izinsiz erişim çabalarını sembolize eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sem'' (سمع) kelimesinin hem işitme duyusunu hem de işitilen şeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'isteraka' fiiliyle birlikte kullanıldığında, 'sem'' kelimesi, şeytanların gizlice dinlemeye çalıştığı gök haberlerini, yani ilahi vahiyleri veya meleklerin konuşmalarını ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'sem'' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve burada 'haber' veya 'söz' anlamında olduğunu ifade eder. Şeytanların 'sem''i çalması, onların gök alemindeki konuşmaları veya bilgileri çalma girişimini anlatır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'etbeahu' fiilinin 'bir şeyi bir şeye ulaştırmak' veya 'peşinden göndermek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, 'şihâb'ın (parlak ateş) 'isteraka' edeni (kulak hırsızlığı yapanı) takip etmesi, ilahi bir ceza veya engelleme mekanizmasını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'etbeahu' fiilinin 'bir şeyi diğerinin arkasına düşürmek, onu takip ettirmek' anlamını taşıdığını açıklar. Ayette, kulak hırsızlığı yapan şeytanın peşine bir 'şihâb'ın düşmesi, ilahi bir kovalamaca ve cezalandırma eylemini sembolize eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şihâb' kelimesini 'alevli, parlak ateş parçası' olarak tanımlar. Genellikle gökyüzünden düşen ve parlak bir iz bırakan cisimler için kullanılır. Ayette, şeytanları kovalayan ve yakan ilahi bir güç olarak tasvir edilir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'şihâb'ı 'ateşten bir parça' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, şeytanların gök haberlerini çalma girişimlerine karşı bir engel ve ceza olarak gönderilen, onları yakan veya uzaklaştıran bir güçtür.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'şihâb' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'yıldız kayması' veya 'ateş topu' anlamında kullanıldığını ve şeytanları kovmak için bir araç olarak zikredildiğini belirtir. Bu, ilahi düzenin korunması ve şeytani müdahalelerin engellenmesi bağlamında önemli bir sembolizme sahiptir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'mübîn' kelimesinin 'açık, belli, açıklayıcı' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'şihâbün mübîn' ifadesi, şeytanları kovalayan ateşin sadece bir ateş parçası olmadığını, aynı zamanda açıkça görünen, belirgin ve etkili bir ceza olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'mübîn'in hem 'açıkça görünen' hem de 'açıklayıcı' anlamlarını taşıdığını belirtir. 'Şihâbün mübîn', şeytanlara karşı ilahi gücün açık ve net bir göstergesi olarak işlev görür, onların girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanacağını açıkça ortaya koyar.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.