İçeriğe atla
Hicr 17Cüz 14 · Sayfa 263

Hicr Sûresi 17. Âyet

الحجر

Sohbete sor

Vehafiznâhâ min kulli şeytânin racîm(in)

Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.

Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âyet-i kerîmeler de Zâtî’dir. Zâhir ve bâtın îzâhları, Terzi Baba’nın 6-Mübârek Geceler ve Bayramlar isimli kitâbın-ın 22 ve 23’üncü sayfalarında yapılmıştır; özet olarak buraya aktaralım.


Hz. Resûlullâh (s.a.v.)’in yeryüzüne teşrîflerinden evvel cinler gökyüzüne çıkıp meleklerin görev değişimi vakitlerinde aralarında geçen konuşmaları gizlice dinliyorlardı. Bu “kulak hırsızlığı” yoluyla öğrendikleri geleceğe dâir bilgileri yeryüzüne indiklerinde kâhin veya medyum denilen kişilere aktarıyorlardı. Böylece bu kişiler, yaşadıkları toplum içinde din adamlarından bile daha yüksek bir itibâr kazanıyorlardı.

Ancak, Efendimiz (s.a.v.)’in yeryüzüne peygamber olarak gönderilmesinden sonra, cinler gökyüzündeki haberleri dinlemekten men edildiler. Eğer dinlemeye kalkışırlarsa, görevli melekler onları “şihâb” adı verilen parlak bir ateşle vurup, yakıp kül ediyordu. Artık, “tek ve emin” haberci olarak Resûl-ü Kibriyâ Hazretleri görevlendirilmişti.

Âyet-i kerîmeyi enfüsî olarak yorumlarsak; “semâ” kişinin gönül âlemidir. “Hakîkat-i Muhammedî” doğmadan evvel orası hayâl ve vehîm bilgileri ile doludur. Ne zaman ki “Hakîkat-i Muhammedî” kişide zuhûra gelir, o andan itibaren artık hayâl ve vehmin yolu kapanır, gönle Muhammedî bilgiler dolmaya başlar. Artık, o kişiye cinler ve şeytânlar yaklaşamaz, çünkü “Nûr-u Muhammedî” onları yakar. Böylece kişide doğru ilim çoğalmaya başlar, gayreti ve himmeti nispetinde yükselmesini sürdürür.

Son olarak, okuduğumuz âyetin günümüzde zâhirî olarak nasıl bir ilmi ortaya koyduğuna kısaca bakalım. Bu âyet, Amerika’nın “yıldız savaşları” projesi kapsamında geliştirmeye çalıştığı, füzeleri daha gökte iken etkisiz hale getirmek için kullanmayı amaçladığı, lazer teknolojisinin temelini anlatmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de evvellerin ve âhirlerin ilmi bildirilmiş olup, henüz keşfedilmemiş nice ilimler onun içinde mevcûttur. Ancak, ne yazık ki biz tutucu Müslümanlar, elimizdeki bu sonsuz hazîneyi sadece baş ucumuza asıp bazen de ölülerimize okumakla yetiniyoruz. Allâh (c.c.) bizleri Kur’ân'dan en geniş şekilde faydalandırsın. Müslümanlar olarak örnek insânlar olup, dinimize yararlı olalım. " İz- -T-B- "



Âyet 19

وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْزُونٍ

~ ~ ~
Vel arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ revâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli şey’in mevzûn.

Yeri de yaydık, ona sâbit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(8)