Vece'alenî mubâraken eynemâ kuntu veevsânî bi-ssalâti ve-zzekâti mâ dumtu hayyâ(n)
"Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti."
Meryem Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(31) (Ve cealenî mubâreken eyne mâ kuntu ve evsânî bis salâti vez zekâti mâ dumtu hayyen.)
“Ve beni nerede bulunursam bulunayım mübârek kıldı. Ve hayatta kaldığım sürece namazı ve zekâtı bana vasiyet etti (emretti).” Kim ki fenâfillâh mertebesinde Îsevîyyet halini yaşıyorsa Cenâb-ı Hakk (c.c.) onu her bulunduğu yerde mübârek kılmaktadır ve kendisi böyle olduğu için çevresine de bunu yayar, etrafında olanlar bunu bilseler de bilmeseler de bu yayılır. Günümüzde Îsevî oldukları söyleyen zümreler ne namaz kılmaktalar ne de zekât vermektedirler ve bu Âyeti kerîme ile de onların Îsâ (a.s.) ın gerçek ümmeti olmadıkları açık olarak ortaya çıkmaktadır.
Ayrıca bizler ise bu mertebelerin hakîkâtlerini yaşıyor iken namaz ve zekât bize emrolunmaktadır. Bu âyeti kerîme ile de bu yolda olup “biz artık Hakk ile Hak olduk nereye ibâdet edeceğiz” diyerek ibâdeti bırakan kişilerin bu hükümleri-düşünceleri, ortadan kalkmaktadır. Üstelik bu mertebeye gelindiğinde ef’âl âleminde kılınan namazdan daha güzelini kılmamız lâzımdır ki, “ubudet” hakîkâtine erişmiş olalım.