İçeriğe atla
Meryem 30Cüz 16 · Sayfa 307

Meryem Sûresi 30. Âyet

مريم

Sohbete sor

Kâle innî ‘abdu(A)llâhi âtâniye-lkitâbe vece'alenî nebiyyâ(n)

Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı."

Meryem Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(30) (Kâle innî abdullâhi, âtâniyel kitâbe ve cealenî nebîyyen.)

(Bebek) şöyle dedi: “Muhakkak ki ben, Allah'ın kuluyum. Bana kitâp verdi ve beni nebî kıldı.” Cenâb-ı Hakk (c.c.) Îsâ (a.s.) dan daha o günden Îsevîyyet mertebesinin özü olan hakîkâti dile getirmektedir. Bebek olan Îsâ (a.s.) ın “abdullâhi yâni Allah’ın kuluyum” demesi bu hakîkâtin kuluyum demektir. Îsâ (a.s.) ın bu halinin oluşmasında kendisinin bir müdahalesi olmadığı için bu hâdise de mutlak kader hükmüne girmektedir.

Abd” , “beşik” ve “İncil” konusu hakkında “Onüç ve Hakîkâti İlâhîyye” isimli kitâbımızın ilgili bölümünü aktaralım:


Abd” sayı değerleri (70+2+4 =76) tı’dır toplarsak, (7+6=13) tür. Demekki abdîyyet mertebesinin de kaynağı (13) tür, bütün bu mertebelere hayret etmemek mümkün değildir. O halde yapılan bütün ibâdetler, (13) ten (13) e dir. (13) olan “abd” den (13) olan ilâhi hakîkâtedir. “Abd” yâni “kul” evvelâ bâtınında olan (13) ile beşeri abdîyyet anlayışı içerisinde kendine ayrı bir varlık vererek zâhiren ibâdetine devam eder. Daha sonraki eğitimleri ile kendinde, özünde var olan Hakîkât-i ilâhîyyeyi ortaya çıkarır ki; (13) ün (13) ile bâtınen buluşmasıdır. Bu şekilde yapılan ibâdetin ismi “ubudet” tir. İbadet kulluk mertebesinin ifâdesi. Ubudet ise Ulûhîyyet mertebesinin ifâdesidir. Kişinin yapmış olduğu hareket ve şekiller aynı, anlayış ve mânâlar farklıdır. Benlik ile yapılan kulluğun ismi ibâdet, benliğinden sıyrılarak yapılan kulluğun ismi ifâdesi ise ubudettir. İbadet kulun fiili ubudet ise Hakk’ın fiilidir.


İşte belirtilen bu şekilde ibâdet eden ibâdet ehline kitâb verilmektedir. Bu kitâb ayrı bir İncil veya Kûr’ân şeklinde değil, onların içerinde mevcût olan hakîkâtleri anlama kaabiliyeti açılmaktadır. Ve o kişiye nebîlik te verilecek ki o kitâbı aktarabilsin yâni kişi öğrendiklerini yavaş yavaş çevresinde olup taleb edenlere bildirmektedir.


Burada dikkat çeken husus (Îsâ) (a.s.) mın (beşik) te iken konuşmasıdır. (mehd) “beşik” sayısal değeri (40+5+4+=49) dur toplarsak, (4+9=13) tür ki, çok açıktır. Daha beşikte iken bile hem zâhir, hem bâtın (Îsâ) (a.s.) mı (13) sarmıştır. Bunun dışına da çıkması mümkün değildir. Beşik çocukların sığınağı güven duyduğu ve içinde büyüdükleri özel mekânlarıdır ve her insân için de geçerli

dir.Doğan her insân, ailesinin sosyal düzeyine göre bir beşik içinde çocukluk günlerini geçirir. İstisnasız her millet ve dinden olan çocuklar bu beşiklerin, (mehd)in içinde yâni (13) ün muhafazası içinde büyürler, ne müthiş bir sistem, bilinse de, bilinmese de, her kes daha küçüklükten bu (13) beşiğinin içine girmiş olmaktadırlar ve hâl dilleri ile bu hakîkât-i anlatmaktadırlar.


Gerçek İncil “Îsâ” (a.s.)ın kendisidir. Çünkü ALLAH’ın kelimesi ve Îsevîyyet mertebesinin (10) zuhur yeridir. İncil ismiyle kayıtlı bir kitâp gelmemiştir. Bu yüzden böyle bir kayıt bulunamamıştır, çünkü yoktur. Elde bulunan ve “İncil” ismi verilen dört yazılımın gerçek isimleri ise (hadis-i Îsâ) lar’dır. Ve yazarlarının isimleriyle yazarlarına göre vardırlar.

“İncil” (Matta)ya göre:

“İncil” (Markos)a göre:

“İncil” (Lûka)ya göre:

“İncil” (Yuhanna)ya göre:

Bu yazılımlar, yazarlarının anlayışları üzere ürettikleri (hadis-i Îsâ)lar’ dır. ALLAH’ın kitâbı ise (ALLAH’a göre) olur. “Kullara göre” olmaz. Bugün elde bulunan gerçek “İncil” “Kûr’ân-ı Keriym”min içinde bulunan ve ora da muhafaza edilen “Îsâ”(a.s.) hayatını ve Îsevîyyet mertebesini anlatan Kûr’ân-ın Âyetleridir. Günümüzden yaklaşık üç bin sene evvel gelmiş olan Tevrat’a ait olduğu bildirilen yazılımlar olduğu halde, ondan yaklaşık bin sene sonra geldiği söylenen gerçek “İncil”den acaba ortada niye bir vesîka yoktur.?

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)