İçeriğe atla
Bakara 106Cüz 1 · Sayfa 17

Bakara Sûresi 106. Âyet

البقرة

Sohbete sor

Mâ nensaḣ min âyetin ev nunsihâ ne/ti biḣayrin minhâ ev miślihâ(k) elem ta'lem enna(A)llâhe ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)

Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?

Bakara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

مَا نَنسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نُنسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِّنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللّهَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

(2/106) Ma nensah min Âyetin ev nünsiha ne'ti Bi hayrin minha ev misliha* elem ta'lem ennAllahe alâ külli şey'in kadiyr;

* Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?

Biz Âyetlerden bazılarını nesh ederiz yani hükümlerini kaldırırız veya unuttururuz, onun yerine ondan daha hayırlısını getiririz veya benzerini getiririz, bilmezmisin

Allah herşey üzerine kadir’dir. Bu hükmü duyan küfür ehli, bu nesh etme olayını alay konusu yapmışlar, halbuki bu yerli yerinde bir Âyettir ve böyle de olması lâzım gelir, onlar ise Allah bir Âyeti koymuşsa onu kaldırmaz diyorlar, niye yapsın bunu diyorlar, halbuki onlar düşünmüyorlar İncil ile birlikte Tevrat’ın bir çok Âyetleri neshedildi, Kûr’ân ile birlikte İncil ve Tevrat’ın bir çok Âyetleri neshedildi, eğer nesih hadisesi olmasaydı Tevrat gelir kalırdı başka kitaba gerek kalmazdı yani yeni hükümlere gerek kalmazdı, tabi onlar her gelen Âyeti kendi istikametlerine göre yorumladıklarından böyle düşünmüşlerdir.

Şimdi biz onları bir tarafa bırakıp gelelim kendimize, bizde her mertebeye geçtiğimiz zaman bir nesih olması lâzımdır, kaldırılması lâzımdır, kaldırılması lâzımdır derken o Âyetin tamamen hükümsüzlüğü değil ondan sonra onunla birlikte gelen Âyetin hükmü altına girmek yani sonraki mertebedeki Âyetinde tatbikatını yapmak, daha evvelce o Âyeti kendi bünyemizde tatbik edemezken ki o zaman bizce o Âyet müteşabih Âyet hükmünde idi, ne zaman ki bizde muhkem Âyet hükmüne geçti işte o zaman bir evvelki görevli olduğumuz Âyet veya mertebesinde olduğumuz Âyet “Nâsûh” Âyeti hükmüne geçiyordur.

Bütün bu Âyetler şeriat, tarikat, hakikat, marifet mertebeleri içerisinde olduğundan, şeriat mertebesi dahil bütün uygulamasını yapacağız. Yeni bir Âyet diyor, Kûr’ân’ı Kerîm’in içerisinde zâten bunların hepsi mevcut gelmiştir, ama yaşam sistemini oluşturmamız gerekiyor.

Bakara sûresi 186.Ayette “Ve iza seeleke ıbadiy anniy feinniy kariyb, uciybu da'vetedda'ı iza deani,” yani ”Ey Habibim kullarım senden Beni sorduklarında Ben onlara yakınım ve dua ettikleri zaman dualarına icabet ederim” diyor ve imânın tenzih yaşantısındaki mertebesini anlatıyor, fakat “ve nahnu akrebu ileyhi min hablil veriyd;” (Kaf,50/16.Ayet) yani ”Şah damarınızdan daha yakınım” dediği zaman bir önceki Âyetin hükmü kalmıyor, fakat kalmıyor diye de bu KÂr’an’ı KerÎm’den tamamen çıkartılmış değildir, kim hangi merteye gelirse o

mertebede onun için o geçerlidir, o daha yukarılara çıktığında o Âyet görevini yapmış olur, mesela daha sonra “feeynema tüvellu fesemme VECHULLAH” (Bakara, 2/115.Âyet) yani ”Nereye baksan Allah’ın vechini görürsün” Âyeti ise daha yukarılardan bahsediyor, ilk Âyetin hükmü artık burada o kişi için geçmez. Bu husus bir irfaniyyet anlayışıdır, ve özeldir.

Allah herşeye kadirdir, yani sen şu mertebedesin ve ömür boyu orada kalacaksın değildir, Allah’ın kudreti vardır seni oradan geçirir, sende üstüne düşeni yap, yani dilerse senin neshini ordan veya burdan yapar, burada hıristiyanlar ile aramızdaki farka gelelim, hıristiyanlarda mesheden yani temizleyen mânâsına “Mesih” vardır, bizde ise “nâsih” vardır, kendi varlığının nefsinden arınması, nefsaniyetini tamemen ortadan kaldırmaktır, çünkü İslâmiyette hem nefis var, hem de Allah vardır, zâten hiç olmayacak bir şeydir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)