Keyfe tekfurûne bi(A)llâhi vekuntum emvâten feahyâkum(s) śumme yumîtukum śumme yuhyîkum śumme ileyhi turce'ûn(e)
Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O'na döndürüleceksiniz.
Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.
Bu ayet, insanın yaratılış ve ölüm döngüsü üzerinden Allah'ın kudretini ve birliğini vurgulayarak, O'nu inkâr etmenin mantıksızlığını sorgulamaktadır. Anahtar kavramlar, yaşam, ölüm ve dönüş fiilleri etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): K-F-R kökü, bir şeyi örtmek, gizlemek anlamına gelir. Bu bağlamda, Allah'ın nimetlerini ve varlığını örterek inkâr etmek, nankörlük etmek demektir. Ayetteki 'nasıl inkâr edersiniz?' ifadesi, Allah'ın açık delillerine rağmen bu gerçeği örtbas etmeyi sorgulamaktadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Küfr kavramı, Kur'an'da sadece inançsızlık değil, aynı zamanda Allah'ın lütuflarına karşı nankörlük ve O'nun varlığını görmezden gelme anlamını da taşır. Bu ayette, insanın yaratılış ve diriliş döngüsü gibi apaçık delillere rağmen Allah'ı inkâr etmesi, bu nankörlüğün en belirgin örneği olarak sunulur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): K-F-R fiili, mecazi olarak bir şeyi örtmek, gizlemek anlamında kullanılır. Ayetteki 'tekfurûne' ifadesi, Allah'ın varlığına dair delillerin apaçık olmasına rağmen, bu delilleri görmezden gelerek, üzerini örterek inkâr etme eylemini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): M-V-T kökü, hayatın zıddı olan ölümü ifade eder. 'Emvâten' kelimesi, ayetteki bağlamda, insanın yaratılmadan önceki cansız, ruhsuz halini, yani yokluk durumunu anlatır. Bu, Allah'ın kudretinin bir göstergesi olarak, yoktan var etme eyleminin başlangıcıdır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Mevt (ölüm), hayatın sona ermesi veya hiç var olmaması durumudur. Ayetteki 'küntüm emvâten' ifadesi, insanın henüz yaratılmamış, varlık sahasına çıkmamış, dolayısıyla hayat sahibi olmayan durumunu tasvir eder. Bu, Allah'ın diriltme gücünün büyüklüğünü vurgulamak içindir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-Y-Y kökü, hayat ve canlılık anlamına gelir. 'Fe-ahyâküm' ifadesi, Allah'ın cansız olanı canlandırması, yoktan var etmesi ve ona hayat vermesi eylemini anlatır. Ayetteki bu kullanım, insanın başlangıçtaki yokluk halinden varlığa çıkarılmasını, yani yaratılışını ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İhya (diriltme), bir şeye hayat verme, onu canlı kılma demektir. Ayetteki 'fe-ahyâküm', Allah'ın insanı başlangıçta cansız bir halden canlı bir varlık olarak yaratmasını, ona ruh üflemesini ve varlık sahasına çıkarmasını ifade eder. Bu, Allah'ın mutlak kudretinin bir delilidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): M-V-T fiili, hayatın sona ermesi, ruhun bedenden ayrılması anlamındadır. Ayetteki 'yümîtüküm' ifadesi, Allah'ın insanlara bahşettiği hayatı belirli bir süre sonra geri alacağını, yani onları öldüreceğini belirtir. Bu, Allah'ın hem hayat veren hem de hayatı sona erdiren kudretini gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İmâte (öldürme), bir canlının hayatını sonlandırma eylemidir. Ayetteki 'yümîtüküm', Allah'ın insanlara takdir ettiği ömrün sonunda onları öldüreceğini, bu dünyanın geçiciliğini ve Allah'ın her şeye muktedir olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-Y-Y kökü, diriltme ve yeniden hayat verme anlamını da taşır. 'Yuhyîküm' ifadesi, Allah'ın öldürdükten sonra insanları kıyamet günü tekrar dirilteceğini, onlara yeniden hayat vereceğini anlatır. Bu, Allah'ın ahiret inancının temelini oluşturan kudretinin bir göstergesidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İhya fiili, Kur'an'da hem ilk yaratılışı hem de ölümden sonraki dirilişi ifade etmek için kullanılır. Bu ayetteki 'yuhyîküm', özellikle ikinci dirilişi, yani ahiretteki yeniden canlanmayı vurgular. Bu, Allah'ın sonsuz kudretini ve vaadini teyit eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): R-C-A kökü, bir yere geri dönmek, bir şeye yönelmek anlamındadır. 'Turceûne' kelimesi, ayetteki bağlamda, tüm bu yaşam ve ölüm döngüsünün sonunda insanların Allah'a döneceğini, O'nun huzurunda toplanacağını ifade eder. Bu, hesap verme ve ahiret inancının bir parçasıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Rücu' (dönüş), bir şeyin başladığı yere veya ait olduğu makama geri dönmesidir. Ayetteki 'ileyhi turceûne' ifadesi, insanın yaratılışından itibaren Allah'a ait olduğunu ve nihayetinde O'na döneceğini, O'nun hükmüne tabi olacağını mecazi olarak anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rücu' kavramı, Kur'an'da sadece fiziksel bir dönüş değil, aynı zamanda varoluşsal bir dönüşü, yani insanın nihai olarak Allah'ın iradesine ve hükmüne teslim olmasını ifade eder. Bu ayette, yaşam ve ölüm döngüsünün ardından Allah'a dönüş, insanın sorumluluğunu ve ahiret inancını pekiştirir.
Bakara Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَاتاً فَأَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
(2/28) Keyfe tekfurune Billahi ve küntüm emvaten feahyaküm, sümme yümiytüküm sümme yuhyiyküm sümme ileyhi türceun;
* Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O’na döndürüleceksiniz.
Bu Âyet-i Kerîme’yi reenkarnasyoncular kendilerine mesnet yapıyorlar halbuki iş hiç onların düşündükleri gibi değildir, Allah’a niye küfrediyorsunuz, Allah’ın hakikatini niye örtüyorsunuz ve siz ölüler idiniz o size hayat verdi Sonra sizi tekrar öldürecek sonra size tekrar hayat
verecek,sonrada ona döndürüleceksiniz. Tefsirciler siz ölüler idiniz derken siz daha dünyaya gelmeden yani ana rahminden evvelki hal olduğunu söylüyorlar, oysa siz ölüler idiniz derken siz demek sûretiyle bir varlığın olduğunu yani yaşayan bir varlığın olduğunu fakat ölü hükmünde olduğunu anlatıyor, ve aslına bakarsak ta biz ölüyüz, yani kendimizi tanıyıncaya kadar , yaşımız kaç olursa olsun kendimizi idrak edemediysek, tanıyamadıysak ölü hükmündeyiz, işte “ölmeden önce ölünüz” dediği, gerçek ölümle ölmek yani nefsaniyetimizden sıyrılıp ebedi Hayy ile Hayy olmaktır, siz ölüler idiniz biz size hayat verdik yani bu dünyada iken sizi size tanıttık, kendi hakikatinizi idrak ettirdik ve ikinci doğuşla sizi tekrar hayata getirdik yani rûhâni hayata getirdik, eğer bu beden bu dünyaya gelmemiş olsa ikinci doğuşun olması mümkün değil, işte siz gerçek mânâda dirildikten sonra tekrar sizi fizik olarak öldüreceğiz ahirete intikal ettireceğiz, mahşer yerine getireceğiz.