İçeriğe atla
Bakara 281Cüz 3 · Sayfa 47

Bakara Sûresi 281. Âyet

البقرة

Sohbete sor

Vettekû yevmen turce'ûne fîhi ila(A)llâh(i)(s) śumme tuveffâ kullu nefsin mâ kesebet vehum lâ yuzlemûn(e)

Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah'a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.

Bakara Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

وَاتَّقُواْ يَوْماً تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى اللّهِ ثُمَّ تُوَفَّى كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ

(2/281) Vetteku yevmen turceune fiyhi ilellahi sümme tüveffa küllü nefsin ma kesebet ve hüm la yuzlemun;

* Öyle bir günden sakının ki, o gün hepiniz Allah’a döndürülüp götürüleceksiniz. Sonra herkese kazandığı amellerin karşılığı verilecek ve onlara asla haksızlık yapılmayacaktır.

İttika edin ey mü’minler, sakının şu günden ki, o gün Allah’a döneceksiniz, yani Allah’a döneceğiniz gün gelmeden evvel sakınınız, dünyaya, nefsinize meyletmek-ten sakınınız;

Bilindiği gibi bu Âyet-i Kerîme son gelen Âyettir, ve tavsiye niteliğindedir.

Bu Âyet tavsiye olarak gelen ve bütün bu hakikatleri bünyesinde toplamış olarak gelen bir Âyettir, o gün gelmeden evvel fiillerinizi güzelce yapın demektir.

Diğer yönüyle kişi tevhid yolundaysa eğer, senin nefsaniyetin senden alınıp Rabbine döneceksin, Rab olacaksın yani beşeriyetin kalkacak Rabbine döndürüleceksin ifadesi vardır. Sonra ifa edilecektir yani verilecektir, her nefis neyi kazanmışsa kendisine o verilecektir ve zulüm olunmayacaktır.

Hüküm düzeyinde gelen bir son Âyet daha vardır o da veda haccında gelen “el yevme ekmeltü leküm diyniküm“ (Maide,5/3.) Âyetidir, bu Âyet ise Hz.

Rasûlüllah’a ölümünden evvel gelen son hükmi Âyettir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيْنٍ إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى فَاكْتُبُوهُ وَلْيَكْتُب بَّيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِ وَلاَ يَأْبَ كَاتِبٌ أَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللّهُ فَلْيَكْتُبْ وَلْيُمْلِلِ الَّذِي عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللّهَ رَبَّهُ وَلاَ يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْئاً فَإن كَانَ الَّذِي عَلَيْهِ الْحَقُّ سَفِيهاً أَوْ ضَعِيفاً أَوْ لاَ يَسْتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُ بِالْعَدْلِ وَاسْتَشْهِدُواْ شَهِيدَيْنِ من رِّجَالِكُمْ فَإِن لَّمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَأَتَانِ مِمَّن تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَاء أَن تَضِلَّ إْحْدَاهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى وَلاَ يَأْبَ الشُّهَدَاء إِذَا مَا دُعُواْ وَلاَ تَسْأَمُوْاْ أَن تَكْتُبُوْهُ صَغِيراً أَو كَبِيراً إِلَى أَجَلِهِ ذَلِكُمْ أَقْسَطُ عِندَ اللّهِ وَأَقْومُ لِلشَّهَادَةِ وَأَدْنَى أَلاَّ تَرْتَابُواْ إِلاَّ أَن تَكُونَ تِجَارَةً حَاضِرَةً تُدِيرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَلاَّ تَكْتُبُوهَا وَأَشْهِدُوْاْ إِذَا تَبَايَعْتُمْ وَلاَ يُضَآرَّ كَاتِبٌ وَلاَ شَهِيدٌ وَإِن تَفْعَلُواْ فَإِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَيُعَلِّمُكُمُ اللّهُ وَاللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

2/282) Ya eyyühelleziyne amenu iza tedayentüm Bi deynin ila ecelin müsemmen fektübuh* vel yektüb beyneküm kâtibun Bil adl* ve la ye'be kâtibun en yektübe kema allemehullahu fel yektüb* velyümlililleziy aleyhil hakku vel yettekıllahe Rabbehu ve la yebhas minhu şey'a*, fein kânelleziy aleyhil hakku sefiyhen ev daıyfen ev la yestetıy'u en yümille huve felyümlil veliyyuhu Bil adl* vesteşhidu şehiydeyni min Ricaliküm* fe in lem yekûna Racüleyni feRacülün vemreetani mimmen terdavne mineş şühedai en tedılle ıhdahüma fe tüzekkira ıhdahümel uhra* ve la ye'beş şühedau iza ma düu* ve la tes'emu en tektübuhu sağıyran ev kebiyran ila ecelih* zâliküm aksetu ındAllahi ve akvemu liş şehadeti ve edna ella tertabu illâ en tekûne ticareten cünahun ella tektübuha* ve eşhidu iza tebaya'tüm*

ve la yudarre katibün ve la şehiyd* ve in tef'alu fe hadıreten tüdiyruneha beyneküm feleyse aleyküm innehu füsukun Biküm* vettekullah* ve yuallimukümüllah* vAllahu Bi külli şey'in 'Aliym;

*Ey imân edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(5)