Veeyyûbe iż nâdâ rabbehu ennî messeniye-ddurru veente erhamu-rrâhimîn(e)
Eyyub'u da hatırla. Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.
Eyyûb da: "Başıma bir bela geldi, (sana sığındım), sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine nida etti.
Enbiyâ Suresi'nin 83. ayeti, Hz. Eyyub'un yaşadığı sıkıntıyı ve Allah'a yakarışını dile getirir. Ayet, 'nida', 'Rabb', 'darr' ve 'erhamu'l-rahimin' gibi kavramlar üzerinden ilahi merhamete sığınmanın ve sabrın önemini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nida (نداء), yüksek sesle çağırmak, seslenmek demektir. Ayetteki 'nâdâ Rabbahû' ifadesi, Hz. Eyyub'un içinde bulunduğu zor durumda Allah'a yönelerek O'ndan yardım dilemesini ve O'na yalvarmasını ifade eder. Bu, sadece bir seslenme değil, aynı zamanda bir yakarış ve dua halidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nida, burada 'dua' ve 'istimdat' (yardım dileme) anlamında kullanılmıştır. Hz. Eyyub'un Rabbine nida etmesi, O'na yönelerek sıkıntısını arz etmesi ve O'ndan medet ummasıdır. Bu, mecazi olarak bir yakarış ve iltica halidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb (رب), terbiye eden, yetiştiren, sahip olan ve idare eden demektir. Ayetteki 'Rabbahû' ifadesi, Hz. Eyyub'un Allah'ı hem yaratıcısı hem de kendisini terbiye eden, işlerini düzenleyen ve sıkıntısını giderecek olan yegane güç olarak görmesini yansıtır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Rabb' kavramı, sadece yaratıcı değil, aynı zamanda sürekli olarak kullarını gözetip terbiye eden, onlara rızık veren ve işlerini idare eden bir Tanrı anlayışını ifade eder. Hz. Eyyub'un bu kelimeyi kullanması, Allah'ın onun üzerindeki mutlak otoritesini ve merhametini kabul ettiğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rabb, malik, seyyid, mürebbi ve muslih anlamlarına gelir. Hz. Eyyub'un Rabbine nida etmesi, O'nun her şeye kadir olduğunu, kendisinin sahibi ve terbiye edicisi olduğunu ikrar etmesidir. Bu, tam bir teslimiyet ve tevekkül halidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Mess (مس), bir şeye dokunmak, temas etmek demektir. Ayetteki 'messeniye' ifadesi, darr'ın (sıkıntının) Hz. Eyyub'a isabet ettiğini, ona ulaştığını ve onu etkilediğini mecazi olarak anlatır. Bu, sıkıntının şiddetini ve Eyyub'un bu durumdan ne kadar etkilendiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Mess, hafif bir dokunuş olabileceği gibi, burada olduğu gibi bir musibetin veya hastalığın kişiye ulaşması ve onu kuşatması anlamında da kullanılır. Hz. Eyyub'un 'messeniye' demesi, sıkıntının onu tamamen sardığını ve ondan kurtulmak için Allah'a sığındığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Darr (ضر), bedene veya ruha isabet eden her türlü sıkıntı, hastalık, zarar ve musibettir. Ayetteki 'ed-darr' kelimesi, Hz. Eyyub'un yaşadığı ağır hastalığı ve çektiği fiziksel ve ruhsal acıları kapsar. Bu, onun Allah'a yönelme sebebini açıkça ortaya koyar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Darr, bedensel veya maddi zararları ifade eder. Hz. Eyyub'un durumunda bu, onun hastalığı ve mal kaybı gibi musibetleri içerir. Bu kelime, onun içinde bulunduğu çaresizliği ve Allah'tan yardım dileme ihtiyacını pekiştirir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Darr, Kur'an'da genellikle insanı zor durumda bırakan, ona acı veren her türlü olumsuz durumu ifade eder. Hz. Eyyub'un bu kelimeyi kullanması, yaşadığı sıkıntının boyutunu ve bu sıkıntının onu Allah'a yönelttiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahmet (رحمة), acımak, şefkat göstermek ve iyilikte bulunmaktır. 'Erhamu'l-râhimîn' (أرحم الراحمين) ifadesi, Allah'ın merhametinin diğer tüm merhamet edenlerin merhametinden daha üstün, daha geniş ve daha kapsayıcı olduğunu belirtir. Hz. Eyyub, bu ifadeyle Allah'ın sonsuz merhametine sığınmıştır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rahmet, Kur'an'da Allah'ın temel niteliklerinden biri olarak öne çıkar ve O'nun yaratılmışlara karşı şefkatini, lütfunu ve bağışlayıcılığını ifade eder. 'Erhamu'l-râhimîn' ifadesi, Allah'ın merhametinin mutlak ve eşsiz olduğunu vurgular, bu da Hz. Eyyub'un O'ndan yardım dilemesinin temelini oluşturur.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Rahmet, Allah'ın kullarına olan lütfu ve ihsanıdır. 'Erhamu'l-râhimîn' terkibi, Allah'ın merhametinin sınırsızlığını ve O'nun merhametinin her şeyi kuşattığını ifade eder. Hz. Eyyub'un bu sıfatla Allah'a yakarışı, O'nun merhametinin kendisini içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtaracağına olan inancını gösterir.
Enbiyâ Sûresi
“Veeyyûbe iz nâdâ rabbehu ennî messeniye-ddurru veente erhamu-rrâhimîn(e)” Eyyûb’u da hatırla. Hani o Rabbine, “Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. (21/83)