Subhâna(A)llâhi ‘ammâ yasifûn(e)
Allah, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.
Allah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir.
Bu ayet, Allah'ın, müşriklerin O'na atfettiği niteliklerden tenzih edilmesini ifade eder. Temel olarak 'tesbih' ve 'vasıflandırma' kavramları üzerinden Allah'ın aşkınlığını ve benzersizliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'tesbih' kelimesinin kök anlamının suda hızlı hareket etmek olduğunu belirtir ve buradan hareketle Allah'ı her türlü noksanlıktan süratle uzaklaştırmak, O'nu yüceltmek manasına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'Sübhânallah' ifadesi, Allah'ın müşriklerin O'na isnat ettiği vasıflardan tamamen arınmış ve yüce olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'Sübhânallah' ifadesini 'Allah'ı tenzih ederim' veya 'Allah'ı yüceltirim' şeklinde açıklar. Ayetteki kullanımıyla, müşriklerin Allah'a yakıştırdığı, O'nun şanına yakışmayan her türlü nitelikten Allah'ın münezzeh olduğunu mecazi bir dille ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tesbih' kavramının Kur'an'da Allah'ın mutlak aşkınlığını ve benzersizliğini ifade eden merkezi bir kavram olduğunu belirtir. Bu ayette 'Sübhânallah' ifadesi, Allah'ın, insanların O'na atfettiği sınırlı ve beşeri niteliklerden tamamen farklı, yüce ve aşkın bir varlık olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'Allah' isminin, tüm kemal sıfatlarını kendinde toplayan, ibadete layık tek varlığın özel ismi olduğunu belirtir. Bu ayette 'Allah' ismi, müşriklerin O'na yakıştırdığı eksik ve yanlış vasıflardan tenzih edilen, mutlak yüce varlığı ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Allah' isminin, zat-ı vacibü'l-vücud'a delalet eden, bütün kemal sıfatlarını cami ve noksan sıfatlardan münezzeh olan ism-i a'zam olduğunu açıklar. Ayetteki bağlamda, bu isim, tenzih edilen ve yüceltilen mutlak varlığı temsil eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'vasıflandırmak' fiilinin, bir şeye belirli nitelikler atfetmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'yasıfûn' kelimesi, müşriklerin Allah'a çocuk isnat etme, O'na ortak koşma gibi O'nun şanına yakışmayan, yanlış ve eksik nitelikler atfetmelerini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'vasf' kelimesinin, bir şeyin halini ve keyfiyetini açıklamak olduğunu belirtir. Ayetteki 'yasıfûn' fiili, müşriklerin Allah hakkında uydurdukları, O'nun yüceliğine aykırı olan nitelendirmeleri ve tasvirleri kasteder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'vasıf' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir varlığın özelliklerini, niteliklerini belirtmek için kullanıldığını ifade eder. Bu ayette ise, insanların Allah'a yakıştırdığı, O'nun mutlak kemaline aykırı olan, yanlış ve batıl nitelendirmeleri ifade eder.
Sâffât Sûresi
Orjinalinde tesbih ve türevi kelimeler bulunan ancak, tercümesi “Tesbih Etme” olarak yapılmayan âyetlerdendir.
İz- -T-B- ”