İçeriğe atla
Zümer 62Cüz 24 · Sayfa 465

Zümer Sûresi 62. Âyet

الزمر

Sohbete sor

(A)llâhu ḣâliku kulli şey-/(in)(s) vehuve ‘alâ kulli şey-in vekîl(un)

Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir.

Zümer Sûresi

Bu âyet-i kerîme bizlere Rahmâniyyet mertebesinden okunmaktadır.

"Allâhu hâliku kulli şey'in" (Allâh, her şeyi halk edendir): Terzi Baba'nın Gökyüzü İnsânları Araştırması kitabı "halk etmek" ifâdesini özetle şöyle îzâh eder:


"Halk etmek", ilm-i ilâhîde sâbit olan a'yân-ı sâbitenin hâricî vücûdda (şehâdet âleminde) zuhûr ettirilmesidir (faaliyet sahasında tatbikata başlamasıdır).


Şehâdet âlemindeki her "şey", Hakk'ın isimleri ve sıfâtları yönüyle zâhir olan tecellîleridir. Hakîkati yönüyle Vücûd tektir ve Hakk'a âittir; kesret âleminde görülen çokluk ise izâfîdir, Hakk'tan ayrı müstakil bir varlık taşımaz.

"Kulli şey'in" (her şeyin) ifâdesindeki umûmîlik önemlidir. Halk, belirli bir varlık türüne tahsîs edilmemiştir: İyilik de kötülük de, hidâyet de dalâlet de Hakk'ın halkıdır. Ancak bunlardan râzı olup olmadığı, emr-i teklîfî ile ayrıca bildirilmiştir.

"Ve huve alâ kulli şey'in vekîl" (Ve O, her şeye Vekîl'dir): "Vekîl", işleri üstlenen, kendisine güvenilen, her şeyi tedbîr ve idâre eden demektir. Kulun Allâh'ı vekîl edinmesi, işlerini O'na havâle etmesidir. Hakk'ın vekîl olması ise, iyi ve kötü ayırmadan kullarının işlerini en güzel şekilde tedbîr etmesidir. Zîrâ bâtınen, her fiilin hakîkî fâili Hakk'tır; kulun vekîl araması, aslında zâten var olan bu hakîkati idrâk etmesidir.

Nitekim Âl-i İmrân 3/173'te "Hasbunallâhu ve ni'me'l vekîl" (Allâh bize yeter; One güzel vekîldir), Müzzemmil 73/9'da ise "Fettehizhû vekîlâ" (O'nu vekîl edin) buyrulmuştur. Hakîkî vekîl O'dur; çünkü her şeyin varlığı ve devâmı O'nun elindedir. Cenâb-ı Hakk bir ân dahi tecellîsini çekse, o "şey" yok olur. Vekîl olması, Kayyûm isminin gereğidir: Her şeyi her ân varlıkta tutmak ve tedbîr etmek.


Âyet 63

لَهُ مَقَال۪يدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ۟

(39-63) Lehu mekâlîdu's semâvâti ve'l ard, vellezîne keferû bi âyâtillâhi ulâike humul hâsirûn.

(39-63) Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Allâh'ın âyetlerini inkâr edenler ise, işte onlar hüsrâna uğrayanların ta kendileridir.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)