Velleżîne-stecâbû lirabbihim ve ekâmû-ssalâte ve emruhum şûrâ beynehum ve mimmâ razeknâhum yunfikûn(e)
(36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şura (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar.
Şûrâ Suresi 38. ayet, müminlerin temel vasıflarını ele almaktadır. Ayet, Rabbin çağrısına icabet etme, namazı ikame etme, işleri istişare ile yürütme ve infak etme gibi kavramlar üzerinden müminlerin toplumsal ve bireysel sorumluluklarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cevap (إجابة), bir davete veya söze karşılık vermektir. İsticâbet (استجابة) ise bu karşılığı kabul etmek ve gereğini yerine getirmek anlamındadır. Ayetteki 'istecâbû li-Rabbihim' ifadesi, Allah'ın emirlerine ve davetine gönülden boyun eğmeyi ve itaat etmeyi ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İstecâbû, 'ecâbû' (cevap verdiler) anlamındadır. Kur'an'da bu fiil, Allah'ın davetine uymak, O'nun emirlerine teslim olmak manasında kullanılır. Burada müminlerin Rablerinin çağrısına olumlu yanıt vererek iman ve ibadetle karşılık vermeleri kastedilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İkâme (إقامة), bir şeyi doğru ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmektir. Namazın ikamesi, sadece kılmak değil, aynı zamanda şartlarına, rükünlerine ve adabına riayet ederek, huşu içinde ve devamlı olarak eda etmektir. Ayetteki 'ekâmû's-salâte' ifadesi, namazın bu kapsamlı edasını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Namazı ikame etmek, onu dosdoğru kılmak, vakitlerine riayet etmek ve farzlarını yerine getirmektir. Bu, namazın sadece şeklî değil, aynı zamanda ruhî boyutunu da kapsar. Müminlerin namazı bu şekilde ikame etmeleri, onların Allah ile bağlarının gücünü gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Salât (صلاة), lügatte dua anlamına gelir. Şer'î ıstılahta ise belirli rükünleri ve şartları olan, Allah'a yöneliş ve tazim ifade eden özel bir ibadettir. Ayetteki 'es-salâte' kelimesi, müminlerin Allah ile olan doğrudan iletişimini ve kulluk bilincini temsil eden bu ibadeti ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Salât, Kur'an'da merkezi bir kavram olup, Allah'a karşı kulluk bilincinin ve şükranın en somut ifadesidir. Namaz, müminlerin hayatında düzenli bir ritüel olarak yer alır ve onları Allah'a sürekli bağlı kılar. Bu ayette de müminlerin temel vasıflarından biri olarak zikredilmesi, onun önemini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şûrâ (شورى), bir konuda görüş almak, danışmak demektir. Bu, doğruya ulaşmak için farklı fikirleri bir araya getirme ve ortak akılla hareket etme prensibidir. Ayetteki 'emruhum şûrâ beynehum' ifadesi, müminlerin toplumsal ve idari işlerinde istişareyi esas almalarının gerekliliğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Şûrâ, bir işin en doğru ve isabetli yolunu bulmak için ehil kimselerin görüşlerine başvurmaktır. Bu, bireysel kararların ötesinde, toplumsal meselelerde ortak sorumluluk ve katılımı ifade eder. Ayet, mümin toplumun yönetim ve karar alma süreçlerinde bu ilkeyi benimsemesi gerektiğini belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Şûrâ kavramı, Kur'an'da müminlerin toplumsal hayatında vazgeçilmez bir ilke olarak sunulur. Bireysel despotizmden uzak durmayı, ortak aklı ve katılımcılığı teşvik eder. Bu ayet, müminlerin işlerini istişare ile yürütmelerini, böylece daha adil ve isabetli kararlar almalarını öğütler.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İnfak (إنفاق), malı tüketmek, harcamak demektir. Kur'an'da ise genellikle Allah yolunda, hayır işlerinde harcamak anlamında kullanılır. Ayetteki 'yünfikûne' fiili, müminlerin kendilerine verilen rızıktan başkalarına da pay ayırarak toplumsal dayanışmayı ve cömertliği göstermelerini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Nafaka (نفقة), bir şeyin harcanması ve tüketilmesi anlamına gelir. İnfak ise, Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla maldan harcamaktır. Bu, sadece zekat ve sadaka gibi farz olan harcamaları değil, aynı zamanda gönüllü olarak yapılan tüm hayırları kapsar. Ayet, müminlerin mal varlıklarını sadece kendileri için değil, toplumun geneli için de kullanmaları gerektiğini belirtir.
Şûrâ Sûresi
Âyet rububiyet mertebesi âyetlerindendir.
Âyette bulunan “Rabb”leri ifadesi rububiyet mertebesi ifadesidir. İnananlardan bahsedildiğine göre “hadi” olan rablerinin-terbiye edicilerini davetinin vacip kabul ederler.
Salatın ikame edilmesi, öncelikle kıyam ederek yani nefsinin kıyametini kopararak, Tevhid-i Ef’âl peygamberi olan İbrâhîm a.s ın meleklere ve esmâ-i ilâhiyye imam olduğu gibi kendi varlığında bulunan melek-kuvve ve birimsel esmâlara imam olmasıdır. Daha sonra salat-ı vusta olan rububiyet mertebesi namazı kılmasıdır. Ve sıfât mertebesi namazı olan salat-ı daimun hali olan her an namazda olma haline ulaşılmasıdır. Bunun en kemallisi Zât-Muhammediyet mertebesi ile cem edilip Allah c.c. ile olan mukabele halinde olan namazın ikame edilmesidir. Namaz-Salât hakkında geniş bilgi Terzi Baba - Gönülden Esintiler (5) numaralı kitapta mevcuttur.
Genelde kişi hakkında bir işin hakkında hayırlı olup olmayacağı konusunda istihareye yatar ve anlamaya çalışır. Ama rüyaya vehim ve hayal karışma ihtimali olduğu gibi bu rüyayı doğru değerlendirecek irfan ehlini bulmak oldukça zordur. İstihareden ziyade ehli ile yapılan istişare kişiyi doğru yola iletir. İşte hakiki rızkı olan ma’nâ rızkınıda irfan ehli kırkta birini kendine diğerlerinede ihtiyacı olan irfan ehline dağıtır.
Aşk ve İrfaniyet yolunda bir ömür ve bir Asır geçiren Efendi Babamız yaptığı tavsiyeleri ve istişareleri şu anda 9 adet olan istişare dosyaları henüz yayınlanmayan ve devam eden 140 adet Mektuplar ve zuhuratlar dosyasında bulmak mümündür. İstişare dosyaların başlamasına vesile olan mail ve sorulara buraya alıyoruz. Bundan sonra okuyanlar-okuyacak olanlarda kendilerinde ne gibi değişlikler olduğunu tefekkür etme fırsatı bulabilirler. (Murat Derûni)
Bu kitabın oluşumu, NECDET ARDIÇ’ın (20 Şubat 2009 Cuma) günü çevremize gönderdiğimiz bir “mail” ile şöyle başlamaktadır.
Selâmün aleyküm. Sevgili kardeş-ihvan ve evlâtlarımız. (Terzi Baba 1 ) kitabını düzenleyerek yazan, (Ç.H.U) oğlumuzun sizden bir ricası var! şöyleki:
----------
Muhterem, yolumuzun ehli, büyüklerim ve kardeşlerim. Epey zamandır düzenleme ve yazılımlarına başladığım(Terzi Baba 2) kitabımızın oluşumuyla meşgulüm. Kitabımızın içinde muhtelif başlıklar değişik bölümler vardır, bunlardan bir tanesinin başlığı da (dost katından inen) ismini taşıyacaktır. Veya benzeri bir isim olacaktır. Bu bölümü sizlerden gelecek gerçek bilgiler ile oluşturmak istiyorum. Bu vesile ile sizlerin Efendi Baba’mı tanıdıktan sonra, (1) hayatınızdaki değişiklikleri, (2) hayata bakışınızı, (3) kendinizdeki idrâkî gelişimleri, (4) zaman içinde halinizde, üzerinizde yaşadığınız varsa, olağanüstü özel hallerinizi, (5) son idrak yaşantılarınızı, (6) şu anda Efendi Babamı hangi vasıfta gördüğünüzü ve hakkında ne düşündüğünüzü, özet olarak yaklaşık 10 gün içinde yine Efendi Babamın mail adresine göndermenizi en içten saygı hürmet ve sevgilerimle rica ediyorum. Bu yazıların isimleri bizde mahfuz kalacaktır. Sonsuz selâmlar. Ayrıca bende sizleri zâhiren, tanımadığım halde çok seviyorum. Kardeşiniz Hüsamettin Çelebi. “Şerif Kır” Yukarıda bahsedilen (Terzi Baba 2 ) den sonra ki Kitaplarımız bize gelen mektup ve zuhuratların arşivimizdeki malzemelerini de bilgisayar ortamına (az bir kısmı kaldı) geçirmiş bulunuyoruz bunların ismi ise (Terzi Baba istişare dosyaları 3-4-5-6) gibi en son olarakta (Terzi Baba Mektuplar ve zuhuratlar) kitaplarımızın yazılımları devam ediyor. (Şu anda 25)i geçmiş vaziyette. Vaktimiz oldukça da devam eder İnşeallah. Bizlerden de sizlere sonsuz selâmlar. Bu maili kardeş ve evlâtlarımıza ayrı ayrı gönderiyorum ancak unutulan kimseler olursa kusura bakılmasın bilgisayarı olmayanlara da iletirsiniz onlarda yakın bir arkadaşları vasıtasıyla düşündüklerini bildirebilirler. Ancak bu istek, bir emir ve hüküm mahiyetinde değil sâdece ricâdır. Herkese başarılar dilerim. Terzi Babanız.
(20 Şubat 2009 Cuma) günü istenen bu yazılar o gün-den beri gelmeye devam etmekteler. Bende onları dosyasında muhafaza ediyor idim, onlara bakmaya ancak vakit bulabildim ve düzenlemeye çalışıyorum. Oldukça dikkate değer ve ilgi çekici, sâfiyetle yazılmış yazılar olduğundan sizlerinde istifâde etmenizi istedim. Terzi Baba (2) ye konanların dışında dikkate değer yazıları burada kayda alıp belirli bir sayfa sayısına ulaşınca daha başka kitaplarda da sıra ile toplamayı düşünüyorum. Cenâb-ı Hakk her işlerimiz de her birerlerimize kolaylıklar nasip etsin. Âmîn.
Yazı gönderen dost, kardeş ve evlâtlarımızın açık olarak tanınmaması için sâdece isimlerinin baş harfleri konacaktır. Oldukça değerli olan bu yazı ve cevaplarda, umarım benzer olan soru ve düşüncelerinizin cevaplarının benzerlerini bulabileceğinizi tahmin ediyorum. Zahmet edip yazı gönderenlere ayrıca teşekkür ediyorum sağ olsunlar var olsunlar. Cenâb-ı Hakk okuyanları da faydalandırsın İnşeallah.
Sevgili okuyucum, bu kitabın yazılışında, düzenle-nişinde, basılışında, bastırılışında, tüm oluşumunda emeği ve hizmeti geçenleri saygı ile yâdet, geçmişlerine de hayır duâ et, ALLAH (c.c.) gönlünde feyz kapıları açsın. Yârabbi; bu kitaptan meydana gelecek mânevî hasılayı, evvelâ âcizane, Efendimiz Muhammed Mustafâ, (s.a.v.) in ve Ehl-i Beyt Hazaratı’nın rûhlarına, Nusret Babamın ve Rahmiye annemin de ruhlarına, ceddinin geçmişlerinin de ruhlarına hediye eyledim kabul eyle, haberdar eyle, yâ Rabbi.
Muhterem okuyucularım; yine bu kitabı da okumaya başlarken, nefs’in hevasından, zan ve hayelden, gafletten soyunmaya çalışarak, saf bir gönül ve Besmele ile okumaya başlamanızı tavsiye edeceğim; çünkü kafamız ve gönlümüz, vehim ve hayâlin tesiri altında iken gerçek mânâ da bu ve benzeri kitaplardan yararlanmamız mümkün olamayacaktır.
Gayret bizden muvaffakiyyet Hakk’tandır.
Terzi Baba NECDET ARDIÇ
Tekirdağ: (12/12/2012) Çarşamba.
NOT=(20 Şubat 2009) daki günlerde yaşanarak kaydedilen bu duygu ve tespitler o günlere aittir bugün ise bu tespitler çok daha gelişmiş sahiplerini daha ileri derecelere götürmüştür. O günlerin feyzi ve bereketleridir. Her an ilerlemede olan bir gönül tabîi ki, daha başka gelişmelere de sahne olacaktır. Eğer olmuyorsa yerinde sayılıyor demektir. Devamı olacak kitaplarımızda bunların yenilerini de göreceğiz. İnşeallah. Cenâb-ı Hakk cümle yârânımızın akıl gönül ve idraklerini Hakikat-i İlâhiyyenin hakikatinde açıp idraklerimizi genişletsin. İnşeallah.[75] “ İz- -B- ” Haliyle bu “istişare dosyaları” buraya alamıyoruz dileyenler ilgili dosya-kitapları okuyabilirler.