Eşşemsu velkameru bihusbân(in)
Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.
Güneş de ay da bir hesab iledir.
Rahmân Suresi'nin bu ayeti, evrensel düzenin ve kozmik hareketlerin ilahi bir hesap ve ölçüye tabi olduğunu vurgulamaktadır. Güneş ve Ay'ın hareketleri, rastgelelikten uzak, belirli bir düzene göre işleyen bir sistemin parçası olarak sunulur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şems' kelimesini 'aydınlatan ve ısıtan yıldız' olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, Güneş'in ilahi bir düzen içinde hareket ettiğini ve bu hareketin bir 'hesap' ile ilişkili olduğunu gösterir, bu da onun yaratılışındaki hikmeti ve düzeni vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'şems' kelimesinin Kur'an'da genellikle açık ve belirgin bir varlık olarak geçtiğini belirtir. Bu ayette 'şems'in 'bî-husbân' ile birlikte anılması, onun hareketlerinin rastgele değil, belirli bir ölçüye göre olduğunu ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kamer' kelimesinin 'geceyi aydınlatan' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayette 'şems' ile birlikte zikredilmesi, bu iki gök cisminin birbirini tamamlayan ve ilahi bir düzen içinde hareket eden varlıklar olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kamer' kelimesinin 'ay' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle zamanın ölçüsü olarak kullanıldığını ifade eder. Bu ayette 'bihusbân' ile ilişkilendirilmesi, Ay'ın hareketlerinin de belirli bir hesap ve düzen içinde olduğunu, takvimlerin ve ibadet vakitlerinin bu düzene göre belirlendiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'husbân' kelimesini 'hesap, ölçü, takdir' olarak açıklar. Ayetteki 'bihusbân' ifadesi, Güneş ve Ay'ın hareketlerinin rastgele değil, ilahi bir plan ve hassas bir ölçüye göre gerçekleştiğini, bu düzenin evrenin işleyişi için temel olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hesap' kavramının Kur'an'da sadece matematiksel bir işlemden öte, ilahi bir düzenin ve adaletin tecellisi olarak kullanıldığını vurgular. Bu ayette 'bihusbân', kozmik düzenin mükemmelliğini ve Allah'ın yaratmasındaki hassasiyeti ifade eder, her şeyin belirli bir amaca ve ölçüye göre var olduğunu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'husbân' kelimesinin 'hesaplama, sayma' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Güneş ve Ay'ın hareketlerinin, insanların zamanı, ayları ve yılları hesaplamalarına imkan veren, şaşmaz bir düzene tabi olduğunu anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'husbân' kelimesinin 'hesaplama, ölçme, takdir etme' gibi anlamları içerdiğini ve Kur'an'da genellikle ilahi bir düzenin ve hikmetin göstergesi olarak kullanıldığını ifade eder. Bu ayette, Güneş ve Ay'ın hareketlerinin, Allah'ın koyduğu şaşmaz bir kanuna göre işlediğini ve bu düzenin evrensel bir dengeyi sağladığını vurgular.
Er-Rahmân
Terzibaba - Necdet Ardıç
eşşemsü vel kamerü bihusbanin “şems/güneş ve kamer/ay (hareketleri) hesab ile/a göredir.
“Güneş ve uyın hareketleri bir hesaba göredir.” Vahdet yaşantısında “Güneş” “Hakikat-i İlahiyeyi”, “Ay” “Hakikat-i Muhammediyye”yi, “yıldızlar” ise, “Hakikat-i Beşeriyyeti” ifade etmektedir.
Bunların her birerlerimizde faaliyete geçmeleri, gönül fezamızın irfaniyet yönünden faaliyete geçmesi demektir.
İşte “Nefes-i Rahmani” bütün fezayı doldurup da alemler meydana geldikten sonra, ayet-i kerimelerdeki ifadeler, mana aleminden madde alemine inmiş ve madde alemindeki oluşumlardan bahsetmeye başlamış olmaktadır.
“Güneş ve ay hesaplıdır.”“
Onların dönüşleri, hareketleri, var oluşları kaç milyar sene sürmüştür?
Hepsinin bulunduğu şekliyle, bulunduğu yörüngeye yerleştirilmesi hep hesap iledir.
O ilk “sehab-ı muzî” (parlak bulut) yavaş yavaş kesafetleşmiş, parçalara bölünmüş, ve nihayet dönüşümler fezada ulvî rakslar şeklinde ebedi olarak başlamıştır.
Böylece dünya
- evvela “hava”,
- sonra “ateş”,
- sonra “su” ve
- sonra da “toprak” devresinde zuhura gelmiştir.
Gerçek gibi görünen “yoklar”; hayali “var” gibi görünmeye başlamıştır.
“Musavvir” esmasının zuhuru ile ayrı ayrı varlıklar meydana gelmiştir.
Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında şöyle diyor:
[“İnsanların kendileri için pay almaları gerektiğini şöyle ifade ediyor: Binaenaleyh insanlar hesabı iyi bellemeli ve bir hesap gününün geleceğim bilip ona göre hesaba hazır olmalıdır.”]