İçeriğe atla
Rahmân 6Cüz 27 · Sayfa 531

Rahmân Sûresi 6. Âyet

الرحمن

Sohbete sor

Ve-nnecmu ve-şşeceru yescudân(i)

Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.

Er-Rahmân

Terzibaba - Necdet Ardıç

vennecmü veşşecerü yescüdani necm/kaynaklanan, yıldız, bitkiler ve şecer/ağaçlar sucud/secde ederler “Bitkiler ve ağaçlar O’na secde ederler.

Bu dünya meydana geldikten sonra üzerinde türlü varlıkların hayatı da başladı. Hayata başlayanların bazılarından olan yeşilliklerin ve ağaçların (ayet-i kerimelerin ifadesiyle) secde halinde olduklarını öğreniyoruz.

Bizler ise onlara baktığımız zaman, yeşillikler ve ağaçların ne yaptıklarından haberimiz olmamaktadır. Ama bunların hepsi Rahman’ın varlığı ile meydana geldiğinden, hepsinin müteşekkil olmaları gerektiği bir yer vardır.

Varlık sebebleri Rahman ve ilahları Allah (c.c) olduğu için, onlar secdedirler, “yescüdan” secde etmektedirler. Demek ki bizim anlayamadığımız şekilde bu nebatlar ve ağaçlar secde halindedirler.

Kur’anı Keriym İsra Suresi 17. sure 44. ayette

يُسَبِّحُ بِحَمدِهَِوَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا

وَلَكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ

ve in min şey’in illa yüsebbihu bihamdihî velakin la tefkahune tesbiyhahüm “ve hiçbir şey yoktur ki, illa/ancak, istisna hamd ile yüsebbihu/onu/kendisini tesbih ederler ve lakin onların tesbihlerini fekahet edemez/anlayamazsınız O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların teşbihlerim anlayamazsınız.” Demek ki, bu yaşamda çalışarak anlamamız gereken çok şeylerimiz var. Ayette “anlayamazsınız” ifadesi içerisinde bazılarınız da anlar hükmü vardır.

Her ne kadar biz onları ayakta görsek de aslında onlar secde halindedirler. Bu secde ibadet manasınadır.

Varlıklarının hakikatini kendi mertebeleri itibariyle anladıklarından veya Rahman onları bu alemde zuhura getirdiğinden sürekli secde halindedirler ve bu hususta insandan daha ileri durumdadırlar.

Muhyiddin-i Arabî Hz. bir ifadesinde şöyle belirtmektedir;

[“ - En çok ibadet eden madenlerdir.

- Onlardan biraz geride nebatlar;

- onlardan biraz geride hayvanlar;

- nihayet gelişme ilerledikçe ibadet azalmakta, böylece insanlar en az ibadet eden varlıklar olmaktadırlar.” ] Bu oluşum tabii oluşumdur. Ancak insanoğlu gerçek bir şekilde eğitilirse, alemde ne kadar varlık varsa ibadet yönünden hepsinin üstüne çıkar.

Oluşum mertebeleri içinde madenler tecelliyatın kaynağına en yakın olmaları nedeniyle, sürekli secdedirler.

Madenler nebata dönüştüğünde bir mertebe daha uzaklaşmış oluyorlar. “Ahsen-i takvim”den “esfel-i safilîn”e doğru uzaklaşıyorlar.

Nebatat hayvanata dönüştüğü zaman bir mertebe daha uzaklaşmış oluyorlar. Uzaklaştıkça da ibadetleri azalıyor.

Nihayet insana ulaşıldığında, insan da tam bir hayal ve vehim içinde yaşadığından Cenab-ı Hakk’ı unutuyor. Gaflette kaldığı sürece bütün varlıklar içinde en az ibadet eden insanoğlu oluyor.

İşte kim ki kendisini bu hayalden kurtarırsa, hakikati ve gerçeği anlarsa, diğerlerinin hepsinden fazla ibadete yönelir, ki “Esfel-i safilî”nden yine “ahsen-i takvîm”e doğru yükselişini başlatmış olur.

Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında şöyle diyor:

[“Ve necim; ya’ni Arzdan zuhur edip de sak’ı (kalın kökü) olmayan nebat, çemen”

“Ve şecer; sak’ı (kalın kökü) olan ağaç secde ederler.”

“Allah Tealanın iradelerine zuhurları itibariyle boyun eğerler. Kanunları karşısında elastikiyetle istediği vaziyeti alırlar. O halde insanlar da isteyerek, Allah’ın emirlerine boyun bükerek, nimetlerine şükür için secdeyi bilmelidirler.”]

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)