Velev ennenâ nezzelnâ ileyhimu-lmelâ-ikete vekellemehumu-lmevtâ vehaşernâ ‘aleyhim kulle şey-in kubulen mâ kânû liyu/minû illâ en yeşâa(A)llâhu velâkinne ekśerahum yechelûn(e)
Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
En'âm Sûresi
“Velev ennenâ nezzelnâ ileyhimu-lmelâ-ikete vekellemehumu-lmevtâ vehaşernâ ‘aleyhim kulle şey-in kubulen mâ kânû liyu/minû illâ en yeşâa(A)llâhu velâkinne ekserahum yechelûn(e)” Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. (6/111)
Tevhid-i ef’âl, Tevhid-i esmâ, Tevhidi sıfât ve müşahade mertebesi olan Tevhid-i zât mertebesi karşılarında cem edilse Allah dilemedikçe bunlara iman edecek değillerdir.
Bir gün hizmetli ve efendisi sabah vakti evinden çıkmışlar. Sabah namazı vakti efendi siz biraz beklesenizde camiide sabah namazını ifa edeyim deyince, efendi olur demiş.
Cemaat çıkmış bir hayli zaman geçince bakmış yardımcı içerden çıkmıyor. Gelmiyor musun diye seslenmiş. Hizmetlide seni içeri salmıyan, beni dışarı salmıyor diye cevap vermiş… Bu kısa hikayeden anlaşılacağı üzere Allah’ın dilemesi üzerine işler yürümektedir.