İçeriğe atla
A'râf 12Cüz 8 · Sayfa 152

A'râf Sûresi 12. Âyet

الأعراف

Sohbete sor

Kâle mâ mene'ake ellâ tescude iż emertuk(e)(s) kâle enâ ḣayrun minhu ḣalaktenî min nârin veḣalaktehu min tîn(in)

Allah, "Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?" dedi. (O da) "Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın" dedi.

A’râf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(12) (Kâle mâ meneake ellâ tescude iz emertuke, kâle ene hayrun minh(minhu), hâlaktenî min nârin ve hâlaktehu min tîn.)

(Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten halkettin, onu çamurdan halkettin." Cenâb-ı Hakk melekleri, insânı, İblisi karşısına alıyor ve konuşuyor onlarla yâni sahnenin ortasında Cenâb-ı Hakk varlığıyla mevcût. Buna rağmen bizler Allah zaman ve mekân ötesindedir diyerek tenzih ediyoruz. Bu durumda Cenâb-ı Hakk’a ibâdetlerden kazanılan sevaplarla ulaş ulaşabilirsen.

Cenâb-ı Hakk’ta İblisin yaptığına karşılık makul bir sebebi olabilir diyerek nezâketen soruyor, hemen cezalandırmıyor.

Bunun üzerine İblis “ben ondan hayırlıyım” diyor ve mantık yürüterek “beni ateşten onu çamurdan halkettin” diyor. Bu hâdiseye bakarak bizlerinde beşeri mantığımızı herhangi bir oluşum üzerinde sûretine bakarak yürütmememiz gerektiği anlatılıyor, en azından hakîkatini Allah bilir demek daha yerinde olur çünkü herşeyin Zâhir olarak gözüken yönünün dışında bilinmeyen daha birçok bâtınî yönleri olabilir.

İblis, ateşin yanıp yükselerek topraktan yüksek olması

nedeniyle kendisini daha latîf Âdemi daha kesîf görerek böyle bir sonuca vardı. Oysa Âdem (a.s.) ın içindeki rûhâniyeti yâni en latîf hâli müşâhede edememiştir. Başka bir yön ile de şöyle bir düşünce yürüttüğü söylenir, “Ya Rabbi sen bana Ben’den başkasına secde etmeyin dememişmiydin işte ben onun için secde etmedim” diyerek mâzaretini gösteren cevâbı vermiştir. Oysa bu durumda dahi ortadaki iki emirden son olan geçerlidir ve Allah’ın son emrinin yerine getirilmesi gereklidir çünkü yeni emir eski emri aşar. İblis kendi işine eski emir geldiği için onu tatbik etti ve yeni emre itiraz etti. Başka bir ifâde ile bir varlıkta Cenâb-ı Hakk’ın zuhurunun olabileceğini düşünemedi ve zâten kendisinde de böyle bir ilim yoktu.

İblisin kendisi daha önce meleklere hocalık ettiği hâlde ateş tarafını ortaya çıkaracak bir şey olmadı çünkü herkes onu öğretmen, âmir olarak kabul ediyordu, burada memur durumuna geçince ateşin şiddetindeki isyan yönü açığa çıktı. Cenâb-ı Hakk’ın Âdem (a.s.) ile şeytana bu husus lütfudur ki; kendisinde ki, Aziz ve Cebbar esmâsının yaşantısını orada ortaya çıkardı ve İblis Âdem vâsıtasıyla kendisini daha iyi tanıdı. Maddedeki dört ana unsur olan toprak, su, ateş ve hava’ya görede gerçekte İblis en üstünü değildi çünkü kendisinden üstün hava vardır. Madde olarak dahi Âdem de olan bu üstünlüğü göremedi. Hangi yönden bakarsak bakalaım Âdem ondan üstündür, İblis toprak perdesiyle perdelendiğinden bunları ayıramadı.

İblis ismi de “ikilem” anlamına gelen “telbis” ten geliyor yâni Âdem (a.s.)’ın içindeki hakîkati ayıramayıp şüphede kaldı ve oradanda, çok şüphede kalan anlamına gelen “İblis” ismine geçti.

Kendini müdafaa ederken “ben ondan hayırlıyım, beni ateşten onu çamurdan halkettin” demeside özrü kabahâtinden büyük deyimine uygun bir mâzaret oluyor. Orada Allah’ın emri vardır, “secde et” denilmiş ise, secde edilecektir, ne düşünelecekse sonra düşünülür.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)