Kâle-ḣruc minhâ meż-ûmen medhûr(an)(s) lemen tebi'ake minhum leemleenne cehenneme minkum ecme'în(e)
Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."
(Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki, onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım."
Bu ayet, Allah'ın İblis'e hitaben sarf ettiği kesin ve tehditkâr sözleri içermektedir. Ayetteki anahtar kavramlar, İblis'in durumunu (yerilmişlik, kovulmuşluk) ve ona uyanların akıbetini (cehenneme doldurulma) vurgulayarak ilahi gazabı ve adaleti ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-r-c (خ-ر-ج) kökü, bir şeyin bir yerden ayrılması, dışarı çıkması anlamına gelir. Ayetteki 'uhruc' emri, İblis'in cennetten veya ilahi rahmetten kesin bir şekilde uzaklaştırılmasını, kovulmasını ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir çıkış değil, aynı zamanda manevi bir dışlanmadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): H-r-c (خ-ر-ج) fiili, mecazi olarak bir durumdan veya konumdan ayrılmayı da ifade edebilir. Burada İblis'in, Allah'ın huzurundan ve cennetin nimetlerinden çıkarılması, ilahi lütuftan mahrum bırakılması anlamındadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Z-'-m (ذ-أ-م) kökü, kınamak, ayıplamak, kötülemek anlamına gelir. 'Mez'ûmen' kelimesi, İblis'in isyanı ve kibiri nedeniyle Allah katında ve melekler nezdinde kınanmış, ayıplanmış ve hor görülmüş bir varlık olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Z-'-m (ذ-أ-م), bir şeyi çirkin bulmak, kusurlu görmek ve bu nedenle onu kınamak demektir. Ayetteki 'mez'ûmen' ifadesi, İblis'in ilahi emre karşı gelmesi sebebiyle, tüm iyi niteliklerden arındırılmış, kötülenmiş ve aşağılanmış bir durumda olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'zemm' (ذم) kavramı, genellikle ahlaki bir kınamayı ve olumsuz bir yargıyı ifade eder. 'Mez'ûmen' kelimesi, İblis'in sadece bir hata yapmakla kalmayıp, ahlaki olarak da kınanacak bir konuma düştüğünü, ilahi değerler sisteminde yerinin olmadığını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): D-h-r (د-ح-ر) kökü, bir şeyi itmek, uzaklaştırmak, kovmak anlamına gelir. 'Medhûren' kelimesi, İblis'in Allah'ın huzurundan ve cennetten zorla uzaklaştırıldığını, ilahi rahmet ve lütuftan tamamen mahrum bırakıldığını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): D-h-r (د-ح-ر), bir şeyi şiddetle iterek uzaklaştırmak demektir. Ayetteki 'medhûren' ifadesi, İblis'in sadece çıkmakla kalmayıp, aynı zamanda ilahi iradeyle horlanarak ve aşağılanarak kovulduğunu, bir daha geri dönme imkanının olmadığını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): D-h-r (د-ح-ر) fiili, bir şeyi alçaltarak, horlayarak uzaklaştırma anlamını taşır. 'Medhûren' kelimesi, İblis'in sadece kovulmakla kalmayıp, aynı zamanda bu kovulmanın bir aşağılama ve horlama ile birlikte gerçekleştiğini, ilahi katındaki itibarını tamamen kaybettiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): T-b-'- (ت-ب-ع) kökü, bir şeyin peşinden gitmek, onu takip etmek, ona uymak anlamına gelir. Ayetteki 'tebi'ake' ifadesi, insanların İblis'in vesveselerine, saptırmalarına ve kötü telkinlerine uyarak onun yolunu benimsemesini ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir takip değil, aynı zamanda ideolojik ve ahlaki bir bağlılıktır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): T-b-'- (ت-ب-ع) fiili, bir liderin veya önderin izinden gitmeyi, onun emirlerine veya telkinlerine riayet etmeyi ifade eder. Burada İblis'in, insanları saptırma çabalarına karşılık, ona gönüllü olarak tabi olanların akıbetini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): M-l-'- (م-ل-أ) kökü, bir şeyi tamamen doldurmak, kapasitesini tamamlamak anlamına gelir. 'Le'emle'enne' ifadesi, Allah'ın cehennemi İblis ve ona uyanlarla tamamen dolduracağına dair kesin ve yeminli bir vaadini, ilahi adaletin tecellisini gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): M-l-'- (م-ل-أ) fiili, bir kabı veya mekanı ağzına kadar doldurmak anlamında kullanılır. Ayetteki bu kullanım, cehennemin İblis ve ona tabi olanlarla dolup taşacağını, kimsenin dışarıda kalmayacağını ve ilahi tehdidin ciddiyetini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cehennem (جهنم), Kur'an'da ahiretteki azap yurdunun özel ismidir. Kelimenin kökeni hakkında farklı görüşler olmakla birlikte, genellikle derinlik, karanlık ve şiddetli azap çağrışımları taşır. Ayette, İblis'in ve ona uyanların nihai varış yeri olarak zikredilerek, ilahi gazabın ve cezanın somut bir tezahürü olarak sunulur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Cehennem kavramı, Kur'an'da sadece bir ceza yeri olmaktan öte, Allah'ın adaletinin ve isyana karşı gazabının bir sembolüdür. İblis'in ve ona uyanların cehenneme doldurulması, ilahi emre karşı gelmenin ve sapkınlığın kaçınılmaz sonucunu gösterir.
A’râf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(Kâlehruc minhe mezmumen medhura lemen tebiake minhüm leemleenne cehenneme minküm ecmaiyn.) Meâlen: (18) Buyurdu ki: ”Haydi oradan yerilmiş, kovulmuş olarak çık. Andolsun ki onlardan her kim sana tâbi olursa elbette cehennemi sizden, hepinizden dolduracağım.”
(Kovulmuş olarak çık.) Bu çıkma her ne kadar “Cennetten çık.” hükmü ise de aslında yeryüzüne inerek ortaya çık, faaliyete geç demektir. Ayrıca, daha evvelce Hakk’ın varlığında, esmâ mertebesinde, bâtında iken bir şahsiyyet kazanarak ortaya çıkarılmasıdır.
(Zem ve tard) emri teklifiye, yani “secde et” hükmüne uymadığı için kınanarak, ayıplanarak, kovularak, sürülerek, uzaklaştırılarak, tard edilmişlik hükmü üzerinde sabit olmuştur.
Cehennem ehlinin cehenneme girmesi, iblisin dört yönden saldırmasıyla oluşmaktadır. Kim bu tehlikeyi ciddiye alır da dört tarafında bulunan, dört meleği daha çok kuvvetlendirirse bu tehlikeden onların yardımı ile kurtulabilir.
Eğer onlara yardım edip kuvvetlendiremezse, dört cihet’in kapıları aralık kaldığından, iblis oralardan içeriye sızıp nüfuz ederek, kişiyi kendi ahlâkıyla ahlâklandırır ve böylece o kişide iblisin ahlâkı ortaya çıktığından, onun askeri olmuş olur. Sûreta insân görüntüsünde; fakat bâtınen iblis ahlâkındadır. İşte bu tür hâl ve ahlâk içerisinde olan insânlar ve iblislerle cehennem doldurula-caktır.
Ne hazin bir sondur ki! Kendine, meleklerin secde ettiği, iblisin etmediği “insân” iblise tabiiyyeti ile ona secde etmiş hükmüne düşmüş olmaktadır.