Ev yeżżekkeru fetenfe'ahu-żżikrâ
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.
Abese Suresi'nin 4. ayeti, 'öğüt almak' ve 'fayda vermek' kavramları etrafında şekillenerek, vahyin insan üzerindeki dönüştürücü etkisini ve hatırlamanın önemini vurgular. Ayet, ilahi mesajın potansiyel faydasını ve insanın bu mesaja karşı sorumluluğunu dilbilimsel bir derinlikle sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zikr' kelimesinin hem kalpteki bir şeyi hatırlamak hem de dil ile ifade etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yettezekkeru' fiili, kişinin kalben uyanıp öğüt alması ve bu öğüdün bilincine varması anlamındadır. Bu, sadece bir hatırlama değil, aynı zamanda bir idrak ve ibret alma sürecidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zikr' kavramının Kur'an'da 'Allah'ı hatırlama, O'nun ayetlerini düşünme ve öğüt alma' gibi geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu vurgular. Ayetteki 'yettezekkeru', vahyin sunduğu hakikatleri kişinin zihninde canlandırması ve bu sayede doğru yolu bulması eylemini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'zikr' kelimesinin Kur'an'da 'öğüt' ve 'ibret' anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'Yettezekkeru' fiili, kişinin kendisine sunulan ilahi mesajdan ders çıkarması ve bu dersi hayatına uygulaması gerektiğini ima eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nef'' kelimesinin 'bir şeyin iyi ve faydalı olması' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fetenfeahu', öğüdün (zikrâ) kişiye dünyevi ve uhrevi anlamda yarar sağlaması, onu doğru yola iletmesi ve kurtuluşuna vesile olması anlamındadır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'nef'' kelimesinin 'zararın zıddı' olduğunu ve 'bir şeyin iyi bir sonuç doğurması' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, öğüdün kişiye manevi bir kazanç sağlaması ve onu olumsuzluklardan koruması kastedilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nef'' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın lütfu ve rahmetiyle ilişkilendirildiğini belirtir. 'Fetenfeahu', ilahi öğüdün kişiye Allah'ın izniyle fayda vermesi ve onun için hayırlı sonuçlar doğurması anlamındadır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'zikrâ' kelimesinin 'öğüt' ve 'hatırlatma' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ez-zikrâ', Kur'an'ın kendisi veya Kur'an'ın içerdiği ilahi mesajlar ve uyarılar olarak anlaşılmalıdır ki bunlar insanlara doğru yolu gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'zikrâ' kelimesinin 'kalbe gelen hatırlatma' ve 'ibret' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Ayetteki 'ez-zikrâ', kişinin kalbine işleyen, onu düşündüren ve doğruya yönlendiren ilahi bir uyarı veya öğüt olarak açıklanır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'zikrâ'nın 'unutulmuş bir şeyi hatırlamak' veya 'bir şeyi zihinde canlı tutmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ez-zikrâ', insanın fıtratında var olan hakikatleri veya daha önce kendisine tebliğ edilmiş olan ilahi mesajları yeniden hatırlamasını sağlayan bir öğüt olarak yorumlanır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.