Bi-eyyi żenbin kutilet
(8-9) Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,
Tekvîr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Bâtınen bu iki Âyet-i Kerîme’ye bakabilirsek; seyri sülûk yolunda olan dervişe nefsi küllden bir ilim gelirse ve o gelen bilgilere îtibar edilmeyerek hükümsüz bırakılıp yere gömülürse, bu Âyet-i Kerîme hükümleri icra edilmiş ve bu halin hükmü altına girilmiş olmaktadır.
Bu nefs-i küll bilgilerini burada ne için tatbik etmedin ihtarı verilmektedir.
Nefsi küllden gelen bilgilerin şeytanî ve vehmî bilgilere yakın olabilmesi kişileri aldatabilmektedir ve bu nedenle bunları iyi ayrımak lâzımdır. Eğer bu gelen bilgileri geliştirerek büyütebilirsek zaman içerisinde onlar üretici olmaktadır yani kız çocuklarının büyüyünce doğurgan olması gibi o ilimlerde doğurgan olmaktadırlar ve bu nedenle çok mühimdirler. Kişilerin sâdece aklı küllden gelen bilgileri almaları yeterli olmaz nefsi küllden gelen bilgilerinde alınarak ikisinin birlikteliğini sağlayıp üretken olmak gerekmektedir.
Âyet-i kerîme’nin zâhiren ifâde ettiği hallerde göz önüne alındığında görüyoruz ki, bu gelen ilimler gömüldüğünde İslâmiyetten evvelki haller yaşanmakta ve
mânen İslâmiyyet’te dahi olsak fiilen câhiliyye dönemini yaşamaktayız demektir. Günümüzde de dinimizde oluşan cahillikde bu yüzdendir yoksa Efendimiz (s.a.v)in getirdiği ışığı idrâk ettiğimizde hepimizin zâhir ve bâtınımızın apaydınlık olması lâzımdır.
وَإِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ
( Ve izes suhufu nuşiret. )