Leterkebunne tabekan ‘an tabak(in)
Şüphesiz siz halden hale geçeceksiniz.
Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.
İnşikâk Suresi 19. ayet, 'لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ' ifadesiyle, insanın dünya hayatından ahiret hayatına, ölümden dirilişe, halden hale geçişini, sürekli bir değişim ve dönüşüm içinde olduğunu vurgular. Ayet, bu geçişkenliği 'tabaka' kavramı üzerinden metaforik bir dille anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ركب' kelimesinin asıl anlamının bir şeyin üzerine binmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'لَتَرْكَبُنَّ' ifadesi ise, mecazi olarak bir halden diğerine geçişi, bir mertebeden diğerine yükselişi veya inişi anlatır. İnsanların dünya hayatındaki çeşitli hallerini ve ahiretteki aşamalarını bu fiille ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'لَتَرْكَبُنَّ' fiilinin burada 'لتصيرنّ' (olacaksınız, dönüşeceksiniz) anlamında kullanıldığını belirtir. Yani, bir halden başka bir hale geçişi, bir durumu terk edip diğerine bürünmeyi ifade eder. Bu, ölümden sonraki diriliş ve ahiret hallerine bir göndermedir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ركب' fiilinin 'bir şeyin üzerine çıkmak, onu aşmak' anlamının yanı sıra, 'bir halden diğerine geçmek' manasına da geldiğini vurgular. Ayetteki kullanımı, insanın hayatındaki sürekli değişimleri, ölüm, diriliş, hesap gibi aşamaları art arda yaşamasını anlatır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'طَبَقًا' kelimesinin 'halden hale, durumdan duruma' geçişi ifade ettiğini belirtir. Bu, insanların dünya hayatındaki farklı evrelerini, ölüm anını, kabir hayatını, dirilişi ve ahiretteki merhaleleri kapsayan bir anlam taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'طبق' kelimesinin 'bir şeyin diğerine uygun olması, bir şeyin diğerinin üzerine gelmesi' anlamından türediğini açıklar. Ayetteki 'طَبَقًا عَن طَبَقٍ' ifadesi, bir halin diğerini takip etmesi, bir durumun diğerinin yerine geçmesi anlamındadır. Bu, insanın yaratılışından ölümüne, ölümünden dirilişine kadar geçirdiği aşamaları anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'tabaka' kavramının sadece fiziksel katmanları değil, aynı zamanda varoluşsal ve zamanla ilgili aşamaları da ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'طَبَقًا عَن طَبَقٍ' ifadesi, insanın sürekli bir değişim ve dönüşüm içinde olduğunu, bir halden diğerine geçerek nihai kaderine doğru ilerlediğini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tabak' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını ve İnşikâk Suresi'ndeki kullanımının 'bir halden diğerine geçiş, aşama aşama ilerleme' anlamını taşıdığını ifade eder. Bu, insanın hayatındaki ardışık ve kaçınılmaz değişimleri vurgular.
İnşikâk Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.“ (84/19)
İnsan anne karnına düştüğü (alak), embriyo, cenin hâlinden ve doğum ile bebek, çocuk, ergen, genç, orta yaşlı, yaşlı, ihtiyar gibi hallerden ölüm hâline geçmektedir. Sürekli görüntü elbisesinde bir değişim hâli vardır…
Üzerinde yaşadığımız dünyada insanı yetiştiren canlı bir organizmadır. Üzerindeki nesiller ile birlikte silüeti değişmekte olduğu bilinen bir gerçektir. Orta kıyâmeti kopması ile birlikte tekrar bir değişim süreci ile yeni bir Âdem nesli meydana getirmektedir.
İşte zâhiri olarak hâlden hâle geçiş olduğu gibi bâtini olarakta hâlden hâle geçiş vardır. Bunun oluşu için irfan ehli sahibi bir kişiden bunun eğitimi alınmalı “ve nefahtu fihi min ruhi”[52] O’na ruhundam üfürdüm hakikati ile Âdemi mâ’nâ hayal cennetinden beden arzına indirilmeli ve akabinde peygamber hazeratının yaşantıları seyri sülük edilmeli ve manevi olarak halden hale geçilmelidir… Bu hakikati ifade eden Mevlâna hazretleri Mir’ac hadisesinde Efendimiz (s.a.v.)’in hâlini beyan ederken “Mustafa’nın koltuğunun altında başka bir elbise vardı” demektedir.
Aslında her an var, yok olmaktayız. Eskiler buna “teceddüd-i emsal” benzer yenilenme demektedirler. Hayât perdesinde zaman o kadar hızlı akıp gitmektedir ki bunu beden gözü ile müşahade edememekteyiz. Nasıl ki elektirik dalgası cihazlara seri bir şekilde geldiği için sürekli o cihazın çalıştığını veya lambanın aydınlattığını sandığımız gibi bu hayatta bir an ölü bir an canlı hükmündeyiz.
Bir önceki âyet “Ay” ile alakalıydı. Bu dünya hayatına insan Hakk’ın zâtından gelirken geçirdiği merhaleler vardır. 18,000 âlemden geçip yeryüzüne dünya hayatının zâhirine gelmektedir. Bunlar sırası ile 18000 âlem, Arş-Kürsü, 3 Mevalid (Üç doğum bitki, hayvan, maden) 4 unsur (ateş, hava, su, toprak), 7 nefis mertebesi Ay ve son olarak dünya ile tamamı 18 eder ki bu da 18000 âlemdir ve bu âlemlerin göz bebeği olan İnsan- Kâmildir.
İlâhi Hakikata ayna olan İnsân-ı Kâmil âlemlerin gözbebeğidir, gayriyetin ayn eli, Hakîkati İlâhinin, 18000 âlemden yanısıyan Nûr-u Muhammedidir ve tam kemâlli Zuhur mahalli Hz. Muhammeddir.
Marifet deryasının hakîkat güneşine baktıkça, Sevgilin nurlu yüzünden nefsinin gayriyetteki özü olan ruhun muradını gönül pınarlarından taşırır sufi.
Aşkının Ah.....ını Nûr-u Muhammediye olan, Hakîkati Muhammedi teknesine binip vasıl olsa aslına, Vahdet deryasına şahid olmak, Zâtının Husuna koşmak Aşıka sefadır.
Hakîkati İlâhi güneşinin sevgilisi Nûr-u Muhammediyye baktıkça sufi, gayriyetteki özünün sahibi muradını gönül pınarlarından taşırır.
Aşık kendini Nûr-u Muhammedi deryasında uluhiyyet salında bulsa, Vahdet deryasının Aşk şarabından içmek, Aşıka sefadır.[53]
Hazret-i Mevlânâ hazretleri hâlden hâle geçmeyi bitkilikten öldüm, hayvanlıkta (hayy-an –yaşayan an) dirildim, hayvanlıktan öldüm, madende dirildim. Madenlikten öldüm, insanda dirildim diye ifade etmektedir. Ef’al, Esmâ, Sıfât, Zât ve İnsân-ı Kamil mertebelerini ifade eden 5 hazret mertebesi arasındaki geçişi ifade eden bu sözleri anlamayanlar, hazreti Mevlânâ Reerkarnasyon görüşünü sahiptir diye telaffuz etmektedirler. Aslında alakası olmayan kendi görüşlerinin delil arayan safsatalardan başka bir şey değildir.
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ {الإنشقاق/20}
“Leterkebunne tabekan ‘an tabak “