İçeriğe atla
Tevbe 7Cüz 10 · Sayfa 188

Tevbe Sûresi 7. Âyet

التوبة

Sohbete sor

Keyfe yekûnu lilmuşrikîne ‘ahdun ‘inda(A)llâhi ve'inde rasûlihi illâ-lleżîne ‘âhedtum ‘inde-lmescidi-lharâm(i)(s) femâ-stekâmû lekum festekîmû lehum(c) inna(A)llâhe yuhibbu-lmuttekîn(e)

Allah'a ortak koşanların Allah katında ve Resulü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram'ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece, siz de onlara dürüst davranın. Çünkü Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.

Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Keyfe yekûnu lilmuşrikîne ahdun inda(A)llâhi ve’inde rasûlihi illâ-lleżîne âhedtum inde-lmescidi-lharâm(i) femâ-stekâmû lekum festekîmû lehum inna(A)llâhe yuhibbu-lmuttekîn(e) Allah’a ortak koşanların Allah katında ve Resûlü yanında bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız başkadır. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece, siz de onlara dürüst davranın. Çünkü Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever. (9/7)


Alllah’a ulhiyet mertebesi Hakk’ın ilmine kendi vehim ve hayallerini ortak koşanların Uluhiyet ve Risalet mertebesi ile anlaşması mümkün değildir. Hakk’ın yanında batıl zail olur ve hükmü kalmaz. Bunun yanında Ka’be yani zâti tecelli yanında anlaşma yapılanlar başkadır. Bunlar size karşı dürüst davrandığı sürece yani irfaniyet eğitimi içinde gönül kabesi zât-i tecelli hükümlerini kabul edip buna göre davrandığı sürece sizde onlara dürüst davranın... Allah kendisi uluhiyet mertebesinin gereği olan her mertebenin hakkını veren mertebeye karşı gelmekten sakınanı yani hakktan bir an olsun gafil olmaktan sakınanları sever.


Vücûdun muhtelif mertebelerde zuhûru, her bir mertebenin kendisine mahsûs olan hallerine göre, muhtelif hükümleri gerektirir. Örneğin buhâr, buhâr mertebesinde iken letâfetinin kemâlinden dolayı görünmez; yoğunlaşıp bulut mertebesine inince göz ile görülür. Daha da yoğunlaşıp su olunca dokunma duyusu vücûdunu hisseder. Bir mertebe daha yoğunlaşıp buz olunca elde durur; ve istenilen şekle sokulur. Buhârın bu mertebeleri, buhârın oluşumuna başka bir şeyin dâhil olmasıyla ortaya çıkmadı; belki onun geçici sıfatları, henüz ortada yok iken mevcûd oldu. İşte görülüyor ki buhâr dediğimiz kavram bir olan vücûd iken, muhtelif mertebelerde açığa çıkışından dolayı çoğalma husûle geldi. Ve her bir mertebenin hükmü başka başka oldu. Su ile temizlik mümkün olduğu halde bulutla temizlik mümkün değildir. Ve yine eriyip su olmadıkça buz, suyun yaptığı işi yapamaz.

Bu örnekte olduğu gibi latîfin en latîfi olan hakîkî bir olan, her bir mertebeye inişinde bir hükmü gerektirir. Çünkü mertebelerin gerekleri muhtelifdir. Ve kesîf şehâdet âlemi şerîatın varlığını gerektirir ve ilâhî kānûnu kaldırmak için mü'minler ile savaşmaya kalkışan kâfirlerin ve müşriklerin öldürülmesini gerektirir. Eğer kâfirler îmân etmeyip de savaşmaya kalkışmazlarsa öldürül- mezler. Çünkü ilâhî sûret üzerine mahlûk olan insânî oluşumunun devâm et- tirilmesi, onu yıkmaktan daha iyidir. Sen din düşmanlarını görmüyor musun ki Allah Teâlâ onların hayatta kalmaları için cizyeyi ve barışı farz kılıp "Eğer onlar barışa meylederlerse, sen de barışa meylet!" (Tevbe, 9/7) buyurdu.[12]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)