Eyahsebu en len yakdira ‘aleyhi ehad(un)
İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
İnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor?
Bu ayet, insanın kendi gücünü ve kudretini abartarak, Allah'ın veya başka bir gücün kendisine üstün gelemeyeceği yanılgısını ele almaktadır. Temel olarak 'sanmak/zannetmek' ve 'güç yetirmek' kavramları üzerinden insanın acziyetine ve Allah'ın mutlak kudretine işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hesb' kökünün asıl anlamının bir şeyi saymak, hesaplamak olduğunu belirtir. 'Hasibe' fiili ise, bir şeyi zannetmek, doğru kabul etmek anlamında kullanılır. Ayetteki 'eyahsebu' ifadesi, insanın bir şeyi kesin bilgiye dayanmaksızın, kendi vehmiyle doğru kabul etmesini, yani 'zannetmesini' ifade eder. Bu, genellikle yanlış bir zanna işaret eder. (el-Müfredât, s. 226)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zann' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışım taşıdığını ve kesin bilgiye dayanmayan, şüpheye açık bir inancı ifade ettiğini belirtir. 'Eyahsebu' fiili de bu bağlamda, insanın gerçeklikten uzak, temelsiz bir varsayımda bulunduğunu gösterir. Ayette, insanın kendi gücünü abartarak, kimsenin kendisine üstün gelemeyeceği şeklindeki yanlış zannı vurgulanır. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 165)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hüsban' ve 'hısab' kelimelerinin hesap ve sayma ile ilgili olduğunu, 'hasibe' fiilinin ise 'zannetmek' manasına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, insanın kendi gücünü yanlış değerlendirmesi ve bu yanlış değerlendirme üzerine bir zan beslemesi anlamındadır. Bu zan, gerçekle örtüşmeyen bir yanılgıdır. (el-Külliyyât, s. 367)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kudret' kelimesinin bir şeye gücü yetmek, onu yapabilmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'len yakdire aleyhi ehadun' ifadesi, hiç kimsenin o insana karşı güç yetiremeyeceği, ona üstün gelemeyeceği zannını ifade eder. Bu, insanın kendi gücünü aşırı görmesi ve başkalarının veya Allah'ın kudretini küçümsemesi anlamındadır. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 493)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kudret'in 'takat' ve 'imkan' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'yakdire' fiili, birinin diğerine karşı üstün gelme, onu yenme veya ona engel olma gücüne sahip olması anlamında kullanılmıştır. İnsanın bu ayetteki zannı, kimsenin kendisine bu anlamda güç yetiremeyeceği yönündedir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 303)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kudret' kavramının Kur'an'da hem Allah'ın mutlak gücünü hem de insanın sınırlı gücünü ifade ettiğini belirtir. Bu ayette ise, insanın kendi sınırlı gücünü mutlak zannederek, kimsenin kendisine 'güç yetiremeyeceği' yanılgısına düşmesi ele alınır. Bu, Allah'ın kudreti karşısında insanın acziyetini ortaya koyan bir ifadedir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 312)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ehad' kelimesinin 'vahid' (bir) ile aynı kökten geldiğini, ancak 'ehad'ın genellikle olumsuz bağlamlarda 'hiç kimse' veya 'tek bir kişi bile' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'aleyhi ehadun' ifadesi, insanın kendisine karşı gelebilecek, onu alt edebilecek 'hiç kimsenin' olmadığını zannetmesini ifade eder. Bu, insanın kibir ve gururunu gösterir. (el-Müfredât, s. 19)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ehad' kelimesinin nefy (olumsuzluk) bağlamında kullanıldığında, genelliği ifade ettiğini ve 'hiç kimse' anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette de 'len yakdire aleyhi ehadun' ifadesi, insanın kendisine karşı koyabilecek, onu yenebilecek 'hiçbir kimsenin' bulunmadığına dair yanlış inancını dile getirir. (Umdetü'l-Huffâz, c. 1, s. 123)
Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri
Terzibaba - Necdet Ardıç
Kendisine verilen geçici güç, para mal mülk ile perdelenip kendini bunların mutlak sahibi zannederek perdeler içinde kalarak bir gün gelip bunların elinden alınmasına kimsenin mani olamayacağınımı? zannediyor.
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًا
(Yekûlu ehlektu mâlen lubedâ)