İçeriğe atla

Hal

Geçici manevi durumlar. Allah'ın lütfu ile kalbe gelen haller.

Tanım

Hâl (çoğulu: ahvâl), sâlikin kalbine Allah tarafından, çalışma ve kesb olmaksızın, saf bir lütuf olarak inen geçici manevî durumlardır. Muhabbet, havf, recâ, şevk, kabz, bast gibi keyfiyetler birer hâldir.

Makam ile Farkı

Tasavvufun temel ayrımlarından biri hâl ile makam arasındadır:

  • Hâl: Allah'ın ihsanıdır, geçicidir, sâlikin elinde değildir; gelir ve gider ("hâl mevhibedir").
  • Makam: Sâlikin mücâhede ve riyâzetiyle kazandığı kalıcı mertebedir ("makam mekâsıbdır").

Kuşeyrî'nin veciz ifadesi: "Ahvâl mevâhib, makâmât mekâsib" — haller bahşedilir, makamlar kesbedilir.

Kaynağı

Hâllerin Kur'ân'daki işareti olarak sûfîler Rahmân 55:29 ayetini zikreder: "Külle yevmin huve fî şe'n" (O her an bir şe'nde — tecellîdedir). Kul her ân Hakk'ın yeni bir tecellisine mazhar olur, bu da kalpte yeni bir hâl doğurur.

Çeşitleri

Klasik tasnif (Serrâc el-Lüma'): murâkabe, kurb, muhabbet, havf, recâ, şevk, üns, tuma'nîne, müşâhede, yakîn. Bunlar sâlikin kalbine sırayla değil, bazen birbirini takip ederek, bazen üst üste gelir.

Edep

Hâl geldiğinde sâlik onu ifşâ etmez — "sır"dır. Ebû Süleymân ed-Dârânî: "Hâl ifşâ edilince çekilir." Mürşid dışında kimseye açılmaz. Hâlin gitmesi korku değil, sünnetullahtır; kalıcı olan makamdır.

İlgili Kavramlar

Kaynaklar

  • Serrâc, el-Lüma'
  • Kuşeyrî, er-Risâle
  • Hucvîrî, Keşfü'l-mahcûb

Bu Kavram'in Gectigi Eserler

Vahiy ve Cebrâîl
Vahiy ve Cebrâîl

Terzibaba - Necdet Ardıç

375x

Derya’yı ilâhi bitgün çoşunca, Gemi’yi Nûh’u inşâ edince, Bismillahi mecraha diye yola çıkınca İşte o zaman Nûh’a (a.s.) benzersin İbrahim Halil ile dost olunca, Birlikte bir gün putları kırınca, Oturduğun yerinden kovulunca, İşte o zaman İbrahim’e (a.s.) benzersin. Tur-u Sina’ya bir gün çıktığında, Tevrat’tan dokuz emri aldığında, Tuvada da kendini bulduğunda, İşte o zaman Mûsâ’ya (a.

13 ve Hakîkat-i İlâhiyye
13 ve Hakîkat-i İlâhiyye

Terzibaba - Necdet Ardıç

196x

Çok yazık ki; zahiren tefekkür yeteneğini oldukça kaybetmiş madde bağımlısı bir topluluğa bu tür yanlış inanışları aşılamak çok kolay olmakta ve bizlerin en uğurlu sayımız olan bu muhteşem “on üç” sistemini bazılarımız da ne yazık ki; gaflet ve cehalet yüzünden onlar gibi uğursuzluk olarak kabul etmekte, onun rahmetinden ve feyzinden farkında bile, olmadan çok uzaklaşmaktadırlar. Bu husus hakkında daha geniş ve...

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10

Ahmet Avni Konuk

40x

" Ya'ni, Hak Teâlâ abd-i mahz olan insân-ı kâmile hitâben buyurur ki: "Seni tecelliyât-ı latîfem ve kahriyyem içinde birçok def'alar kaynatsam ve imtihan etsem, senin kaynamanın köpüğü olan ahvâl ve akvâl ve ef'âlinde hiçbir hîle-i nefsânî bulmam." 2111. "Sayısız bir halk imtihan cihetinden utanıcıdır.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7

Ahmed Avni Konuk

24x

Senin yüksek olan himmetin artık bu Mesnevî-i Şerif'i hangi mertebeye ve ondaki esrâr ve hakāyıkı nerelere kadar çekeceğini Allah Teâlâ bilir!" Zîrâ isti'dâdât, a'yân-ı sâbitenin ahvalidir ve a'yân-ı sâbite ahvali ise sırr-ı kader olup, ale'l-kāide ancak zuhûr ettikçe ma'lûm olur ve müstesnâ olarak enbiyâya ve evliyâya Hakk'ın keşf ettiği kadar mekşûf olur.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5

Ahmed Avni Konuk

17x

Hırs-ı ma'nevî budur ki, sâlik bir mürşid-i kâmile intisâb ettiği ve kendisinde vecdin envâ'ından birtakım ahvâl zuhûr ettiği halde, hâlindeki tebeddülün farkına varamayıp, kendi hâtıratına tâbi' olur ve mürşidinden feyiz bulamadığını zannedip reddeder ve başka mürşide intisâb eyler. Onun bu hırs-ı ma'nevîsi basar-ı basîretini kapamış ve kendi hâlini ve mürşidinin kemâlini görememiştir. Bu sebeple bu kapıyı terkedip...

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13

Ahmet Avni Konuk

13x

"Îkān", tahkîk üzerine şübhesiz bilmek demektir. Bu beyt-i şerîfte ulemâ-i zâhire ta'rîz buyurulur. Zîrâ ulemâ-i zâhir akvâl ve ahvâl ve efâl-i nebeviyye hakkındaki ma'lûmâtı tevâtürden alırlar. Fakat evliyâ-yı kirâm hazarâtı doğrudan doğruya keşfen Resûl-i Ekrem hazretlerinden alırlar.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6

Ahmed Avni Konuk

12x

" Ma'lûm olsun ki, âlem-i kevnde zahir olan her bir sûretin ilm-i ilâhîde bir hakîkati sâbittir ve bu hakîkat onun ayn-ı sâbitesi olup esmâ-i ilâhiyyeden bir ismin mazharıdır ve o ismin muktezâsı olan ahvâl o ayn-ı sâbitenin isti'dâdıdır ve isim müsemmânın "ayn"ı olup mec'ûl değildir; binâenaleyh o ismin hâssıyyeti de mec'ûl değildir. İmdi bu ayn-ı sâbite ilm-i ilâhîde ne hâl üzere sabit olmuş ve isti'dâdları neyi...

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8

Ahmet Avni Konuk

12x

Ma'lûm olsun ki, bu kıssada remiz ve işaret buyurulan ahvâl şudur: “Şâh”dan murâd, Hak Teâlâ; “doğan"dan murâd, enbiyâ ve onların vârisleri olan kümmelîn-i evliyâ; "bunak kocakarı" dan murâd, ehl-i dünyâ ve ehl-i nefis; "tutmaç"dan murâd, huzûz-ı dünyeviyye; "tutmacın suyu"ndan murâd, ehl-i dünyanın re'y ve tedbîri; ve "tutmacın hamuru"ndan murâd, lezzet-i fiiliyye-i dünyeviyyedir. Ya'ni, şâh-ı hakîkî olan Hak...

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2

Ahmed Avni Konuk

11x

Zîrâ o rûh-i hayvânî, anâsırın erkân-ı tabîat olan kuruluk ve yaşlık ve soğukluk ve sıcaklık te'sîrâtı altında ictimâ'ından hâsıl olur; ve birtakım ahvâl ve şerait dâiresinde vâki' olan bu ictimâ' ve terekkübden, kan ve harâret-i garîziyye peydâ ve bundan da vücûdda his ve hareket zâhir olur. Bu rûh ve hayât bilcümle hayvânâtda da vardır.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12

Ahmet Avni Konuk

9x

Binâenaleyh âşığın aklı muattal olduğundan âlemde ondan daha deli bir kimse yoktur. Hattâ akıl erbâbı âşığın ahvâline ve etvârına bakıp ona deli derler ve tımârhâneye bile koyarlar. Nitekim uşşâk-ı ilâhîden Ebû Bekr-i Şiblî hazretlerini yirmi iki kerre tımârhâneye götürdüklerini Mevlânâ Câmî hazretleri Nefahâtü'l-Üns'de beyân buyururlar.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1

Ahmed Avni Konuk

9x

Ve rûhun, dünya mülküne mâlik ol- ması budur ki, rûh, kendisinden ahvâl zuhûru için cismâniyyet âlemine gel- mek üzere Hakk'ın Zât'ından zuhûr etmiştir. Binâenaleyh dünya mülkünün mâliki olur. Ve âtîde gelecek olan bir beyitte: Ya'ni, "Rûh cisimden ve cisim dahi rûhdan âgâh değildir; onun dimâğın- da Allah gamından başkası yoktur" buyrulmuş olduğundan, din mülküne de mâlikdir.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11

Ahmet Avni Konuk

9x

Şeyh-i Ekber Muhyiddîn-i Arabî (k.s.) efendimiz “telvîn" hakkında buyururlar ki: "Bu telvîn abdin "ahval" içinde intikālidir; ve çok kimselerin indinde bu telvîn nâkıs olan bir makāmdır. Halbuki bizim indimizde makāmların en kâmilidir.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11

Terzi Baba (Cilt 1)
Terzi Baba (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç

8x

Okul dönemiyle birlikte onun doğuştan sahip olduğu; asalet, güzellik, akıl ve zeka üstünlüğü gibi kemâl olgunluk hâlleri de kendisinde belirmeye ve görülmeye başlamış, gerek okulda gerek çevresinde zeki, çalışkan ve güzel ahlâklı oluşuyla ilgi ve alâka çekmeye başlamıştır. Hatta ondaki bu olgunluk hâllerini gören başöğretmeni ve matematik öğretmeni onu okul arkadaşlarına örnek ve rehber öğrenci diye takdim ederken,...

12 Terzi Baba 1

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4

Ahmed Avni Konuk

8x

Mısrî Niyâzî ulemâdan olduğu halde Ümmî Sinân hazretlerinin terbiye-i ma'neviyyesine boyun eğmiş ve istediğini bulmuştur. Bu gibi ahvâlin menâkıb-ı evliyâda nazîri çoktur. Ezcümle, Necmeddîn Kübrâ hazretleri ulûm-ı zâhirede yektâ ve her kim ile mübâhase etse onu ilzâm eder imiş. Bu sebeble ulemâ-i zamân ismini "Tâmmetü'l-Kübra" koymuşlar.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9

Ahmet Avni Konuk

7x

Ey Çelebi Hüsâmeddin, bunun gibi nutuk ve kelâm senin idrâkine nisbetle aşağıdır ve fakat dîğer kimselerin fehimlerine göre senin ahvâl ve esrârını mübeyyin olan o nutuklar pek yüksek ve âlîdir." 22. Ben senin vasfını söylerim, tâ ki yol götürsünler! Ondan evvel ki onun fevtinden hasret yerler.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9

Reşahât — Aynü'l-Hayât
Reşahât — Aynü'l-Hayât

Terzibaba - Necdet Ardıç

7x

Veya biraz para, mülk verdin ben de başkalarına verdim, gibi şükür gerektiren hâller. Ama bunun dışında yaşadığımız hâl gafletle mi geçti, yoksa fiilimizi yaptık ama gerçek mâ’nâda üzerinde durmadan, pek samimi olmadan, görevimizi yapmış olalım diye mi yaptık, diye bu fiilde özrü gerektirmektedir.

65 Reşahat Ayn-EL Hayat

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3
Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3

Ahmed Avni Konuk

7x

Zîrâ cismin tekellüme isti'dâdı yoktur. Tekellüm isti'dâdı ânenfe-ânen cismi büyümek ve ta'lîm edilmek ile hâsıl olur. Ve ahvâl-i sâire de buna makıystir. Binâenaleyh isti'dâd-ı gayr-i mec'ûlün zuhûru, isti'dâd-ı mec'ûlün inkişafına mütevakkıftır.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3

Kelime-i Zekeriyyâiyye
Kelime-i Zekeriyyâiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi & Terzibaba - Necdet Ardıç

7x

Binâenaleyh hazret-i şehîdette onun vücûdunda zâhir olan dahi, bu ismin hazînesinde meknûz bulunan ahvâl olduğundan, kendisi min-indillâh bu ismin muktezâsı olmak üzere, kuvvet-i tâmme ve him- met-i müessire ile müeyyed oldu; zîrâ “Mâlik,” şiddet ve kuvvet maʼnâsına olan "mülk"ten me'hûzdür; ve "mülk," kudret ve tasarruf ma'nâsına dahi gelir.

Kelime-i Zekeriyyâiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Mâlikiyye

Kelime-i Şîsiyye
Kelime-i Şîsiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

6x

" İmdi abd her ne kadar isti'dâdını bilmez ise de, eğer isti'dâd, sâile suâli i'tâ etmese idi, ondan taleb sâdır olmaz idi. Zîrâ abd üzerinde her ânda cârî olan ahvâl, onun isti'dâdından münbaisdir; ve abdin talebi dahi, üze- rinde cârî olan ahvâlden bir hâldir. Binâenaleyh abdin suâli dahi, onun isti'dâdından münbais bir keyfiyet olur.

Kelime-i Şîsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nefsiyye

Kelime-i Mûseviyye
Kelime-i Mûseviyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

6x

İşte “feyz-i akdes” ta'bîr olunan bu tecellî ile zâtında mündemic olan bilcümle esmâ ve sıfat sûret- leri onun mertebe-i ilminde sâbit oldu; ve her bir isim ve sıfat kendilerine mahsûs olan ahvâl ile yekdîğerinden bu mertebede temeyyüz edip ayrıldı. ✨ ✨ Sade Türkçe flash Metnin açıklanmasından önce bir giriş yapılması gereklidir.

Kelime-i Mûseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ulviyye

Zümer Sûresi
Zümer Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

5x

Âlemde olduğu gibi insânda da bu zıt hâller birbirini kovalar. Her hâl geçicidir ve zıttına dönecektir. Bunu bilen kimse, ne kabz'da ümitsiz olur ne bast'da gâfil olur. " Ve sehharaş şemse vel kamer " ( Güneşi ve Ay'ı emri altına almıştır ): "Sehhara", "boyun eğdirmek, hizmete vermek, emre âmâde kılmak" anlamlarına gelir.

257 39 8 Zümer Sûresi T.O. Cem Cemâlî (1)

Kelime-i Üzeyriyye
Kelime-i Üzeyriyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

5x

Ve o eşya, saâdet ve şekāvetten ve îmân ve küfürden ve ikbâl ve idbârdan ve kemâl ve noksândan ve sâir ahvâl ve levâzımından ilm-i ilâhîde ne sûret üzerine müteayyin oldular ve Hak onları ne sûret üzerine bildi ise, onlar hakkında ol vech ile hükmeyledi.

Kelime-i Üzeyriyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kaderiyye

Kelime-i Ya'kûbiyye
Kelime-i Ya'kûbiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

5x

Kader ise, kazâ-yı ilâhînin tafsîli olup, her bir ayn-ı sâbitenin zâtî isti'dâd-ı gayr-i mec'ûl ve iktizâ-i zâtiyyesine binâen, âlem-i kevn ve fesâdda esbâb-ı mahsûsa ile mukayyed olarak zuhûr eden ahvâl ve umûrun tafsîlidir. Binâenaleyh kazâ-yı ilâhî, hükm-i külli-i icmâlî olduğu cihetle, tağayyür ve tebeddülü mümteniu't-tağayyürdür.

Kelime-i Ya'kûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Rûhiyye

TB. Fusûs Mukaddimesi
TB. Fusûs Mukaddimesi

Ahmet Avni Konuk

5x

“Kazâ” bir vakit ile mukayyed olmadığı hâlde, “kader” vakten-mine’l-evkāt her bir ayn-ı sâbitenin esbâb-ı mahsûsa tahtında cemî’-i merâtibde zuhûr edecek ahvâlini takdîrden ibârettir. Meselâ “Zeyd saîddir” diye hakkında hükm-i küllî luhûkundan sonra Zeyd’in falân vakit âlem-i şehâdette zuhûru ve kendisinden falân vakitlerde şu ve şu a’mâl-i sâliha zâhir olması; ve şu kadar sene muammer olduktan sonra mü’min olarak...

Fusûsul Hikem Mukaddime

Ramazan ve Oruç
Ramazan ve Oruç

Terzibaba - Necdet Ardıç

4x

Ya’ni, açlıktan cism-i kesîfe rûhâniyet hâli gâlib olup, o rûhâniyet deryâsı üzerinde gemi gibi yüzer ki, neticesi bu cisimde tayy-i mekân ve bast-ı zamân ve tayy-i zamân gibi havârık-ı âdât zuhûrudur. Bu haller zevkî olup maddiyâtta müstağrak olanların akıl ve idrâklerine sığar ahvâlden değildir. 1749. Oruçta sabredici ve musırr ol, dembedem Hudâ'nın gıdâsına muntazır ol!

Ramazan ve Oruç

TB. Kelime-i Mûseviyye
TB. Kelime-i Mûseviyye

Ahmet Avni Konuk

4x

Şıkk-ı evvele göre ervâh-ı külliyye, âlem-i ervâhdakiألَسْــت ُ بِرَبِّكُــم ْ(A’râf, 7/172) [Ben sizin Rabbiniz değil miyim?] hitâbını ve ecsâda taalluktan mukaddemki ahvâli müdriktirler. Nitekim Bâyezîd-i Bistâmî hazretlerine: “Elestü bi-Rabbiküm hitâbı yâdında mıdır?” denildikde, “Üzerinden hiç gün geçmedi” buyurmuştur. Zîrâ ervâh-ı külliyye-i müdrike üzerinden zamân geçmez; zamâna tâbi’ olan ancak ecsâddır.

Kelimeyi Museviye TB. ŞErhi

Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2)
Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2)

Terzibaba - Necdet Ardıç

4x

İçinde bulunduğunuz halin eski benzeri hallerle ilgisi yoktur birbirlerine zahiren benzerler ancak daha evvelki halleriniz kişinin nefs kaynaklı halleridir bu yüzden belirli bir süre sonra biter. Şimdi içinde bulunduğunuz haller ise iLâh-i gerçek huzur halleridir. Ancak bunların dahi fazla üstünde durmamak lâzımdır, bunların devamı ise irfaniyyet ile desteklenmesi olmalıdır irfaniyyet destekli olmayan duygular...

Bir Salikin Seyr Yol Hikayesi 2

TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye
TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

4x

Her ne kadar karâin-i ahvâl, cenâb-ı İsâ'nın beşik içinde validesi Meryem'in berâetine delâlet marazında nutk ettiği vakit, bunda Allah Teâlâ'ya kurbuna ve onun sıdkma delâlet ederse de (6). --------------- Ya'nî İsâ (a.s.) hakkında hâriku'lâde olarak vâki' olan şey, beşik içinde iken onun konuşmasıdır .

190 Fusûsu’l-Hi̇kem

Vâkı'a Sûresi
Vâkı'a Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

4x

.... Bu süreçte zuhûr eden hâller, Hakk’ın kalbi tedrîcî biçimde terbiye edişinin alâmetleridir. Vâkıa kuvvet kazandığında sâlik, Allah’ın dilediği ölçüde gayb âlemlerin...

262 56 Ku Ker Yol Vâkıa Sûresi

Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3)
Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3)

Terzibaba - Necdet Ardıç

4x

...uruyorum sanki bana selâm verip geçmek istiyorlar gibi... Bu arada benimde rûhaniyetim artmaya başladı. Odaya doldular, yalnız karışık oldu bir merasim sırası değil, ancak sonra iş sıraya kondu, o sırada da...

108 3 Ru ya Mana Alemi Terzi Baba ile ilgili zuhuratlar

Kelime-i Îseviyye
Kelime-i Îseviyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

4x

Zîrâ hîn-i inzâlde zevc ve zevcenin muhayyilelerinde zâhir olan ahvâl ve suverin veled üzerinde te'sîr-i azîmi vardır. Hattâ naklolunur ki, bir kadın, beşeresi yılan beşeresine müşâbih olarak sûret-i beşerde bir çocuk doğurmuş.

Kelime-i Îseviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nebeviyye

Kelime-i Hûdiyye
Kelime-i Hûdiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

3x

Anâsır-ı mürekkebe baʼzı ahvâl ve şerâit tahtında bun-ların zerrât-ı muhtelifesinin bi'l-imtizâc ictimâından hâsıl olur. İşte bu anâsır-ı basîta zerrelerinin her birisi kendilerine mahsûs olan bir hayât ile haydir. Velâkin rûhları bâtındadır.

Kelime-i Hûdiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Ehâdiyye

Ra'd Sûresi
Ra'd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

3x

Hidayet, yalnızca zahirî delillerle değil, kalbin Allah’a yönelmesiyle açığa çıkar. Zahirî deliller, insanda ilk anda ham bir şaşkınlık ve hayranlık uyandırabilir; ancak bu hâller geçicidir. Kalıcı hidayet, kalbin teslimiyetle Allah’a yönelmesiyle mümkündür. Deliller kapıyı aralar; fakat kalbin o kapıdan girmesi, ilahî lütuf ve yönelişle gerçekleşir.

255 13 Ku Ke Yol Ra'd Sûresi

Kelime-i Yahyâviyye
Kelime-i Yahyâviyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

3x

فإِنَّ الَّذِي انْخَرَقَتْ فيه العادة في حقِّ عِيسَى إِنَّما هو النُّطْقُ، فقد تَمَكَّنَ عَقْلُه وتَكَمَّل في ذلك الزَّمانِ الَّذي أَنْطَقَهُ اللهُ فيه، ولا يَلْزَمُ لِلْمُتَمَكِّن من nutukta sıdkına delalet ederse de, ref'-i iltibâsda yine Hakk'ın Cenâb-ı Yahya'ya olan selâmı akvâdır. Ve karâin-i ahvâl budur ki, Îsâ (a.s.) vâlidesi olan Hz. Meryem'in, münkirînin ona isnâd ettiği töhmet-i zinâdan berâetine delâlet...

Kelime-i Yahyâviyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Celâliyye

Karagün Dostuyum (Cilt 2)
Karagün Dostuyum (Cilt 2)

Nusret Tura

3x

Şehadet ile sıddıklık arasındaki hâlât sözle ifade edilemez, hattâ bu haller işaret dahi kaldırmaz. Bundan sonraki yüksek makam nübüvvettir, peygamberliktir. Tam kurbiyyettir.

85 Karagün Dostuyum (ii)

Muhammed Sûresi
Muhammed Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

3x

Eğer koku tutmaz isen, onu söze getir, yeni sözden eski razı bil! “Eğer sen ehl-i dünyâdan herhangi birinin ahvâl ve ahlâkına vâkıf değil isen, onu söze getir; o söylesin, sen dinle, onun yeni sözlerinden, bâtınındaki eski sırrını bil!

251 47 28 Kur Ker Yol Muhammed sav Suresi Murat Deruni

TB. Kelime-i Hûdiyye
TB. Kelime-i Hûdiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

3x

Anâsır-ı mürekkebe ba’zi ahvâl ve şerait tahtında bunların zerrât-ı muhtelifesinin bi’l-imtizâc ictimâ’ından hâsıl olur. Yani mizaçlarının uygun olmasından ve bunların birliğinden hasıl olur. İşte bu basit unsurlar zerrelerinin her birisi kendilerine mahsûs olan bir hayât ile hayydir.

185 Fusûsu’l-Hi̇kem

A’râf Sûresi
A’râf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

2x

) bütün peygamberler üzerine şâhit iken, ümmeti Muhammed de bütün ümmetler üzerine şâhit olacaklardır, çünkü ümmeti Muhammed geçmişteki bütün ümmetlerin hâllerini bildikleri için yaptıkları işlerin doğruluğu ve yanlışlığına şâhit olabilecekler bu da Efendimizden (s.a.v) alınan emanetle olabilecek. Efendimiz (s.a.v) de olan şâhit, müjdeleyici korkutucu-ikaz edici, özellikleri bu şekilde ümmetinde de olacaktır.

44 7 A’râf Sûresi̇

Kelime-i İsmâiliyye
Kelime-i İsmâiliyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

2x

Ancak marzîde, marzînin vücûdu ile zâhir olan kâffe-i ef'al ve ahvâl, râzînin fiili olursa, ya'ni marzî olan abdin fiili olmazsa, o vakit o abd mutlakā marzî olur. Zîrâ râzînin fiili, kemâliyle insân-ı kâmilde zâhir olur.

Kelime-i İsmâiliyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Aliyye

Kâf Sûresi
Kâf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

2x

...Sicill-i Ahvâl Dairesine verdiği 27 Mayıs 1335 tarihli hâl tercümesidir. Huzur Dersleri muhâtablığında bulunmuş olan Mustafa Hilmi Efendi‟nin bu hâl tercümesi, Huzur...

254 50 32 Kur Ker Yol Kaf Sûresi ve Mustafa Hilmi Sâfî Hz. Murat Deruni

TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye
TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

2x

Binâenaleyh peygamberler, ümmetlerinin ikrar ve inkârda ahvâl-i muhtelife ve isti'dâdât-ı mütefâvitesini ve ancak Allah'ın nûr-i îmanla kalbini münevver ettiği kimselerin îman getirdiğini; ve mu'cizeye ve peygambere îman denilen nur ile nazar etmeyen kimse hakkında mu'cizâtın fâide vermediğini gördüklerinde, kavimlerine mu'cizâtın delili ortaya çıkmasıyla dalâletten hidâyete dönmeleri için, hakta mu'cize emirlerini...

187 Fusûsu’l-Hi̇kem

Kelime-i Dâvûdiyye
Kelime-i Dâvûdiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

2x

Ve Mûsâ hakkında dahi "Biz ona rahmetimizden birâderi Hârûn'u nebî olarak bahşettik" (Meryem, 19/53) dedi; emsâline varıncaya kadar. İmdi onları evvelen tevellî eden isim, ahvâllerinin umûmunda veyâhud ekserinde, onla- rı âhiren dahi tevellî eder, hâlbuki o isim, onun Vehhab isminden gayrı değildir. Ve Dâvûd hakkında “Biz Dâvûd'a indimizden fazl i'tâ eyledik" (Sebe', 34/10) dedi; ve ona cezâyı mukārin kılmadı ki,...

Kelime-i Dâvûdiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Vücûdiyye

Gülşen-i Râz ve Şerhi (2)
Gülşen-i Râz ve Şerhi (2)

Mahmûd-ı Şebüsterî

2x

Hangisinin nerede başlayıp nerede bittiğini bilemez. Çünkü elinde ölçüsü yoktur. Her ne kadar o hakkani bir düşünce yapısı ile bu haller geliyor, ilham alıyorum diye düşünse de bunda mutlaka karışıklık vardır. Ayırt edemez çünkü. Işte böyle bir ilham yollu bir şeyin gelmesi için evvela mülhime nefsi bilmek lazım.

123 GÜLŞEN-İ RÂZ ve ŞERHİ

Tüm Şiirlerim
Tüm Şiirlerim

Terzibaba - Necdet Ardıç

Şti Nilüfer Ticaret Merkezi Bursa İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ 1 ARAYIŞ 2 ŞEYHİME 3 MELEKLERDEN KONUŞAN 3 HAYÂL ÂLEMİ DÜNYA 6 OKU 6 BAZI HALLER 7 GÜZEL ALLAHIM 7 HAKİKAT YOLCULUĞU 9 EY CANIMIN CANI 11 VARALIM HANEİ UŞŞAKA 12 BANA NE OLDU 12 GE...

129 (tüm Şi̇i̇rleri̇m)

Zekât ve İnfâk
Zekât ve İnfâk

Terzibaba - Necdet Ardıç

Kişide öyle zamanlar olur ki namaz kılarken veya iş yaparken birden içi bir hoş olur ve kendisine değişik haller gelmeye başlar. Ancak bizim idrâk ve gönül kapılarımız kapalı ise veya oralara daha evvelce başka varlıklar girip oraları istilâ etmişler ise bu gelen yardım bize ulaşmaz.

Zekat ve İnfak

Ahzâb Sûresi
Ahzâb Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Sâlik bu ölüm ve kıyâmetten sonra âlemde âhiret oluşumu üzerine yaşar. İşte buna dayanaraktır ki, ölüye açılmış olan hâller seyri sülûku sırasında sâlike de açılmış olur. Ve bu hâle “küçük kıyâmet” ismini verirler. Dördüncüsü; ârifîn-i billâh hazarâtına fenâ-fillah ve baka-billâhtan sonra tam vahdet ve çokluğun yok olması hâlinin meydana gelmesidir.

243 33 25 Kur Ker Yol Ahzab Sûresi Murat Deruni

Mektuplarda Yolculuk — M. Nusret Tura
Mektuplarda Yolculuk — M. Nusret Tura

Nusret Tura

Helvâî Bacı 76 validemizin rûhuna da üç İhlâs bir Fâtiha okuyun öyle yatın. Her şeyi görmeyin, alâkalanmayın. Herhangi bir hususta nefsinize dost olmayın. Fakat ahvâl, nizam, âdât bozul­masın. Zikir ve tesbih kılıcı ile hayvan, insan kimseye baş kaldırtmayın. Rabıtayı yalnız derste değil, her zaman sizden ayrılmayan bir kuvvet, sizi saran bir nur, sizi Hakk’a götürecek bir rehber, si­ze Hak’tan haber getiren bir...

82 Mektuplarda yolculuk M.Nus Tura

Şu'arâ Sûresi
Şu'arâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, (hâlleri nice olurdu?) 207. (Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamaz-dı. 208. Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helâk etmedik. 209. Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz. 210. O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir.

238 26 39 Ku Ker Yol Şu'ara Sûresi Murat Derûni

Enbiyâ Sûresi
Enbiyâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Yâhut bir asıldan neş’et ettikleri halde bu keserât arasında vâki’ olan ahvâl ne nizâ ve ihtilâf-ı hakîkîdir ve ne de dellâlların münâzaât-ı ca’liyyesi gibi san’attır; belki vücûd-ı hakıkî-i Hakk’ın, vücûd-ı izâfî âleminde kendi şuûnât-ı ilâhiyyesini müşâhedesinden ibârettir ki, bu illet-i gâiyyeye vuküf ve bu tecelliyâtın seyri, ârifleri hayrette bırakır; ve ârif, bu nazar içinde “seyr-fillâh”dadır; ve...

233 21 26 Kur Ker Yol Enbiya Sûresi Murat Deruni

TB. Kelime-i Şîsiyye
TB. Kelime-i Şîsiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

Paragraf: Ve Allah'ın ona İlmi, onun cemi'-i ahvâlinde, onun vücûdundan evvel, "ayn"ının sübûtu hâlinde üzerinde sabit olan şey olduğunu; ve Hak, ancak onun "ayn"ının ilimden Hakk'a i'tâ ettiği şeyi verdiğini; ve o da sübûtu hâlinde üzerinde sabit olduğu şey idiğini bilen kimse, onlardandır. Böyle olunca Allah'ın ilmi ona nereden hâsıl olduğunu bilir.

120 Fusûsu’l-Hi̇kem

Namaz Sûreleri (Cilt 2)
Namaz Sûreleri (Cilt 2)

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve Hakk’ta sakin-miskin olmuşlardır. Bu kimselerin doyurulması hakîkati Muhammedi nin orada daha da güçlenmesi demek olacağından onları doyurmazlar. Bahsi geçen miskin, halk arsındaki anlaşılan değersiz varlık anlamında değil Hakk indindeki gerçek sakinlik halleridir.

69 2 Namaz-Sûreleri̇

En'âm Sûresi
En'âm Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ölüm esnâsındaki rücû’ ise, ahvâl-i berzahiyyenin keşfi ile vâki’ olur. Fakat bu rücû’un fâidesi olmaz ve burada bir işâret daha vardır: (Bakara, 2/255) ya’nî “Şefaat eden kimsenin Allâh Teâlâ indindeki şefaati ancak Hakk’m izni ile olur" âyet-i kerîmesindeki sarahat mûcibince, insân-ı kâmilin sâlike ifazası dahi ancak Hakk’ın izni iledir.

En'âm Sûresi

TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye
TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

İşte bu nefs-i hayvaniye için bir eser-i aynî muktezî olup, yani böyle bir eser gerekli olup o da onun ayn-ı sabitesinin ahvâlinden ve Rabb-ı hâssının havâssındandır. Yani Rabb-ı hassının hususiyetlerindendir. Ve ruhun tâatta, ibadette tatmin olmada, binebilmesi için, Musa (a.s.)ın asası gibi, havâss-ı hayvâniyyeden emânet vardır.

186 Fusûsu’l-Hi̇kem

Kıyâmet Sûresi
Kıyâmet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Zîrâ sen dünyâda iken bizim ahvâl ve ahlâkımızı numûne kabul etmek sûretiyle bizden şefâat isteyecek idin ve hayât-ı dünyeviyyede nefsinin arzûları yoluna değil, bizim yolumuza gidecek idin. Mâdemki öyle yapmadın, bu zamanda bizi bırak; ve bizi şefâat emrine tahrik ederek, bizim hâlimizi karıştırmaya çalışma; zîrâ Hakk’ın izni olmadıkça, şe­fâat imkânı yoktur.

165 9 Kiyâmet Sûresi̇

Mutaffifîn Sûresi
Mutaffifîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

" Avâmı başına toplayan ve onların mallarına ve hürmetlerine tama’ edip evliyâlık taslayan müzevvir şeyhlerin hâlleri, dâimâ bu hitâbda bulunur; fakat onların hallerinden bu hitâbı halk anlıyamazlar, pervâne gibi etrâfında dolaşırlar . 1054. Kendi suyunu ledün denizinden tatlı et, fenâ suyu bu körlerin tuzağı etme! “Fenâ su”dan murâd ulûm-ı taklîdiyye ve nazariyyedir.

174 11 Ku Ker Yol Mutaffifin Suresi

İbretlik Bir Hikâye — Ustadan Uranos'a Tavsiyeler
İbretlik Bir Hikâye — Ustadan Uranos'a Tavsiyeler

Terzibaba - Necdet Ardıç

Buradan hâllerinizi ve zuhuratlarınızı yazmaya devam ediniz. ----------------- selamun aleyküm, ismi er… olan bir arkadaşımız geçen gün rüyasını anlattı.. çok mühim olduğunu düşündüğümüzden size anlatmayı uygun gördük.. rüyasında kız arkadaşını otobüs ile yolcu ediyor sonra "gelecek" deniyor ve başka bir otobüs ile Hz.

169 10 bretlik bir hik ye daha Usta dan ra na tavsiyeler

Doğdular, Yaşadılar — Hikâyesi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Hikâ-yedeki (Doğdular, yaşadılar, öldürdüler, öldüler) kelimeleri ile ilgili olarak başımdan geçen bir hâdiseyi konu aldım. Zâhirî ve bâtınî hâllerini bildiren şekilde de isimlendirdim. Zâhirî = (Hırslandım) (Pişman oldum) (Temizlediler, akladılar) (Aslına gitti râzı oldu) Bâtınî = (Emmâre) (Levvâme) (Mülhime ve Mutmeinne) (Râziye ve Merziyye) Arzunuz üzere bunların hakîkatini de anlatıyorum.

76 5 Do dular ya ad lar hik yesi son hali 1

Zâriyât Sûresi
Zâriyât Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve ezel, mertebe-i vâhidiyyettir ki, ebede kadar olan ahvâl hakkında işâret olduğundan, ezelden ileri olan ezel-i âzâle taalluku hasebiyle başı ve ibtidâsı yoktur; ve ebede mukârin ve onunla berâber olduğu için ayağı ve nihâyeti de yoktur. Binâenaleyh bu hikâyeden herkes kendi mertebesinin zevkini duyar. 2939. Başı yoktur; çünkü ezelden ileridir; ayağı yoktur, ebede karabeti vardır. “Ezel"den murâd, a’yân-ı sâbite...

260 51 31 Kur Ker Yol Zariyat Suresi ve Hazmi Tura hz. Murat Deruni

Kelime-i Âdemiyye
Kelime-i Âdemiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

Her bir meleğin bâtınında bir levh vardır ki, o levhden kendisinin kuvveti kadar ahvâl-i âlemi ve vukū' bulacak şeyleri evvelce okur; ve o okuyup bildiği şeyler, vücûda geldiği vakit, o meleğin Bârî Teâlâ hakkındaki i’tikādı ve aşkı ve mestliği artar; ve Hakk'ın azametine ve gayb-dânlığına taaccüb eyler; ve onun aşk ve itikādının ziyâdeliği ve taaccübü bî-lafz ve ibâre onun tesbîhi olur.

Kelime-i Âdemiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i İlâhiyye

Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Mü'min (Ğâfir) Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve insan mertebesine geldikten sonra, her şendeki ahvâlin ve etvânn aklına ve fikrine gelir mi idi? [17] ---------------- ذَلِكُم بِأَنَّهُ إِذَا دُعِيَ اللَّهُ وَحْدَهُ كَفَرْتُمْ وَإِن يُشْرَكْ بِهِ تُؤْمِنُوا فَالْحُكْمُ لِلَّهِ الْعَلِيِّ الْكَبِيرِ {12} (40/12) “Zâlikum bi-ennehu izâ du’iya(A)llâhu vahdehu kefertum ve-in yuşrak bihi tu/minû felhukmu li(A)llâhi-l’aliyyi-lkebîr(i)” (40/12) “Bu, sizin tevhid...

249 40 42 Ku Ker Yol MÜ'MİN Sûresi Murat Derûni (2)

Câsiye Sûresi
Câsiye Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Zira O, nimetlerini dilediğine verir, dilediğinden geri çeker; bu dönüşümlü hâller, kulların gafletten uyanması, tövbe edip hallerini ıslah etmeleri için bir ilâhî ikazdır. (İbn Berrecân, Tefsîr , 4/122) Tasavvufî anlamda âyette zahiren, müminlere inkârcılara karşı sabır ve affetme emri verilmiştir; bâtında ise, bu emir kulun kendi nefsiyle ilişkisini düzenleyen bir ilâhî terbiyeye dönüşür.

259 45 CÂSİYE SURESİ Abdürrezzak Tek (son)

Ankebût Sûresi
Ankebût Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve onların kavânîn-i esâsiyyelerinin îcâbı da böyledir. Binâenaleyh bu âlemde akıl ve mantığın kabûl edemeyeceği ahvâl, cennet ve cehennem-i cismânîde ma’küldür. Ve o mevtında bu ahvâle hayret olunmaz. Bunun nazîri bu âlemde de mevcuttur. Meselâ âlem-i şehâdette insanın havada uçması ve deniz üstünde yürümesi mümkin değil iken, uyuyan kimse rü’yâsında havada uçar ve su üzerinde yürür.

237 29 35 Ku Ker Yol Ankebût Sûresi Murat Derûni

TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)
TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180)

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

) özlerindeki bu hâlleri ile zuhûr talep ederler. Çünkü bu mertebede henüz lafız yoktur sâdece hâl vardır. T.B. ------------------- Mesnevî: Tercüme; “Biz yok idik; ve bizim serzenişimiz dahi yok idi. Senin lütfun bizim sessiz sözümüzü işitir idi.

180 Fusûsu’l-Hi̇kem

TB. Kelime-i Yûsufiyye
TB. Kelime-i Yûsufiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

Ya'nî her ne kadar görene nazaran uyanıklıkta görülen suretlerin ahvâli ile uykuda görülen suretlerin ahvâli muhtelif ise de, âlemi hayâlde görülen suretlerin her birisi his aleminde görülen suretlerin misâli olduğuna nazaran, ahvâl beyninde ihtilâf olmadığından (S.a.v,) Efendimiz'in yakazalarında gördüğü her bir hâl ve fiil ve suret, nevmlerinde gördüğü hayâli suretler kabîlindendir.

184 Fusûsu’l-Hi̇kem

Kelime-i Eyyûbiyye
Kelime-i Eyyûbiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

İmdi O, ma'nâ ile Evvel'dir; ve sûret ile Âhir'dir; ve O ahkâm ve ahvâlin tagayyürü ile Zâhir'dir; ve tedbîr ile Bâtın'dır; ve O her şeyi Alîm'dir. Binâenaleyh O, her şey üzere Şehîd'dir. Tâ ki şühûddan bile, fikirden değil. İşte bunun gibi, ilm-i ezvâk dahi, fikirden değil şühûddandır; ve o ilm-i sahîhdir; ve onun mâadâsı zan ve tahmîndir, aslâ ilim değildir.

Kelime-i Eyyûbiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Gaybiyye

Kelime-i Yûnusiyye
Kelime-i Yûnusiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

Ve sebebi suâl olunsa: “Ne yapayım, ben de bu hâlimden râzı değilim, velâkin muktezâ-yı zâtım olan bu ahvâl rızâm olmaksızın benden zâhir oluverir” cevabıyla mukābele ederler. Râzı olmadığı efâlin insandan zuhûru zevk ile bilinecek bir şeydir.

Kelime-i Yûnusiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nefsiyye

Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye
Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bunu da tıpkı zuhuratlarımızın yorumu gibi hayra yormalı ve beklemeliyiz. Muhtemel ki bize göre olumlu olan işin içinde göremediğimiz haller vardır o engelleniyordur. Karşımıza çıkan her türlü eksi ve artı diye ifade edilen hadiselerin hepsi için onlar da merkezindedir diyebilir miyiz?

89 6 her ey merkez nde mi hik yesi

Kelime-i İbrâhîmiyye
Kelime-i İbrâhîmiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

) vücûd-ı Hakk'a mütehallil (مُتَخَلّل) ve vücûd-ı Hak dahi onda mütehallil olup şiddet-i heyemânından dolayı mâsivâ-yı Hak'tan i'râz edip Fâtır-ı semâvât ve arza müteveccih olduğundan Kelime-i İbrâhîmiyye “hikmet-i müheyyemiyye”ye mukārin kılındı; ve bu fasta “heyemân”ın ahvâli îrâd olundu; ve sıfât-ı ilâhiyye-i sübûtiyye, evvelen Cenâb-ı İbrâhîm (a.s.) ile zâhir olduğundan “hikmet-i kuddûsiyye”den son- ra, bu...

Kelime-i İbrâhîmiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Müheymiyye

Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2)
Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2)

Nusret Tura

Sonra, arş-ı mecid sana aziz bir mekândır; Belli edersin, etmezsin de kürsü katında… Aşağıda sıra ile anlatılan haller, hep bu KUDRET sıfâtı tecellisi bölümüne girer… Meselâ: Tasarruf ehli zatların yaptıkları himmet bu tecelli çeşidindendir…

164 2 Esmâ’ül Hüsna

İnşikâk Sûresi
İnşikâk Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve hal hatır sorunca annesinin göğüs kanseri ameliyatı ve bazı sıkıntılarından bahsetti… Müşahade ile oluşan bu hâller beni tefekküre sevketti. İz-Efendi Babamın verdiği ve Cerrah-İnşikâk ettirenden gelen kitaplar Nusret Babamın Esmâ’ül Hüsna 1 ve 2 nolu kitapları olması bakımından Zâhir ve Batın, Efâl ve Esmâ mertebesi itibariyleydi.

178 84 İ̇nşi̇kâk Sûresi̇

Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)
Bendeki Terzi Babam (Cilt 1)

Terzibaba - Necdet Ardıç

Efendi Babam bu kişileri bu hâlin ilerde olması gereken bir durum olduğu konusunda uyarmasına rağmen tercihlerini ayrılmak yönünde kullandılar. Canları sağ olsun, yolları açık olsun. “Rasûlü Ahlâk” anlaşılmış olsa bu hâller kişinin başına gelmez diye düşünüyorum. Ebû Cehil, Ebû Leheb Hakikat-i Muhammedi’nin Celâl-i yönlerinin yansıması idi.

126 14 1 BEN deki TERZ BABAM Murat Kontrol

Hicr Sûresi
Hicr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Onlar bu mevt ve kıyâmetten sonra, bu hayât-ı dünyeviyyede neş’e-i uhreviyye üzerine yaşarlar ve meyyite münkeşif olan ahvâl, bunlara da münkeşif olur. Buna “kıyâmet-i suğrâ” (küçük kıyamet) derler. Ve diğer bir kıyâmet daha vardır ki, bunlar ârifîn-i billâh hazerâtına “fenâ-fillâh” ve “bakâ-billâh”dan sonra “vahdet-i tâmme” (tam birlik) ve “inkıhâr-ı keserât” (çokluğun ortadan kalkması) hâlinin zuhûrudur.

Hicr Suresi

Divan 3
Divan 3

Terzibaba - Necdet Ardıç

...sevendir, Sevilendir, bütün âlem de, Hakk’ın sırrı’dır İnsân. ----------------- Sanat, ilim, musikî, birde aşk’ı İlâhi Varsa eğer gayretî, olur İnsân vallahi (11/02/1996) Terzi Baba. Namaz Kıl namaz eyle...

16 Divan 3

Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir
Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir

Terzibaba - Necdet Ardıç

...izi ilgilendiren tarafına dönelim ve yolumuza devam edelim. Yukarıdaki alıntı da genele Terzi Baba, evlatlarına yani özele İz-Efendi Baba ne diyor; Gerçek bir eğitim ile bu mertebeler aşılır. İnsan hakiki b...

179 13 Terzi-Elif-Terazi-Teradî-İrfan Mektebi-Kırk Seyir

TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları
TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

...e ona cezayı mukârin kılmadı ki, onu ondan taleb ede. Ve bu zikr ettiği şeyi muhakkak ona ceza olarak verdiğini ihbar etmedi (1). -------------------- Ya'nî nübüvvet ve risâlet, hiç bir amel mukabilinde ka...

189 Fusûsu’l-Hi̇kem

TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye
TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

Daha evvel bunlar sabit değilken gizli iken ilim manasında sabit oldular. Her bir sıfat ve isim kendilerine mahsus olan ahval ile diğerlerinden bu mertebede ayrıldılar . İlmi varlık olarak ayrıldılar . Her bir isimde iki delalet vardır, birisi Zat’a diğeri mevzu olduğu manaya aittir.

192 Fusûsu’l-Hi̇kem

Sâd Sûresi
Sâd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Âyetin sonunda geçen “onun haberini bir süre sonra mutlaka bileceksiniz” ifadesi, insanın mana yolculuğuna da işaret eder. Zira kul, dünyada manevî tecrübeler ve hâller vasıtasıyla Kur’ân’ın hakikatlerinden bir kısmını idrak eder; fakat bütün sırların açılması âhirette, perdelerin kalkmasıyla mümkün olur.

248 38 Sâd Sûresi Abdürrezzak tek Muhtefi.

Kamer Sûresi
Kamer Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

...üphe yoktur”(Hac, 22/7) ve “innes sâate âtiyetün ekâdu uhfîhâ” ya‟nî “O saat muhakkak gelecektir, onu gizliyorum” (Tâhâ, 20/15) ve benzeri Kur‟ân-ı Kerîm âyetleridir. [136] (İnnes sâate âtiyetun ekâdu uhfîh...

261 54 44 Ku Ker Yol Kamer Sûresi Murat Derûni

Necm (Yıldız) Sûresi
Necm (Yıldız) Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Alimler genellikle akli ve nakli bilgiyi sahih kabul ediyorlar, gönülden, rûhani, ilhami gelen bilgiye pek itibar etmiyorlar. Bunda haklı da olabilirler çünkü bu hâller biraz eğitim isteyen tehlikeli hallerdir. Çünkü ilhami diye zannettiği kimse o frekansa bağlanmadı ise, kendisine gelen hayâli bilgileri esas kabul edip de o bilgilerle hareket etmek üzücü olur.

37 53 ve-NECM-YILDIZ-SÛRESİ

Fecr Sûresi
Fecr Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Birinci günde bâzı hâller zuhûr etti. Devenin bastığı yerlerde kan fışkırdığı, ağaçların yapraklarının kızardığı, kuyu suyunun kan renginde ve insânların yüzlerinin sapsarı olduğu görüldü. İkinci gün de Semûdluların yüzleri kana boyanmış gibi kıpkırmızı oldu.

52 89 Fecr Sûresi̇

A'yân-ı Sâbite
A'yân-ı Sâbite

Terzibaba - Necdet Ardıç

...r. Yani vakit ile kayıtlı değildir bu hüküm ezeldedir. Zîrâ bu hüküm, zât-ı Hakk'ın aynı olan ilm-i ilâhîde nefisleriyle a’demde yani yoklukta olan eşya üzerinedir. O mertebede ise zaman ve mekân yoktur. Y...

78 A’yân-I Sâbi̇te

Bürûc Sûresi
Bürûc Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Arş bütün bu madde âlemini çevreleyen bir olgudur ve Arş-ı Âlâ madde âleminin üstündedir, orada artık maddî düşünce ve varlıklar ve hatta manyetik haller dahi yoktur. Mülkümüz olan madde bedenimizin üstü, başımızı dahi ihâta eden O’nun varlığıdır. Bizler bu konulara alt düzeyden yani birimsellikten baktığımız için madde mertebesinde sadece kendimizi görüyoruz ve kendimizi âşikâr ediyoruz, oysa mânâ yönüyle bakılırsa...

Buruc Suresi

Enfâl Sûresi
Enfâl Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

) birkaç kere bize gâlib oldu ise, bunun ne hük­mü olur; zamân her bir kimseyi gâlib getirir, ya’ni galibiyet ve mağlûbiyet ba’zı ahvâl ve şerâitin te’sîri. ile, zaman zaman vâki' olur bir şeydir." 4481 . Biz dahi eyyamdan saâdet-mend olduk, defeât ile onun üzerine muzaf­fer geldik.

Enfal Suresi

Kelime-i Yûsufiyye
Kelime-i Yûsufiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

...-i Şerîf Şerhi, VIII, s. 247. ran, ahvâl beyninde ihtilâf olmadığından ( ) Efendimiz’in yakazalarında gördüğü her bir hâl ve fiil ve sûret, nevmlerinde gördüğü suver...

Kelime-i Yûsufiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Nûriyye

Kelime-i Şuaybiyye
Kelime-i Şuaybiyye

Muhyiddin İbnü'l-Arabi

...ânî ve cismânî âlemlerde peyderpey ona nâzil olmaktadır; ve kuvvede olan şeyler bu sûretle fiile gelir. Bu ise onun terakkîsidir; ve bu terakkî hiçbir an munkatı’ olmaz. Ve pek acîb bir şeydir ki insan dâi...

Kelime-i Şuaybiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Kalbiyye

Tevbe Sûresi
Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve onlann kavânîn-i esâsiyyelerinin îcâbı da böyledir. Binâenaleyh bu âlemde akıl ve mantığın kabûl edemeyeceği ahvâl, cennet ve cehennem-i cismânîde ma’küldür. Ve o mevtında bu ahvâle hayret olunmaz. Bunun nazîri bu âlemde de mevcuttur.

Tevbe Suresi