Abdâl'ı yaşamak için günlük amelî tertîb nasıl olmalıdır?
Abdâl'ı yaşamak için günlük amelî tertîb, sâlikin bütün hayatını Hak'ın huzûrunda olduğunun şuuruyla, niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde sürekli bir namaz hâline dönüştürmesidir. Bu tertîb, insân-ı kâmil bir mürşidin rehberliğinde, haddinden fazla veya eksik olmayan, itidalli bir mücâhede ile gerçekleşir. Sâlik, mürşid tarafından verilen virdleri düzenli okuyarak ve sâlih amellerle kalbinde hâllerin yerleşmesini sağlayarak, kâinatın salât-ı dâimine şuurla eşlik eder ve hakikatin ta kendisiyle yaşama mertebesi olan Hakkel Yakin'e ulaşmaya çalışır¹.
Detaylı cevap
Abdâl'ı yaşamak, sâlikin günlük hayatında tasavvufî kavramların dört eksende işleyişini idrâk etmesi ve tatbik etmesiyle mümkündür. Bu eksenler niyet, fiil, hâl ve mârifettir. Öncelikle, sâlikin kalbi her amele başlamadan önce Allah'a yönelmelidir. Bu, kavramın kalpte tohum olarak ekilmesi gibidir. Ardından, bu niyet uzuvlara intikal ederek fiil hâline gelir. Salât, savm, zikir gibi farz ve nâfile ameller, fiil ekseninde tezâhür eder. "İlim amelle, amel ihlâs ile ayakta durur" hadîsi, fiilin önemini vurgular; fiilsiz kavram donmuş kalır, fiille canlanır.
Sürekli amel, kalpte hâl bırakır. Bu hâller, ilâhî bir lütuf olarak gelen geçici nûrlar veya inkişaflardır. Hâlin başlaması (zuhûr) ânî bir vâridât şeklinde olabilirken, yerleşmesi (rusûh) tertîb, terbiye ve tekrarla mümkündür. Bu yerleşme için üç şart vardır: tertîb-i sülûk (zikir, virid, murâkabe gibi düzenli uygulamalar), edep ve sohbet. Mürşid tarafından verilen virdler (günlük muayyen zikirler) bu tertîbin önemli bir parçasıdır².
Sâlikin kendi fikriyle yaptığı amel ve mücâhede ya haddinden fazla ya da eksik olabileceğinden, onu itidalli kılmak insân-ı kâmil bir mürşidin tertibi ile mümkün olur¹. Bu tertîb, sâlikin bütün hayatını namaza dönüştürmesi, her ânının Hak'ın huzûrunda olduğunun şuuruyla yaşanması anlamına gelen Salât-ı Dâim ile kemâl bulur. Kâinatın bizzat sürekli namazda olduğu şuuruyla, sâlik bu kâinat namazına şuurla eşlik eder. Bu süreçte sâlik, kuru duadan kaçınmalı, yani amel etmeyip sadece lisânen talep etmek yerine, sâlih amellerle ahde vefa göstermelidir³. Nihayetinde bu amelî tertîb, sâlikin hakikatin ta kendisiyle yaşama mertebesi olan Hakkel Yakin'e ulaşmasına vesile olur⁴.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.13“"Künd-şuden", kör ve atıl olmak, yani düşünüp amel ve mücadele etmekten dolayı hem kendisi aciz kaldı hem de çabasına atalet geldi. Halbuki bu gizli hazineden e”Oku
- 2Vird
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1303““Kuru duâ"dan murâd, amel etmeyip lisânen taleb etmektir. Ya'ni, ey tarîk-ı Hakk'ın sâliki ahde vefâ, amel-i sâlih işlemekle olur. Ameli terk edip: “Yâ Rab, ban”Oku
- 4Hakkel Yakin
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.