İçeriğe atla

Âl-i İmrân 18 ayeti hangi Fass ile bağlanır ve neden?

Ayet-TasavvufOrta düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Âl-i İmrân Sûresi'nin 18. ayeti olan "Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ hûve ve'l-melâiketü ve ulû'l-ilmi kâimen bi'l-kıstı lâ ilâhe illâ hûve'l-azîzü'l-hakîm" (Allah, kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de adaletle kaim olarak şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur, O Azîz'dir, Hakîm'dir) ayeti, verilen kaynaklarda doğrudan belirli bir Fass ile ilişkilendirilmemiştir. Ancak bu ayetin içerdiği tevhid, adalet ve ilim vurgusu, Fusûsu'l-Hikem'deki genel tasavvufî öğretilerle ve özellikle İsmail Fassı'nda geçen "mârifet-i Rabbâniyye" ve "teslim-rıza" ekseniyle dolaylı olarak bağlantı kurulabilir. Zira İsmail Fassı, her kulun özel Rabbi olan "Rabb-ı hâs" ve "saîd olma sırrı" gibi kavramlarla ilâhî hakikatlerin idrakine işaret eder ki, Âl-i İmrân 18'deki ilim sahiplerinin şahitliği bu idrakin bir vechesi olarak görülebilir.

Detaylı cevap

Verilen kaynaklarda Âl-i İmrân 18. ayetinin doğrudan hangi Fass ile ilişkilendirildiğine dair açık bir ifade bulunmamaktadır. Ancak ayetin içeriği, tasavvufî metinlerdeki bazı temel kavramlarla örtüşmektedir. Ayet, Allah'ın birliğine (tevhid) ve adaletine vurgu yapar. Meleklerin ve ilim sahiplerinin bu birliğe şahitlik etmesi, ilâhî hakikatlerin idrakinin önemini ortaya koyar.

Fusûsu'l-Hikem'de Hz. İsmail'e tahsis edilen İsmail Fassı, "Hikmet-i Aliyye" yani saîd olmanın sırrı, her kulun özel Rabbi olan "Rabb-ı hâs" ve "mârifet-i Rabbâniyye" kavramlarını ele alır (İsmail Fassı). Bu Fass'ta vurgulanan mârifet-i Rabbâniyye, Allah'ın birliğini ve sıfatlarını idrak etme anlamına gelir. Âl-i İmrân 18'deki "ilim sahipleri"nin şahitliği, bu mârifet-i Rabbâniyye'ye ulaşmış kişilerin Allah'ın birliğine ve adaletine olan derin idraklerini yansıtır.

Ayrıca, İsmail Fassı'nda geçen "teslim-rıza" ekseni, Allah'ın hükümlerine teslimiyet ve rıza gösterme halini ifade eder (İsmail Fassı). Âl-i İmrân 18'deki Allah'ın "Azîz" ve "Hakîm" oluşuna vurgu, müminlerin O'nun kudret ve hikmetine tam bir teslimiyetle yaklaşmasını gerektirir. Bu bağlamda, ayetin ruhu ile İsmail Fassı'nın genel temaları arasında dolaylı bir ilişki kurulabilir.

Diğer Fass'lardan örnekler incelendiğinde, Fass-ı Îsevî'de "Rahmânî Nefes'te olan bütün eşya, gecenin sonundaki aydınlığa benzer"¹·² gibi varlığın birliğine işaret eden ifadeler bulunurken, Fass-ı İdrisî'de "ulüvv-i zati ve kemal-i ilim gibi ulüvv-u sıfati ve nübüvvet mertebesi gibi ulüvv-i mekanet"³·⁴ gibi yücelik ve ilim vurguları mevcuttur. Ancak bu Fass'lar da Âl-i İmrân 18 ile doğrudan bir bağlantı kurmak için yeterli değildir.

Sonuç olarak, verilen kaynaklar ışığında Âl-i İmrân 18. ayetinin doğrudan bir Fass ile ilişkilendirilmediği, ancak İsmail Fassı'nın mârifet-i Rabbâniyye ve teslimiyet temalarıyla dolaylı bir bağ kurulabileceği anlaşılmaktadır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Âdemiyye · s.602Nitekim ayet-i kerimede Fass-ı Îsevî’de: لْغَلَست ِكَالضَّوْء ِ فِي ذَلنَّفَسفَالْكُل ُّ فِي عَيْن ِ Şimdi, uzayda öbek öbek yoğunlaşan ve soğuyan ışıklı bulutlOku
  2. 2TB. Fusûs Mukaddimesi · s.6948│MUKADDEME böylece latîf olup, tedrîcen sehâb-ı muzî hâline gelir ve avâlimin mâdde-i asliyyesi olur. Nitekim Şeyh-i Ekber (r.a.)Fass-ı Îsevî’de bu hakîkate iOku
  3. 3TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.133Zira İdris’de (a.s.) şeref-i Zat’i gibi Ulûvv-i zati ve kemal-i ilim gibi ulüvv-u sıfati ve nübüvvet mertebesi gibi ulûvv-i mekanet, وَرَفَعْنَاهُ مَكَانًا عَلِOku
  4. 4TB. Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet · s.224Zira İdris’de (a.s.) şeref-i Zat’i gibi Ulûvv-i zati ve kemal-i ilim gibi ulüvv-u sıfati ve nübüvvet mertebesi gibi ulûvv-i mekanet, وَرَفَعْنَاهُ مَكَانًا عَلِOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.