Âl-i İmrân 18 ayeti Terzibaba çizgisinde nasıl şerh edilir?
Âl-i İmrân Sûresi'nin 18. ayeti olan "Şehidallahü ennehû lâ ilâhe illâ hûve ve'l-melâiketü ve ulü'l-ilm kâimen bi'l-kıst, lâ ilâhe illâ hûve'l-azîzü'l-hakîm" (Allah, adâletle kâim olarak kendisinden başka ilâh olmadığına şâhitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de. O'ndan başka ilâh yoktur, O azîzdir, hakîmdir) ayeti, Terzibaba çizgisinde doğrudan şerh edilmemiştir. Ancak, Terzibaba ekolünün temel kavramları ve tasavvufî yaklaşımları göz önüne alındığında, bu ayetin mânâsı, özellikle "mîzân" ve "ihlâs" kavramları üzerinden yorumlanabilir. Ayetteki "kâimen bi'l-kıst" ifadesi, Hakk'ın her şeyi dengeleyen ve adâletle ayakta tutan "el-Adl" isminin tecellîsi olan mîzân ile ilişkilendirilebilir. Sâlikin bu ilâhî dengeyi kendi nefsinde idrâk etmesi ve amellerini bu dengeye göre düzenlemesi, Terzibaba'nın vurguladığı ihlâs ve nefsin tezkiye süreçleriyle örtüşür.
Detaylı cevap
Verilen kaynaklarda Âl-i İmrân 18. ayetine doğrudan bir Terzibaba şerhi bulunmamaktadır. Ancak, Terzibaba ekolünün genel tasavvufî çerçevesi ve vurguladığı temel kavramlar üzerinden bu ayetin mânâsına yaklaşımlar geliştirilebilir. Özellikle ayette geçen "kâimen bi'l-kıst" (adâletle kâim olarak) ifadesi, tasavvuftaki mîzân kavramıyla derin bir ilişki içindedir. Mîzân, Terzibaba çizgisinde üç mertebede tezâhür eder: zâhirî mîzân, bâtınî mîzân ve mârifet mîzânı. Ayetteki ilâhî adâlet, kâinatın bizzat bir denge üzerinde kurulu olduğunu söyleyen vücudî mîzân ile örtüşür. Rahmân Sûresi'ndeki "göğü yükseltti ve mîzânı koydu... mîzânda taşkınlık etmeyin, mîzânı düşürmeyin" (Rahmân 7-9) beyânı, kâinatın her zerresinin Hakk'ın "el-Adl" isminin tecellîsiyle yerli yerinde durduğunu gösterir. Bu bağlamda, Allah'ın adâletle kâim olması, her şeyin ilâhî bir denge ve ölçü içinde varlığını sürdürmesi demektir.
Sâlikin bu ayeti kendi sülûkünde idrâk etmesi ise ahlâkî mîzân ve ihlâs kavramlarıyla açıklanabilir. Ahlâkî mîzân, insanın kendi nefsini muhâsebeye çekmesi, amellerini ve niyetlerini ilâhî ölçüye vurmasıdır. Terzibaba çizgisinde riyâ, amelin ihlâstan sapması, niyetin Hak yerine halka yönelmesi olarak tanımlanır. Âl-i İmrân 18'deki Allah'ın birliğine ve adâletine şâhitlik, sâlikin de kendi nefsinde bu birliği ve adâleti tahkik etmesini gerektirir. Bu tahkik, amelleri yalnızca Allah rızası için yapma, yani ihlâs ile mümkündür. Riyânın tedâvîsi, niyet murâkabesi ve gizli amelleri artırma gibi adımlarla sâlik, kalbini Hak'tan halka dönmekten korur ve böylece ilâhî adâletin kendi iç dünyasındaki yansımasını sağlamış olur. Bu, aynı zamanda Hakk'ın "el-Adl" isminin tecellîsi olan mârifet mîzânına ulaşma yoludur; burada sâlik, her hâlin ve her zuhûrun Hakk'ın bir "tartı" tecellîsi olduğunu müşâhede eder.
Kaynaklar
Bu cevap kütüphanedeki 9 eserden derlendi — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Secde Sûresi · s.110“Bu ayeti kerimenin işaret ettiği hakikatleri ile ile ilgili biligi için İz-Terzibaba Fussielet Suresi kitabına bakmaları yerinde olacaktır. Kaldığımız yerden de”Oku
- 2Bir Ressam Hikâyesi · s.218“Yukarıdan çizilen çizgi aynıdır. Fakat bu çizgiler kişinin kabul durumuna göre şekillenir. Allah razı olsun. Hürmetle ellerinizden öperim. (50) Al….. U….. Selâm”Oku
- 3Er-Rahmân · s.84“ayetinin hakikatidir. Buraya gelinceye kadar belirli bir olgunluğa ulaşan salik, oluşturduğu irfaniyet ve marifetullah bilgilerini ehli olanları ulaştıracak hal”Oku
- 4Tevbe Sûresi · s.180“ayetinin hakikatidir. Buraya gelinceye kadar belirli bir olgunluğa ulaşan salik, oluşturduğu irfaniyet ve marifetullah bilgilerini ehli olanları ulaştıracak hal”Oku
- 5Zâriyât Sûresi · s.36“Şayet irfan ehli ise; “İhsan” ı ala ala muhsin olan arif, bu hakikatleri kabiliyetli olanlara ihsan etmeye başlar. İhsan ettikçe, daha fazlası kendisine ihsan e”Oku
- 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.1351“Ehl-i hey'et ıstılâhında “usturlâbın üzerinde örümcek ağı gibi yapılan çizgilere ve hâneler”e derler, Ya'ni, insân-ı kâmilin usturlâb mesâbesinde olan vücüdunda”Oku
- 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.1350“Astronomi bilginlerinin teriminde ise "usturlâbın üzerinde örümcek ağı gibi yapılan çizgilere ve hânelere" denir. Yani, insân-ı kâmilin usturlâb hükmünde olan v”Oku
- 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1 · s.61“Basılmayan ve basılmasına da lüzum olmayan bu şerh....”15 diye- rek daha 1953'lerde, belki de çok daha önce şerhin yayımlanmasına kaışı çıkmış bulunmaktadır. 19”Oku
- 9Zümer Sûresi · s.156“Bu açıdan bakıldığında, âyetteki kişinin sözü geçersiz kalır. "Eğer Allâh bana hidâyet etseydi" demek, "eğer benim ezelî hakîkatim hidâyete kabiliyetli olsaydı"”Oku
- 10Secde Sûresi · s.11“Bu ayetler ile ilgili olarak İz-Terzibaba nın Kur’an-ı kerimde yolculuk serisinde ayrıntılı açıklamaları bulunmakta ve ayrıca 6 Peygamber serisi Âdem safiyullah”Oku
- 11Secde Sûresi · s.19“Konu ile ilgili olması bakımından İz-Terzibaba nın da şerhini yaptığı Fusûs’ül Hikem Ahmet Avni Konuk Şerhinin İsa a.s Fassında sayfa 176-177 den bir bölüm akta”Oku
- 12TB. Kelime-i Mûseviyye · s.137“Teâlâ iki def ’a şerh yazılmış oldu. Ve’l-hamdü lillâhi alâ zâlik. A.A. Konuk İbtidâ: 19 Şubat 1342/1927 ve 16 Şa’bân 1345 Hitâm: 30 Cümâde’l-âhire 1346 ve 25 K”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.