İçeriğe atla

A'maiyyet'in üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey22 görüntülenme12 kaynak
Kısa cevap

A'maiyyet kavramının üç açılım dili; lugat, akâid ve mârifet mertebelerinde farklı ve derinleşen anlamlar taşır. Lugat dilinde 'körlük, gayb-ı mutlak, sırf görünmezlik' gibi zâhirî anlamlara gelirken, akâid dilinde Hak'ın hiçbir nispet, sıfat, isim veya vasıf kabul etmediği lâ-taayyün mertebesini ifade eder. Mârifet dilinde ise a'maiyyet, Hak'ın kendi zâtında, kendi zâtıyla, kendi zâtı için 'gizli' olduğu, ahadiyyetten önceki 'gayb-ı gayb' veya 'sırf zât' hâlini zevkle idrâk etme makâmıdır. Bu üç dil, tasavvufî bir kavramın çok katmanlı hakikatini anlamak için zaruridir.

Detaylı cevap

Her tasavvufî kavram gibi a'maiyyet de üç farklı dil üzerinden tahkîk edilir: lugat, akâid ve mârifet. Bu mertebeler, kavramın zâhirî anlamından bâtınî hakikatine doğru bir yükselişi temsil eder.

Lugat Dili: A'maiyyet kelimesi, Arapça 'a-m-y' kökünden türeyen 'körlük' anlamına gelir. Bu bağlamda 'gayb-ı mutlak' veya 'sırf görünmezlik' gibi anlamları ifade eder. Bu, kelimenin herkes tarafından paylaşılan, sözlük anlamıdır ve tasavvufî derinliğe inmeden önceki ilk basamaktır.

Akâid Dili: Akâidde a'maiyyet, Hak Teâlâ'nın lâ-taayyün mertebesinin adıdır. Bu mertebede Allah, hiçbir nispet, sıfat, isim veya vasıf kabul etmez. Yani, henüz hiçbir şeyin taayyün etmediği, belirlenmediği, halk edilmediği bir hâli ifade eder. Bu durum, Hz. Peygamber'in "kâne'llâhu fî amâ" (Allah amâda idi) hadîsiyle desteklenir. Bu hadîs, halktan önce zaman ve mekânın dahi olmadığı bir hâli işaret eder. A'maiyyet, Hazerât-ı Hamse tasnifinde en üst mertebe olan lâ-taayyün olarak yer alır ve mertebe bile sayılmaz; çünkü mertebe nispet kabul ederken, a'maiyyet hiçbir nispeti kabul etmez.

Mârifet Dili: Mârifet mertebesinde a'maiyyet, irfan ehlinin zevkle bildiği, Hak'ın kendi zâtında, kendi zâtıyla, kendi zâtı için 'gizli' olduğu bâtınî hakikattir. Bu, 'gayb-ı gayb', 'sırf zât' veya 'zât-ı bahta' isimleriyle de anılır ve ahadiyyet mertebesinden önce gelir. Bu makâmda 'Allah' lafzı dahi henüz yoktur; Hak'ın bilinme ve idrâk edilme imkânının ötesindedir. Mârifet dili, akâidi nakzetmez ancak onu aşarak daha derin bir idrâk sunar. Bu, sâlikin mânevî sülûkünde ulaşabileceği bir zevk ve müşâhede hâlidir.

Kaynaklar

Bu cevap kütüphanedeki 6 eserden derlendi — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4049 (s. 47)“Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.”Oku
  2. 2Bi'smi Has, Selâm (13), s. 47“Ettehiyyatü nün lügat manası: (Bütün mahlükatın hayatları, kâl ve hâl dilleri ile halikları olan ALLAH’a (c.c.) karşı yaptıkları hamdlar, şükürler, manevi hayat”Oku
  3. 3Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2722 (s. 250)“Onlara onu verir ki, hiçbir göz görmedi, hiçbir dile ve dile (lisan) sığmaz. 2722. Onlara onu verir ki, bir göz görmedi, dile ve lügate sığmaz. &10024; 2722. On”Oku
  4. 4Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3), s. 158“Berk’in, lügat mânâları. Şimşek çakması. Parlama. Yıldırım. Zinetlenme, süslenme. Tas: Tecelli-i İlâhiye ile kurbiyyete mazhariyyet. Ahmak olmak. Bu tecelli zam”Oku
  5. 5Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2202 (s. 92)“Yani, o temiz ve iyi kimselere Yüce Allah öyle şeyler verir ki, o verilen ihsanları dil ile ve lügat ile tarif etmek mümkün değildir. Çünkü (32/17) yani “Amel e”Oku
  6. 6Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4911 (s. 319)“Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kal”Oku
  7. 7Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2187 (s. 87)“"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, Ebû”Oku
  8. 8Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2202 (s. 92)“Ya'ni, o tayyiblere ve temizlere Hak Teâlâ gözler görmedik şeyleri verir ki, o verilen ihsânları dil ile ve lügat ile ta” if etmek mümkin değildir. Çünkü 32/17)”Oku
  9. 9Mesnevî Cilt 13 · Beyit 1126“Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kal”Oku
  10. 10Mesnevî Cilt 1 · Beyit 126 (s. 129)“Her kim ki dilinden anlayan bir arkadaştan ayrı kaldıysa, yüz nağme bulsa da nağmesiz oldu. "Hem-zebân" birinin dilinden anlayan arkadaş. "Nevâ" azık ve gıdâ de”Oku
  11. 11Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2189 (s. 88)“"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, Ebû”Oku
  12. 12Tesbih ve Zikir, s. 70“Gerek Âyet-i Kerîmelerde, gerek Hadîs-i şeriflerde bahsedilen zikir ’lerin hepsinin “şeriat, tarikat, hakikat, ve marifet mertebelerinden birer açılım ve yaşant”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.