Aşk kavramı neye işaret eder?
Tasavvufta aşk, sâlikin Hakk'a duyduğu mahvedici ve şiddetli sevgiyi ifade eder; muhabbetten daha yakıcı olup, sahibini fânî kılan bir hâldir. Bu ilâhî sevgi, sülûkun en yüksek itici gücü ve temel motivasyonudur (İlahi Aşk). Aşk, kalbe hâkim olduğunda diğer tüm muhabbetleri yok ederek sadece kendisi kalır ve kendisinden başka her şeyi yiyip bitirir; dünya ve âhiret dahi aşkın kuşunun gagası önünde bir yem tânesi kadar önemsizleşir¹. En'âm Sûresi'nin 91. âyetindeki "Allah de, gerisini bırak" ifadesiyle tevhidin özüne ve fenâfillah makamının sırrına işaret eden aşk, iradeyi terk etme hâlidir².
Detaylı cevap
Aşk, tasavvufun merkezi kavramlarından biri olup, sözlükte "aşırı sevgi, hasretin son haddi, mahvedici muhabbet" anlamına gelir (Aşk). Bu kavram, sâlikin Hak'ka olan sevgisinin en şiddetli ve yakıcı mertebesidir; muhabbetten daha derin ve kontrolsüzdür. Klasik tasavvuf, muhabbet ile aşkı titizlikle ayırt eder: Muhabbet, akıl ve irade ile birlikte çalışan, bilinçli bir sevgiyken; aşk, sevenin sevdiğine mahvolması, kontrolün ve iradenin geri çekilmesi hâlidir. Bu sebeple "el-aşkü cünûnün ilâhî" (aşk ilâhî bir delilik) olarak tanımlanır.
Aşk, sülûkun en yüksek itici gücü olup, mücâhedeyi tahammül edilebilir, fenâyı ise tatlı kılan bir kuvvettir. Kalpte irade, talep ve iştiyak çakmağıyla tutuşturulan bu aşk ateşi, zikrin hararetiyle alevlenen ilâhî muhabbettir³. Bu ateş, sâliki hem hakikate karşı uyaran bir ikaz hem de vuslata taşıyan bir azık hükmündedir³. Aşk, ruhun ızdıraplarını yok ederek zevk ve sefa ile bir esans letafeti hâsıl eder; mânâ denizinde aşkla yüzebilenler, Cemâl ve Celâl tecellî dalgalarını basiret gözüyle temaşa zevkinde müstağraktırlar⁴.
Aşkın kalbe hâkim olmasıyla, o kalpteki diğer tüm muhabbetler yok olur ve sadece aşk kalır¹. Zira aşk, kendisinden başka her şeyi yiyip yok eder; aşkın kuşunun gagası önünde dünya ve âhiret, bir yem tanesi kadar önemsizdir⁵. Bu durum, Hakk'a âşık olanların ne dünyayı ne de âhireti önemsemediğini gösterir⁵. Aşkın bir diğer önemli işareti ise "ihtiyarı terk etmek" yani iradeyi bırakmaktır².
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Mesnevî Cilt 10 · Beyit 2442 (s. 117)“Senin izzine ve celâline yemin ederim ki, ben senin cehenneminden korkarak ve cennetine rağbet ederek sana ibadet etmedim. Aksine, senin kerîm olan yoluna taptı”Oku
- 2Kelime-i Lûtiyye, s. 165“"Aşk nedir?" diye sorarlarsa, "İhtiyarı terk etmektir!" de. İhtiyardan kurtulmayan kimse seçkin değildir. Ârif, öyle bir şahenşahtır ki, iki âlem onun üzerine s”Oku
- 3Vâkı'a Sûresi, s. 42“Tasavvufî anlamda bu âyet-i kerîme, Hak yoluna sülûk eden sâdık ve samimi sâlikin kalbinde irade, talep ve iştiyak çakmağıyla tutuşturulan aşk ateşine işaret ed”Oku
- 4Aşk ve Muhabbet Yolu, s. 155“Aşksız ne hayat vardır, ne de can. Hiç olmazsa aşkı bilmeyenlerden, tanımayanlardan olma! Aşksız yaşayacağına, aşk ile berâber olarak öl! Müsterih ve inşirah-ı ”Oku
- 5Mesnevî Cilt 10 · Beyit 2442 (s. 117)“Senin izzine ve celâline yemin ederim ki, ben senin cehenneminden korkarak ve cennetine rağbet ederek sana ibadet etmedim. Aksine, senin kerîm olan yoluna taptı”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.