İçeriğe atla

Bakara 269 ayeti Lokmâniyye Fassı'nda nasıl yorumlanır?

Ayet-TasavvufOrta düzey1 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Bakara Suresi 269. ayeti, Lokmâniyye Fassı'nda hikmetin ilâhî bir ihsan ve büyük bir hayır olarak tefsir edildiği temel bir referanstır. Bu ayet, "Biz Lokman'a hikmet verdik" ve "Kime hikmet verilirse, ona çok hayır verilmiş demektir" ifadeleriyle, hikmetin Allah tarafından seçilmiş kullara bahşedilen özel bir lütuf olduğunu vurgular¹. Lokman'ın şahsında tecelli eden bu hikmet, sadece sözle ifade edilen değil, aynı zamanda suskunlukla da anlaşılan, eşyanın hakikatini idrak etme ve ilâhî sırları fark etme yeteneğidir²·³. Bu bağlamda hikmet, sâlike Kur'an'ın zahirinden batınına geçme ve ilâhî hakikatleri müşâhede etme imkânı sunan bir ma'rifet kapısıdır.

Detaylı cevap

Bakara Suresi 269. ayet, Lokmâniyye Fassı'nda hikmetin mahiyetini ve önemini açıklayan merkezi bir ayettir. Bu ayet, Cenâb-ı Hakk'ın Lokman'a hikmet verdiğini ve hikmet verilen kimseye "çok hayır" verildiğini beyan eder¹. Hikmet, burada sadece bilgi birikimi değil, aynı zamanda eşyanın hakikatini kavrama, ilâhî sırları idrak etme ve doğru hükümler verme yeteneği olarak anlaşılır. Bu, "Kitâbil Hakîm" olarak nitelenen Kur'an'ın ayetlerinin hem hikmetli oluşuna hem de muhkem kılınmış oluşuna işaret eden bir vasıftır⁴.

Lokman'ın hikmeti, onun oğluna verdiği öğütlerde somutlaşır; örneğin, yapılan işin hardal tanesi ağırlığında dahi olsa, Allah'ın onu mutlaka ortaya çıkaracağını bildirmesi, hikmetin derin idrakini gösterir². Bu, hikmetin bazen sözle ifade edilen, bazen de suskunlukla anlaşılan bir veçhesinin olduğunu ortaya koyar². İrfanî açıdan, hikmet sahibi olanlar, Kur'an'daki sır ve hikmetleri fark ederek sevinirler; zira onlar, yalnızca dışsal bilgiye değil, aynı zamanda içsel ma'rifete de sahip olanlardır³. Bu kişiler, Kur'an'ın zahirinden batınına geçebilmiş ve onun ilâhî sırlarla dolu olduğunu idrak etmişlerdir. Dolayısıyla Bakara 269, hikmetin Allah'ın bir lütfu olduğunu ve bu lütfa mazhar olanların büyük bir hayra eriştiğini, bu hayrın da hakikat bilgisine ve ilâhî ma'rifete ulaşmak olduğunu ifade eder.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Lokmâniyye · s.2كَثِيــر(Bakara, 2/269) ya’ni “Biz Lokmân’a hikmet verdik”; “Ve hikmet verilen kimseye, hayr-ı kesîr verildi” âyet-i kerîmesinin şehâdeti vech ile Hz. &10024; كOku
  2. 2Kelime-i Lokmâniyye · s.28(Bakara, 269) "Kime çok hayır verilmişse, ona çok hikmet verilmiştir." (Bakara, 269) Hikmet bazen sözlü olarak ifade edilir, bazen de suskunlukla anlaşılır. ÖrnOku
  3. 3Ra'd Sûresi · s.285İrfanî açıdan bu ayet, hakikat bilgisine ulaşmış olanların Kur’an’daki sır ve hikmetleri fark ederek sevinmeleri olarak yorumlanır. Gerçekten kendilerine “kitapOku
  4. 4Hicr Sûresi · s.1210-Yûnus Sûresi: “ Bunlar hikmetli kitâbın ( Kitâbil Hakîm ) âyetleridir .” “Hakîm” kelimesi, âyetlerin hem hikmetli oluşuna hem de muhkem kılınmış oluşuna işârOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.