İçeriğe atla

Besmele'nin üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey3 görüntülenme12 kaynak
Kısa cevap

Besmele'nin üç açılım dili, tasavvufî bir kavramın katmanlı anlamlarını ifade eder: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dili, Besmele'nin sözlük anlamı olan "Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla" ifadesini ve etimolojik kökenini kapsar. Akâid dili, Besmele'nin İslâmî ilimlerdeki yerini, Tevbe Sûresi hariç tüm sûrelerin başında bulunması ve Neml Sûresi'nde geçmesi gibi hususları ele alır. Mârifet dili ise, Besmele'nin tasavvuftaki bâtınî hakikatini, yani "bütün amellerin kapısı, kâinatın açılış kelimesi ve vücudun kendisi" oluşunu, Hz. Ali'ye atfedilen sözdeki vüsatini ve "b" harfinin sırrını idrâk etmeyi ifade eder. Bu üç dil, Besmele'nin zâhirî mânâsından bâtınî hakikatine doğru bir tahkîk sürecini sunar.

Detaylı cevap

Tasavvufî hermenötiğin temel ilkesi uyarınca, her kavram gibi Besmele de çok katmanlı bir anlama sahiptir. Bu katmanlar lugat, akâid ve mârifet dilleri olarak sıralanır ve aşağıdan yukarıya doğru bir tahkîk mertebesi sunar.

Lugat dili, Besmele'nin kelime anlamını ve etimolojik kökenini ifade eder. "Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm" ifadesinin "Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla" anlamına gelmesi bu dilin kapsamındadır. Bu, kelimenin Arapça köküne, türevlerine ve cümle içindeki kullanımlarına odaklanan, herkesin paylaştığı en geniş anlam zeminidir. Lugat dili olmadan ne akâid ne de mârifet dili sıhhatli bir şekilde kurulabilir.

Akâid dili, Besmele'nin İslâmî ilimlerdeki, yani kelâm, fıkıh, hadîs ve tefsîrdeki teknik anlamını içerir. Bu dilde Besmele, Kur'ân-ı Kerîm'de Tevbe Sûresi hâricindeki 113 sûrenin başında bulunması ve Neml Sûresi'nin 30. âyetinde Süleyman (a.s.)'ın Belkıs'a gönderdiği mektupta geçmesi gibi hususlarla ele alınır. Hadîs-i şerîfteki "Besmele ile başlanmayan mühim her iş kesiktir" (İbn Mâce) ifadesi de bu dilin lüzûmunu beyân eder.

Mârifet dili ise, Besmele'nin irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikatini, ehl-i Hakk'ın zevkle bildiği anlamını ortaya koyar. Bu dilde Besmele, tasavvufta "bütün amellerin kapısı", "kâinatın açılış kelimesi" ve "vücudun kendisi" olarak kabul edilir. Hz. Ali'ye atfedilen "tüm Kur'ân Fâtiha'da, Fâtiha besmelede, besmele 'b' harfinde, 'b' altındaki noktada toplanmıştır" sözü, Besmele'nin tasavvufî vüsatini gösterir. Ayrıca, Besmele'nin yapısındaki üç isim — Allah, Er-Rahmân, Er-Rahîm — rahmet-üstüne-rahmet silsilesi olarak açıklanır ve "b" harfinin sırrı, vücud-ı haricînin ilk harfi olmasıyla ilişkilendirilir. Şîsiyye Fassı'ndaki "nefes-i Rahmânî" bahsi, Besmele'nin asîl menşeini teşkil eder.

Kaynaklar

Bu cevap kütüphanedeki 6 eserden derlendi — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4377Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.Oku
  2. 2Bi'smi Has, Selâm (13) · s.47Ettehiyyatü nün lügat manası: (Bütün mahlükatın hayatları, kâl ve hâl dilleri ile halikları olan ALLAH’a (c.c.) karşı yaptıkları hamdlar, şükürler, manevi hayatOku
  3. 3Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) · s.158Berk’in, lügat mânâları. Şimşek çakması. Parlama. Yıldırım. Zinetlenme, süslenme. Tas: Tecelli-i İlâhiye ile kurbiyyete mazhariyyet. Ahmak olmak. Bu tecelli zamOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.438"Şulle", put ve putperest; ve "şelle", kadınların ferci (Gıyâsü'l-Lügât). Burada maşuktan kinaye olarak "put" anlamına gelmesi uygundur. Yani, sevdiğin maşuklarOku
  5. 5A'lâ ve Gâşiye Sûreleri · s.55Zikr ’in lügat mânâsı: Anmak, hatırlamak, anılmaktır. Allah-ı (c.c.) çok, çok anıp azametini düşünmektir. Kûr’ân-ı Kerîmin bir ismidir. Namazında bir ismidir. NOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.858Yani, o temiz ve iyi kimselere Yüce Allah öyle şeyler verir ki, o verilen ihsanları dil ile ve lügat ile tarif etmek mümkün değildir. Çünkü (32/17) yani “Amel eOku
  7. 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.1127Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kalOku
  8. 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.808"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, EbûOku
  9. 9Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.858Ya'ni, o tayyiblere ve temizlere Hak Teâlâ gözler görmedik şeyleri verir ki, o verilen ihsânları dil ile ve lügat ile ta” if etmek mümkin değildir. Çünkü 32/17)Oku
  10. 10Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.1126Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kalOku
  11. 11Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1 · s.120Her kim ki dilinden anlayan bir arkadaştan ayrı kaldıysa, yüz nağme bulsa da nağmesiz oldu. "Hem-zebân" birinin dilinden anlayan arkadaş. "Nevâ" azık ve gıdâ deOku
  12. 12Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.809"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, EbûOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.