İçeriğe atla

Ceberût ve Melekût'u birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?

Çaprazlama0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Ceberût ve Melekût mertebelerinin birlikte idrâki, tasavvufî vücud bahsinde özellikle Hz. İsmail'e tahsis edilmiş olan İsmail Fassı üzerinden anlaşılır. Bu Fass, ârifin Hakk'ın vücudundan gayrı bir varlık görmeyerek gamdan fâriğ olduğu, yani çoklukta birliği müşâhede ettiği bir makamı ifade eder¹. Ceberût, akl-ı evvel ve hakîkat-i muhammediyye mertebesi olarak sıfat âlemini, Melekût ise ruhânî varlıkların ve meleklerin âlemini temsil eder. Bu iki âlem arasındaki geçişler ve bağlantılar, İsmail Fassı'nın vurguladığı mârifet-i Rabbâniyye ve teslim-rıza ekseninde idrâk edilir.

Detaylı cevap

Tasavvufî vücud mertebeleri arasında Ceberût ve Melekût, lâhût ile nâsût arasında köprü vazifesi gören önemli katmanlardır. Ceberût, 'azamet, kudret, cebri kuvvet' anlamına gelir ve tasavvufta akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesidir. Bu mertebe, lâhûttan sonra, melekûttan önce gelir ve soyut akıllar, hakîkat-i muhammediyye ile kalemu'l-azîm'i barındırır. Hatta Hakîkat-i Muhammediyye'nin zuhur sahası olan sıfat mertebesine de ceberût denir²·³. Melekût ise 'mülk-i a'lâ, melâike âlemi, ruhânî mertebe' demektir ve ruhânî varlıkların mahallidir. Bu mertebe, ceberût ile misâl âlemi arasında yer alır ve melâike, ruhanîler gibi mücerred varlıkları içerir.

Ceberût ve Melekût'u birlikte düşünmek, Fusûsu'l-Hikem'deki İsmail Fassı üzerinden derinlemesine anlaşılır. İsmail Fassı, hikmet-i aliyye, saîd olmanın sırrı, Rabb-ı hâs ve mârifet-i Rabbâniyye gibi konuları ele alır (İsmail Fassı). Bu Fass'ta, ârifin gamdan ve son halleri düşünmekten fâriğ olduğu, Hakk'ın vücudundan gayrı bir mevcud görmediği belirtilir¹. Bu durum, çoklukta birliği görme makamı olan "cem'" hâlini ifade eder. Ceberût, Allah'ın sıfatlarının ve küllî akılların tecellî ettiği mertebe iken, Melekût bu sıfatların daha alt bir tezahürü olan ruhânî varlıkların âlemidir. Bu iki âlemin birbiriyle olan ilişkisi, Hakk'ın tüm varlıkta zuhurunun ve özellikle insandaki varoluşunun idrâkiyle ilgilidir⁴. İsmail Fassı'nın vurguladığı teslim ve rıza ekseni, bu mertebeler arasındaki geçişleri ve onların bir bütünün parçaları olduğunu idrâk etmeyi sağlar. Bu, aynı zamanda "fark" makamından sonra "cem'u'l-fark" makamına ulaşma sürecinin bir parçasıdır; yani ayrılıkları görerek birliğe ulaşma ve tekrar çoklukta birliği müşâhede etme hâlidir (Fark).

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.1293Bu sebeble ârif gamdan ve son halleri düşünmekten fâriğ olmuştur ve vücüd-ı Hak'tan gayrı bir mevcüd görmemişlerdir. Bu bahislerin tafsili Fusüsu'-Hikem'de FassOku
  2. 2TB. Kelime-i Muhammediyye · s.124Şimdi burada Muhammed Fassında Peygamber Efendimizin hayatından bahsedilmiyor, O’nun ferdiyetinden bahsediliyor, ferdiyet-i ula yani tek fert, bütün alemin ismiOku
  3. 3Ahzâb Sûresi · s.96Şimdi burada Muhammed Fassında peygamber efendimizin hayatından bahsedilmiyor, O’nun ferdiyetinden bahsediliyor, ferdiyet-i ula yani tek fert, bütün âlemin ismiOku
  4. 4Bakara Sûresi · s.365“-Nâsût ile melekût arasındaki her tavır şerîat; melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarîkat; ceberût ile lâhût arasındaki her tavır da hakikattır!.." “- YOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.