İçeriğe atla

Cem niçin Hûdiyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi4 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Cem, tasavvufta sâlikin kesretten vahdete ulaşarak bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplaması mertebesidir. Bu makam, Fusûsu'l-Hikem'deki Hûdiyye Fassı'nda "ahadiyyet-i rubûbiyyet" (Rablık birliği) kavramı üzerinden anlaşılır kılınır. Zira Hûd (a.s.)'ın hikmeti bu Rablık birliğine dayanır ve cem makamı da Hak'ın hem zât birliğini (ahadiyyet-i zâtiyye) hem de ilâhî isimler birliğini (ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye) kapsayan bir tecellî olarak Rablık birliğinde toplanmayı ifade eder. Bu sayede sâlik, kesretin ardındaki vahdeti müşâhede eder ve tüm fiillerin Hak'tan olduğunu idrâk eder.

Detaylı cevap

Cem, tasavvuf sülûkunun önemli bir aşaması olup, sâlikin çokluktan (kesret) birliğe (vahdet) yönelmesini ifade eder. Bu mertebede sâlik, bütün ilâhî isimlerin ve sıfatların tecellîlerini tek bir merkezde toplar. Fusûsu'l-Hikem'de yer alan Hûdiyye Fassı, bu cem makamının anlaşılması için bir zemin sunar. Şeyh-i Ekber İbn Arabî, Yûsuf Fassı'nda zikrettiği "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye" (ilâhî isimler birliği) kavramlarının ardından, Hûdiyye Fassı'nda "ahadiyyet-i rubûbiyyet"i (Rablık birliği) açıklar¹. Hûd (a.s.)'ın hikmeti de bu Rablık birliğine dayanır¹.

Cem makamı, sâlikin kesretin ardındaki vahdeti görmeye başladığı, her şeyin aslında Hak'ın tecellîsi olduğunu idrâk ettiği bir hâldir. Bu durum, "ahadiyyet-i rubûbiyyet" ile doğrudan ilişkilidir; çünkü Rablık birliği, hem Zât'ın birliğini hem de ilâhî isimlerin birliğini kapsayan, tüm varoluşun tek bir kaynaktan neşet ettiğini gösteren bir hakikattir. Bu idrâk sayesinde sâlik, "Lâ fâile illâllâh" (Hak'tan başka fâil yoktur) hakikatini müşâhede eder ve eşyânın saydamlaştığını, ardındaki Hak tecellîsinin parladığını görür. Bu, aynı zamanda sâlikin kendi nefsini hesaba çekerek (küçük haşr) marifet nuruyla cehalet kaynaklı itirazların ortadan kalktığı bir mertebedir². Böylece cem, Hûdiyye Fassı'ndaki Rablık birliği anlayışı ile sâlikin kesretten vahdete geçişini ve Hak'ın tüm tecellîlerini bir merkezde toplamasını açıklayan temel bir makam olarak öne çıkar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Hûdiyye · s.10Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini)Oku
  2. 2Kelime-i Üzeyriyye · s.200Şeyh-i Ekber (r.a.) bu Üzeyrî Fassı'nın başlangıcında: "Hâkim, kim olursa olsun, hükmettiği şeyle ve hükmettiği şeyde aleyhine hükmedilendir" buyurmuştur. HâkimOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.