İçeriğe atla

Devran kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey21 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta devran kavramı, hem varlığın Hakk'tan çıkıp Hakk'a dönüşünü temsil eden kevnî bir döngü (devr-i kâinat), hem de sâlikin nefs mertebelerindeki seyrini ve tarikatlardaki zikir pratiğini ifade eder. Bu kavramın bozulması veya gizlenmesi, genellikle sâlikin niyetindeki safiyetin kaybolması, şer'î edebe riayetsizlik ve gaflet hâliyle ilişkilidir. Özellikle riyâ, sum'a ve ucb gibi niyet bozuklukları, amellerin ve hâllerin tahakkuk etmemesine ve gizlenmesine yol açar. Ayrıca, şer'î ölçülere uymayan bir tatbikat, hâli istidraca dönüştürebilir ve sâlikin Hakk'tan uzaklaşmasına sebep olabilir. Devran zikri özelinde ise, sâlikin huzur, tecrid ve istiğrak hâllerini kaybetmesi, ruh devranına urûc etmesini engeller ve devranın hakikatini gizler¹.

Detaylı cevap

Devran kavramının tasavvuftaki derin anlamı, hem kâinatın vücudî döngüsünü hem de sâlikin manevî seyrini kapsar. Bu kavramın bozulması veya gizlenmesi, sülûk yolundaki tehlikelerden biridir ve üç temel sebeple açıklanır:

1. Niyet Bozulması: Tasavvufî amellerin ve hâllerin temelinde niyetin safiyeti yatar. Hadîs-i şerîf "Ameller niyetlere göredir" (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1) bu durumu açıkça belirtir. Sâlikin niyetine riyâ (ameli halk için yapma), sum'a (amelinin duyulmasını isteme) veya ucb (kendi amelini beğenme) gibi âfetler karıştığında, amel ve hâl bozulur, tahakkuk etmez ve gizlenir. Bu durum, "şirk-i hafî" olarak kabul edilir ve devranın manevî bereketini ortadan kaldırır. İçsel olanın kuvvet bulmasıyla dışsalın gizlenmesi gibi, niyetin bozulması da devranın hakikatini gizler².

2. Şer'î Edebin Terki: Bir hâl veya amel, ne kadar yüksek görünse de şer'î ölçülere uygun olmadığı sürece istidrâc olarak değerlendirilir; yani Hakk'tan değil, nefsten veya şeytandan gelir. Şer'î edebe riayetsizlik, devranın hakikatini bozar ve sâliki Hak'tan uzaklaştırır. Mürşidsiz sülûk veya sünnete muhalif zikir gibi durumlar, devranın manevî işleyişini sekteye uğratır.

3. Gaflet ve Ülfet: Sâlikin, hâlin sahibinden (Hakk'tan) gâfil olup hâle âşık olması, hâlin gizlenmesine yol açar. "Onlar Allâh'ı unuttular, Allâh da onları unutturdu" (Haşr 59/19) ayeti bu durumu ifade eder. Devran zikri özelinde, sâliklerin huzur, tecrid (tam temizlenme) ve istiğrak (Hakk'ta gark olma) hâllerini kemâliyle yaşamamaları, ruh devranına urûc etmelerini engeller ve devranın ledünnî hakikatini gizler¹. Bu durum, toprak bedenin Nur-u Esmâ, ef'âl ve sıfattan hissedar olmasını ve tahkik makamına ulaşmasını engeller¹. Sultanın tebaasından gizlenmesi gibi, gayb olan hakikatler de gaflet sebebiyle gizlenir³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Tuhfetu'l-Uşşâkî, s. 59“Devran halkasında olanlar tarafına teveccüh'e (yönelme) başlar, İsm-i A'zam'ın nispetinde, bağlılığında, eşitliğini devran suretiyle ima için gösterir. ... Ey s”Oku
  2. 2Mesnevî Cilt 5 · Beyit 1159 (s. 311)“İçsel olan kuvvet bulunca, dışsal olanın hükümleri gizlenir. Aynı şekilde, insan varlığında ruhanî hükümler üstün geldiği zaman, nefsanî sıfatlar gizlenir. "Nas”Oku
  3. 3Kelime-i Âdemiyye, s. 685“İşte bu sırdan dolayı, görünen sultanlar kendi tebaalarıyla daima iç içe olmayıp, kendi sarayında gizlenir. Aslında sultan, görünüşü itibarıyla, halktan ayrıcal”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.