İçeriğe atla

Devran kelimesinin tasavvuftaki anlamı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Devran kelimesi tasavvufta "dönmek, devretmek, dolaşmak" anlamlarına gelir ve iki temel veçhesi vardır: birincisi, varlığın Hak'tan çıkıp tekrar Hak'a dönen halkasal hareketini ifade eden devr-i kâinat; ikincisi ise bazı tarikatlerde zikir esnasında halka olup dönme eylemi olan devran zikridir. Bu iki anlam, dışsal olanın içsel hakikatin bir aynası olduğu prensibiyle birbirine bağlıdır; sâlikin zikirdeki dönüşü, kâinatın Hak'tan gelip Hak'a dönüşünü temsil eder. Özellikle Halvetî-Uşşâkî geleneğinde uygulanan bu toplu zikir formu, dervişlerin çember biçiminde tertip alarak kıyam hâlinde adım atıp çemberi döndürmeleriyle icra edilir¹.

Detaylı cevap

Devran, tasavvufta üç katmanda ele alınır. Birinci katman, vücudî devrandır; bu, vücud-ı mutlakın esmâî tecellîlerle aşağıya doğru tenezzül etmesi (kavs-i nüzûl) ve ardından mârifet-i Hak ile yukarıya doğru urûc etmesi (kavs-i urûc) sürecidir. Bu, aynı zamanda devr-i a'lâ ve devr-i edna olarak da bilinir; varlık bir noktadan çıkar, kâinat çevresinde dolaşır ve Hak'a döner, kâinat bu dönüşün halkasıdır. İkinci katman, sülûkî devrandır; sâlikin nefs-i emmâreden başlayıp sâfiyeye kadar olan yedi nefs mertebesindeki kişisel dönüşüdür. Bu, İdrîsiyye Fassı'nın 'tathîr → mevt-i irâdî → ruhâniyet' silsilesinde yaşanan bir devran-ı sülûktur. Üçüncü katman ise zikrî devrandır; tarikatlerde halka olup dönerek yapılan zikirdir. Bu zikrin bâtını, dönen sâlikin kendisini kâinatın merkezine koymaktan vazgeçmesi ve dönüş hareketinin 'lâ ilâhe illâllâh' kelimesinin somut bir tezâhürü olmasıdır. 'Lâ' ile dış âlemden geçilir, 'illâllâh' ile merkeze (Hak'a) çevrilir. Halvetî ve Mevlevî tarikatlarında benimsenen bu devran âyinleri, dervişlerin zikir halkası oluşturarak kıyam halinde dönmeleriyle gerçekleşir¹. Devran halkasında olanlar, İsm-i A'zam'ın nispetinde, bağlılığında ve eşitliğinde teveccüh'e (yönelme) başlarlar²·³. Sâliklerin bu devranda huzur, tecrid (tam temizlenme) ve istiğrak (gark olma) hâliyle dönmeleri gerekir ki, toprak bedenleri Nur-u Esma, ef'al ve sıfattan hissedar olarak tahkik makamına ulaşsın²·³. Mevlevî devranında "Kün" emriyle başlayan tecelliden sonra ef'al, sıfat ve zat mertebelerine işaretle üç defa cem ve fark ile devran yapılır⁴·⁵. Halvetî devranında ise el ele tutmadan zikre başlanır ve kalbe kelime-i Tevhid veya çekilen esma vurularak Nur'un meydana gelmesi hedeflenir; bu, Makam-ı Vahidiyet sıfatının suretidir⁶·⁷. Daha sonra el ele tutularak dönülmesi, Vahidiyetin Ahadiyetle ve Vahdet-i Zat'iyenin bağlantısına işarettir⁶·⁷.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mübârek Geceler — Bitirme Tezi · s.17Tasavvuf âyinlerinin taksim edilmesinde "Devrânî" olarak isimlendirilen âyinler, zikir halkası adı verilen, çember biçiminde tertip alan dervişlerin kıyam hâlinOku
  2. 2Tuhfetu'l-Uşşâkî · s.59Devran halkasında olanlar tarafına teveccüh'e (yönelme) başlar, İsm-i A'zam'ın nispetinde, bağlılığında, eşitliğini devran suretiyle ima için gösterir. ... Ey sOku
  3. 3Rûm Sûresi · s.79Devran halkasında olanlar tarafına teveccüh'e (yönelme) başlar, İsm-i A'zam'ın nispetinde, bağlılığında, eşitliğini devran suretiyle ima için gösterir. ... Ey sOku
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler CD 16 · s.13Tarik-i aliyei mevleviye devranında ise sırr-ı nefih gaibden feyz alan zuhurdan harfsiz ve sessiz “Kün” yani ol emri ile Hakkıyla olunan tecelliden sonra yani “Oku
  5. 5Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001) · s.13Tarik-i aliyei mevleviye devranında ise sırr-ı nefih gaibden feyz alan zuhurdan harfsiz ve sessiz “Kün” yani ol emri ile Hakkıyla olunan tecelliden sonra yani “Oku
  6. 6Sohbet Arası Sohbetler CD 16 · s.8Sonra halvetiye devranı usulinde el ele tutmadan hem devran hem zikre başlanıp bir kere sağa bir kere sola darb-ı zikir ile zikir ile vurdurarak devam edilir. YOku
  7. 7Sohbet Arası Sohbetler CD 5 (2001) · s.8Sonra halvetiye devranı usulinde el ele tutmadan hem devran hem zikre başlanıp bir kere sağa bir kere sola darb-ı zikir ile zikir ile vurdurarak devam edilir. YOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.