İçeriğe atla

Fark kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Fark kavramı, tasavvufta birliğin ardından çoklukta ayrımı görme makamı olarak tanımlanır ve zuhûr mahalli itibarıyla Hazerât-ı Hamse'nin nâsût mertebesinde, sâlikin sülûk merhalesinde nihâyet makamında ve letâif-i hamse içinde kalpte tecellî eder. Bu, Hakk'ın kendi varlığında mevcut sıfat, isim ve fiillerini zuhura çıkarma muradıyla nefes-i Rahmaniyye'sini sonsuz fezaya nefhetmesiyle başlayan genel kader seyrinde, her zuhurun kendi mahallinde faaliyete geçmesiyle ortaya çıkar¹. Fark, irfan ehli kâmillerin idrak edebildiği, Hakk'ın zâtının zuhur ettiği mahallerden biridir².

Detaylı cevap

Tasavvufî bir kavramın zuhûr ettiği mahaller, o kavramın hangi mertebede, hangi makamda ve hangi hâlde belirdiğini gösterir. Fark kavramı, birliğin ardından çoklukta ayrımı görme makamı olarak tanımlanır³. Bu idrak, Hakk'ın kendi varlığında mevcut sıfat, isim ve fiillerini zuhura çıkarma muradıyla nefes-i Rahmaniyye'sini sonsuz fezaya nefhetmesiyle başlar ve genel kader seyrinde bütün zuhurlar bulundukları mahallerde faaliyete geçer¹.

Farkın zuhûr mahalli, Hazerât-ı Hamse içinde nâsût mertebesidir. Nâsût, cisim, hareket ve fiilin zuhûr ettiği mertebedir. Bu mertebede, Hakk'ın zâtının zuhur ettiği mahaller, irfan ehli kâmiller tarafından idrak edilebilir². Sâlikin sülûk merhalesinde ise fark, nihâyet makamında zuhûr eder. Nihâyet makamı, fenâ, bekâ ve hatm gibi hâllerin yaşandığı, sülûkun son merhalesidir.

Letâif-i hamse içinde fark, kalpte tecellî eder. Kalp, Hadîs-i Kudsî'de "Beni yere göğe sığdıramadım, mü'min kulumun kalbine sığdırdım" buyrulduğu üzere, tecellî-i ilâhînin ilk kapısıdır. Burada huşû, sekîne, muhabbet gibi hâller zuhûr eder. Kalp, nefsin tezkiyesinden sonra mücellâ olur ve esmâ tecellîlerini ayine misâli yansıtır. Her ne kadar bâtında Hakk'ın bir zuhuru olsa da, kişi bunun farkında olmadığında ve kendini ben olarak kuvvetle zannettiğinde, fiilinin sorumlusu kendisidir⁴. Bu durum, farkın idrak edilmemesinden kaynaklanan bir cehalet hâlidir ve kişiyi putperestliğe sürükleyebilir, zira tek yerde Hakk'ı müşahede edip diğerlerini inkâr etmesine yol açar⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.119Baş tarafta da belirtildiği gibi, “Zat-ı Mutlak” kendi varlığında mevcut, sıfat, isim ve fiillerini zuhura çıkarmayı murad etti. Ve “nefes-i Rahmaniyye” sini soOku
  2. 2Fussilet Sûresi · s.80İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zuOku
  3. 3Fark,
  4. 4Tasavvuf Izâhları · s.86Her ne kadar bâtınımda bir Hakk-esmâ var ise de, bu da gerçek ise de, ama o mahalde o kişi bunun farkında olmadığından, ve kendini ben olarak kuvvetle zan ettiğOku
  5. 5Sohbet Arası Sohbetler (25) · s.21Aradaki fark kendinin bundan cehilde olmasıdır, bu onu putperest yapıyor. Tek yerde hakkı müşahede etmesinden, tek yere uluhiyet verdiği için rububiyet verdiği Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.