İçeriğe atla

Fecr 27-30 ayeti İsmâîliyye Fassı'nda nasıl yorumlanır?

Ayet-TasavvufOrta düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Fecr Sûresi'nin 27-30. âyetleri, tasavvufta sâlikin nefs-i mutmainne mertebesine ulaşarak Hakk'a vuslatını ve ilâhî rızayı kazanmasını ifade eder. Bu âyetler, "Ey mutmain olan nefs! Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! O zaman, kullarımın arasına gir. Ve cennetime gir." buyurarak, nefsin tezkiye edilip ruhun Allah'a ulaştırılmasıyla kul olmanın ve cennete girmenin yolunu gösterir¹·². Özellikle Kelime-i İsmâiliyye bağlamında, nefs-i mutmainneye ulaşan her kişinin İsmail (a.s.) gibi Allah tarafından razı olunmuş bir mertebeye eriştiği belirtilir; zira bu nefs, kötülüğü emreden (emmâre) veya kendini kınayan (levvâme) nefs değildir, fiillerini kendine isnat etmez³. Bu durum, sâlikin kendi vücud iddiâsından soyunarak fenâ mertebesine ulaşmasıyla ilişkilidir.

Detaylı cevap

Fecr Sûresi'nin 27-30. âyetleri, tasavvufî sülûkun önemli bir durağı olan nefs-i mutmainne mertebesini ve bu mertebenin getirdiği ilâhî vuslatı açıklar (Fecr Sûresi). Bu âyetlerde Cenâb-ı Hakk, mutmain olmuş nefse hitaben, "Ey mutmain olan nefs! Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! O zaman, kullarımın arasına gir. Ve cennetime gir." buyurur¹·²·⁴. Bu hitap, nefsin tezkiye edilerek ruhun Allah'a ulaştırılmasıyla gerçekleşen bir kulluk hâlini ve cennete giriş müjdesini içerir¹.

Kelime-i İsmâiliyye bağlamında bu âyetler, nefs-i mutmainneye ulaşan her kişinin Hz. İsmail (a.s.) gibi razı olunmuş (marzıyye) bir mertebeye eriştiğini vurgular³. Bu durum, nefsin artık emmâre (kötülüğü emreden) veya levvâme (kendini kınayan) olmaktan çıkıp, fiillerini kendisine isnat etme iddiasından vazgeçmesiyle açıklanır³. Bu, sâlikin kendi fiillerinin müstakil olmadığını idrak ettiği fenâ-yı ef'âl mertebesine benzer bir hâldir (Fenâ). Nefsin bu iddiadan sıyrılması, onun kendi varlık iddiasından soyunması ve varlığın yalnızca Hakk'a ait olduğunu tahkik etmesi anlamına gelir (Fenâ). Böylece, nefs-i mutmainneye ulaşan sâlik, Allah'ın rızasını kazanmış ve O'nun kulları arasına dahil olmaya lâyık görülmüştür; bu da vuslatın bir tezahürüdür (Vuslat).

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1DVT-C001 (Ses Kaydı) · s.163Fecr sûresi 27-30. âyetlerinde “Ey mutmain olan nefs! Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! O zaman, (nefsini tezkiye ettiğiOku
  2. 2Aşk ve İrfân Yolunda · s.163Fecr sûresi 27-30. âyetlerinde “Ey mutmain olan nefs! Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! O zaman, (nefsini tezkiye ettiğiOku
  3. 3Kelime-i İsmâiliyye · s.60دْخُلِــي جَنَّتِــيمَرْضِيَّــة ً فَادْخُلِــي فِــي عِبَــادِي وَ(Fecr, 89/27-30) Ey nefs-i mutmainne! Râzıye ve marzıyye olarak Rabb’ine rücû’ eyle; benim kuOku
  4. 4Bir Hikâye, Birçok Yorum · s.82FECR (89)/27 – 30 (27) ya eyyetühe’n nefsü’l mutmeinnetü (28) irci’ıy ila rabbiki radıyeten merdıyyeten (29) fedhuliy fiy ‘ıbadiy (30) vedhuliy cennetiy (27) EyOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.