İçeriğe atla

Fenâ fillâh kavramının zâhir-bâtın mertebeleri nelerdir?

Kavram TanımıTemel düzey1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Fenâ fillâh, tasavvuf sülûkunun zirve makâmı olup, sâlikin kendi vücud iddiâsından soyunarak Hak ile kâim olduğu hâldir. Bu makamın zâhirî mertebesi, sâlikin kendi varlığının Hak'ın varlığı karşısında yok olduğunu idrâk etmesi ve bu idrâkin beşerî yaşantısına yansımasıdır¹·². Bâtınî mertebesi ise, bu yok oluşun sadece bireysel bir hâl olmayıp, küllî âlemlerdeki bütün varlığın fenâ fillâh hükmüne tâbi olmasıdır¹·². Fenâ fillâh, Rahmân 26-27'deki "küllü men aleyhâ fân, ve yebkâ vechu rabbike" (yeryüzünde olan herkes fânîdir, sâdece Rabb'inin vechi bâkîdir) ayetine dayanır ve fenâ-yı ef'âl, fenâ-yı sıfât, fenâ-yı zât silsilesinin tepe noktasıdır.

Detaylı cevap

Fenâ fillâh, sâlikin kendi nefsinin sıfat ve vasıflarının Hak'ın sıfât-ı zâtiyyesi karşısında perdesizleşmesi, kendi vücud iddiâsından soyunmasıdır. Bu hâl, sâlikin yokluğa düşmesi değil, kendi yokluğunu tahkîk etmesi ve varlığın Hak'a âid olduğunu ayân etmesidir. Zâhirî mertebede, fenâ fillâh makâmında bulunan bir kimsenin nazarında halkın vücudu muhtefidir ve halk arasında kendisinin sarhoşluğu zâhirdir³. Bu durum, halkın onu kâmil zannedip ondan istimdâd etmesine yol açabilir³. Ancak bu makamda kul yoktur, dolayısıyla teklifat-ı ilâhiye de yoktur; teklifler yaşayan ve hay olan kimseleredir⁴. Bâtınî mertebede ise fenâ fillâh, sadece bireyin üstündeki yaşantısı itibarıyla değil, küllî âlemlerdeki bütün âlemin fenâ fillâh hükmüne tâbi olmasıdır¹·². Bu makam, İseviyyet mertebesinin kemâli olarak da ifade edilir, ancak her iman eden ve İsevi olduğunu zanneden kimse bu makama ulaşmış değildir⁵. Fenâ fillâh, sülûkun üç kademesi olan fenâ-yı ef'âl, fenâ-yı sıfât ve fenâ-yı zâtın tepe noktasıdır. Fenâ-yı zât, sâlikin kendi zâtının da müstakil bir varlık olmadığını, varlığın Hak'tan ibâret olduğunu hak'el-yakîn ile bilmesidir ki, bu fenâ fillâh'ın tam karşılığıdır. Bu hâl, "Allah de, gerisini bırak" buyuran Kulillâhi sümme zerhüm ayetinin işaret ettiği tevhidin özünü barındırır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Ankebût Sûresi · s.72Ma'lûm olsun ki, fenâ-fillah makamı, (bakın bu çok güzel bir izahtır) fena fillah dediğimiz zaman ne anlıyoruz biz, Hakk’ta fani olduğumuzu anlıyoruz, BakabillaOku
  2. 2TB. Kelime-i Lûtiyye & Üzeyriyye · s.12Ma'lûm olsun ki, fenâ-fillah makamı, (bakın bu çok güzel bir izahtır) fena fillah dediğimiz zaman ne anlıyoruz biz, Hakk’ta fani olduğumuzu anlıyoruz, BakabillaOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.760Ma'lüm olsun ki, fenâ-fillâh mertebesinde bulunan bir kimsenin nazarında halkın vücüdu muhtefidir ve halk arasında kendisinin sarhoşluğu da zâhirdir. BinâenaleyOku
  4. 4İnsân-ı Kâmil (Cilt 4) · s.58Merak edenler için bu halin yaşandığı sürecin, gerçek “fenâ fillâh” mertebesi itibari ile yaşayan kimselerin içinde bulunduğu haldir diye bildirmiş olalım. ÇünkOku
  5. 5Altı Peygamber (Cilt 5) · s.78”Allahın salâhı, şeriat olmayarak zâhir olmuştur;” Cümlesi tamamen nefsidir. Gerçi “Îseviyyet’in kemâli fenâ fillâhtır.” Ancak her îman eden ve Îsevi olduğunu zOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.