Gavs kelimesinin tasavvuftaki anlamı nedir?
Gavs, lugatte 'yardım, imdâd, kurtarıcı' anlamlarına gelirken, tasavvufta ricâlü'l-gayb hiyerarşisinin en üst basamağında yer alan, kâinatın manevî mihveri olan kutbu'l-aktâb için kullanılan bir unvandır. Bu makam, her zaman mevcuttur ve her dönemde bir gavs bulunur. Gavs kelimesi, peltek "se" ile yazıldığında "derinlere inerek yüzen" manasına gelirken, "sin" ile yazıldığında "en büyük yardımcı, en fedakar, bonkör insan" anlamlarını taşır¹. Gavs-ı A'zam unvanı ise klasik olarak Abdulkâdir Geylânî hazretlerine atfedilir ve onun gavsiyyeti özel bir tarihsel mertebe olarak kabul edilir. Gavs makamındaki velilerin en belirgin alâmetleri arasında yüksek hususi bir mertebede bulunmaları, yanına gidenlerin Allah'ı anmaları ve vefat etseler dahi himmetlerinin gönülden gönüle yayılması sayılır².
Detaylı cevap
Tasavvufta gavs, kutb ile eş anlamlı olarak kullanılan bir kavramdır; kutb 'eksen' anlamına gelirken, gavs 'yardımcı' demektir. Bu durum, aynı zâtın hem kutb hem de gavs olabileceğini, gavsiyyetin kutbiyyetin işlevsel vechesi olduğunu gösterir. Sâlik, kutb'a 'âleminin merkezindedir' diye yaklaşırken, gavs'a 'yardım edicidir' diye teveccüh eder. Hak Teâlâ, kâinatı doğrudan değil, vasıtalı olarak idare eder ve bu vasıtaların en üst halkası gavs'tır. Gavs makamındaki veliler, Rasûlü Ekrem Efendimiz'in nâibi olarak da anılırlar². Onların en belirgin alâmetleri arasında yüksek hususi bir mertebede bulunmaları, yanına gidenlerin Allah'ı anmaları, onların yanında günaha düşmemeleri, vefat etseler dahi yeryüzündeki himmetlerinin gönülden gönüle yayılması ve bazı özel durumlarda imdada yetişen-yardım eden gibi vasıfları bulunur²·³. Abdulkâdir Geylânî hazretleri, "Gavs-ı A'zam" unvanıyla anılır ve onun gavsiyyeti özel bir tarihsel mertebe olarak kabul edilir. Âlimler, şeriat hükmü vermeden önce Gavs Abdulkâdir Geylânî'nin görüşüne başvurmuşlardır⁴. Risâle-i Gavsiyye adlı eserde, Hak Teâlâ'nın Geylânî'ye hitaben "Yâ Gavs! Cismini lezzetlerden, nefsini şekavetlerden, gönlünü hâtıralardan, ruhunu benim gayrimden temizle. Zatını zatımda ifna et, beni görürsün, ben de seninle olurum" buyurduğu nakledilir⁵. Bu durum, gavsın Allah ile olan yakınlığını ve fenâ fillâh mertebesindeki konuşma şeklini gösterir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Sohbet Arası Sohbetler CD 8 (2002) · s.83“İşte Gavs bu demektir, yüzücü derinliğe dalan peltek “se” ile yazılırsa. Gavs “sin” ile yazıldığında en büyük yardımcı en fedakar bonkör insan demektir, herkese”Oku
- 2Terzi Baba (Cilt 2) · s.184“Gavs için Rasûlü Ekrem efendimiznin nâibi, de denmektedir. ... Gavs makamındaki velilerin en belirgin alâmetleri olarak, yüksek hususi bir mertebede bulunması, ”Oku
- 3Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) · s.173“Gavs makamındaki velilerin en belirgin alâmetleri olarak, yüksek hususi bir mertebede bulunması, yanına gidenlerin Allahı anmaları, onun yanında günaha düşmemel”Oku
- 4Kelime-i Üzeyriyye · s.79“Âlimler şeriat hükmünü vermeden önce, Gavs Abdülkadir Geylânî hazretlerinin görüşüne başvurdular. Hz. Gavs buyurdu ki: "Bu adam iddiasında doğrudur. Fakat marif”Oku
- 5Hikâyeler, Vecizeler, Atalar Sözü · s.74“Yâ Gavs! Cismini lezzetlerden, nefsini şekavetler den, gönlünü hâtıralardan, ruhunu benim gayrimden temizle. Zatını zatımda ifna et, beni görürsün, ben de senin”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.