İçeriğe atla

Hadîd 3 ayeti sâlik için ne anlama gelir?

Ayet-TasavvufOrta düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Hadîd Sûresi'nin 3. âyeti olan "Hüve'l-Evvelü ve'l-Âhiru ve'z-Zâhiru ve'l-Bâtın" (O ilktir, sondur, zahirdir, bâtındır) ifadesi, sâlik için Hakk'ın mutlak ve kuşatıcı varlığını idrâk etme yolunda önemli bir mertebeyi temsil eder. Bu âyet, Hakk'ın hem başlangıç ve son, hem de görünen ve görünmeyen tüm varoluşu kapsayan tecellîlerini ifade ederek, sâlikin tevhid mücadelesinde benlik vehminden kurtulup Hakk'ın her yerde hazır ve nazır olduğunu müşâhede etmesine ışık tutar¹. Özellikle vâhidiyyet mertebesinde esmânın tafsîli ve Hakk'ın sıfatlarla taayyünü bu âyetle delillendirilir; zira ahadiyyet hiçbir nispet kabul etmezken, vâhidiyyet esmânın çoğalmasını mümkün kılan teklik kademesidir.

Detaylı cevap

Hadîd Sûresi 57/3. âyeti, tasavvufî sülûkta Hakk'ın varlığının farklı veçhelerini anlamak için temel bir referanstır. Bu âyet, Hakk'ın "Evvel" olmasıyla her şeyden önce var olduğunu, "Âhir" olmasıyla her şeyden sonra da varlığını sürdüreceğini, "Zâhir" olmasıyla âlemde görünen her şeyde tecellî ettiğini ve "Bâtın" olmasıyla da idrâklerin ötesinde, sırların ve hakikatlerin kaynağı olduğunu beyan eder²·³.

Sâlik için bu âyet, Hakk'ın vâhidiyyet mertebesindeki tecellîlerini anlamanın bir anahtarıdır. Vâhidiyyet, ahadiyyetten sonra gelen, Hakk'ın sıfat ve esmâ ile taayyün ettiği teklik mertebesidir. Ahadiyyet hiçbir nispet kabul etmezken, vâhidiyyet "er-Rahmân, el-Mâlik, el-Kuddûs" gibi ilâhî isimlerin çoğalmasını mümkün kılar. Hadîd 3'teki bu dört isim, vâhidiyyetin idrâk edilebilirliğini ve esmânın bu mertebedeki tafsîlini gösterir.

Sâlik, seyrinde ilerledikçe, bu âyetin işaret ettiği hakikatleri kendi iç âleminde de yaşamaya başlar. Nefis, akıl ve ruh arasındaki çekişmelerde⁴, Hakk'ın hükmü galip geldiğinde, kalpte hakikî hilâfet ve ilâhî emanetin tecellîsi ortaya çıkar. Bu durum, sâlikin benlik vehminden kurtulup tevhide ermesiyle, enfüs ve âfaktaki âyetleri görüp teslim olmasıyla gerçekleşir¹. Böylece sâlik, Hakk'ın hem görünen hem de görünmeyen her şeyi kuşatan varlığını idrâk ederek, vuslat yolunda ilerler (Vuslat).

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Câsiye Sûresi · s.72Bu sebeple tasavvufî anlamda âyet, her sâlike muhasebe anında şöyle seslenir: “Kalbine okunan âyetleri duymadın mı? Hâlâ neden benlik tahtında oturuyorsun? Ne zOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.273Bu şerefli beyitte Hadid Suresi'nde geçen, ( ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُوا۟ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ ۖ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنOku
  3. 3Kelime-i Âdemiyye · s.657Ya’ni Hak Teâlâ hazretleriلْبَاطِــنآخِــر ُ والْأوَّل ُ والْهُــو(Hadîd, 57/3) &10024; Yani Yüce Allah, Hadîd Suresi 57/3. ayetinde kendi nefsini "Zâhir" ve "BOku
  4. 4Sâd Sûresi · s.134Sâlik seyrinde ilerledikçe bu kuvveler arasında çekişmeler yaşanır; nefis hevâya çağırır, akıl dengeyi gözetir, ruh ise Hakk’a yöneltir. Neticede Hakk’ın hükmü Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.