İçeriğe atla

Hakîkat-i Muhammediyye'nin Muhammediyye Fassı'ndaki dayanağı nedir?

Kavram-Fass Eşleşmesi2 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Hakîkat-i Muhammediyye, tasavvuf mâverâsının en derin terimlerinden olup, Hz. Muhammed'in hem beşerî hem de ilahî hakikatini ifade eder. Muhammediyye Fassı'nda bu kavramın dayanağı, Hak'ın ilk taayyünü, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam olmasıdır. Bu hakikat, "küntü kenzen mahfîyyen, fa-ahbabtu en u'rafe, fa-halaktü'l-halka li-u'rafe" (gizli bir hazineydim, bilinmeyi sevdim, bilinmek için halkı halk ettim) hadîs-i kudsîsi ile temellendirilir ve kâinatın halk sebebi olarak görülür. Muhammediyye Fassı'nın "ferdiyyet" bahsi, Hakîkat-i Muhammediyye'nin bu eşsiz ve tekil konumunu ele alır.

Detaylı cevap

Hakîkat-i Muhammediyye, tasavvuf doktrininin anahtar kavramlarından biridir ve Hz. Muhammed'in fizikî doğumundan ziyade mânevî hakikatini vurgular. Bu hakikatin kökeni, "evvelü mâ halekallâhu nûrî" (Allah'ın halk ettiği ilk şey benim nûrumdur) hadîsine dayanır ki bu, Hakîkat-i Muhammediyye'nin kâinattan önce var olduğunu gösterir. Tasavvufta bu hakikatin tedricî tezahürleri sıralanır: İlk olarak Nûr-ı Muhammedî olarak Hak'ın ahadiyyetten sonraki ilk taayyünüdür (Nûr-u Muhammedî). Ardından Akl-ı Evvel veya Rûh-ı A'zam olarak kâinatın halkına başkanlık eden ilahî akıl mertebesine ulaşır. Hakîkat-i Muhammediyye'nin bu yönü, "Rûhu-l A'zam"ın zuhuru olarak da ifade edilir ve bu ruh, ruhların babası (ebul ervah) olduğu için onun bir oğlu olmaz¹. Son olarak, bu hakikat Hz. Muhammed'in tarihsel şahsında Hakîkat-i Muhammediyye-i Hâriciyye olarak vücud-ı haricîye gelir. Hakîkat-i Muhammediyye, ahadiyyet mertebesinden sonra gelen vâhidiyyet mertebesiyle de ilişkilidir; zira vâhidiyyet mertebesi, sıfatlar ve isimler mertebesi olarak Hakîkat-i Muhammediyye'yi ifade eder². Ahadiyyet mertebesiyle arasındaki fark, belirginleşmemiş olmak ile belirginleşmiş olmaktan ibarettir². Bu hakikat, bütün belirginleşmelerin başlangıcı olması itibarıyla varlıkta tek ve eşsizdir, aynı zamanda bütün belirginleşmeleri kuşatması itibarıyla da külliyetle nitelenmiştir². Hakîkat-i Muhammediyye'nin üstünde sadece zâtî bir mertebe vardır ki burası zuhur ve tecelliden münezzeh olan Allah'ın mutlak zatıdır; bu mertebe "kulhüvallahü ehad" ile ifade edilir³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Ahzâb Sûresi · s.122Âyet-i kerîmesinde “ Mâ kâne Muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum” yâni “ Muhammed (s.a.v.) sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır.” ifâdesiyle belirOku
  2. 2Kelime-i Muhammediyye · s.6Hak'ta belirginleşmiş ve her birinin hakikati birbirinden ayrılmış oldu. Bu mertebeye, vahidiyet mertebesi ve sıfatlar ve isimler mertebesi ve "hakikat-i MuhammOku
  3. 3Altı Peygamber (Cilt 6) — Hz. Muhammed (s.a.v.) · s.39Onun fevkinde üstünde Hakikat-i Muhammediyyenin üstünde hiçbir isim ve sıfat ve nat yani övgü ve vasıf olmayan zât-ı sırf vardır ki, cem-i taayyünattan münezzehOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.