Hakîkat ve Mârifet'i birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
Hakîkat ve Mârifet'i birlikte düşünmek, Fusûsu'l-Hikem'deki İsmail Fassı üzerinden anlaşılır. Mârifet, sülûkun kemâl noktası olup, Hak'ı bilfiil tanıma mertebesidir ve ilmin müşâhede ile yaşanmış hâlidir. İsmail Fassı, mârifet-i Rabbâniyye, teslim ve rıza ekseninde saîd olmanın sırrını ve her kulun özel Rabbi olan Rabb-ı hâs kavramını işler¹. Bu fass, her bireyin dünyevi ve ahiretî hallerinin, ilâhî bilgide sâbit olan ayn-ı sâbitesinin kabiliyetine tabi olduğunu ve Allah'ın irâdesinin bilgiye, bilginin bilinen şeye, bilinen şeyin de kulun ilâhî bilgide sâbit olan sûretine ve ayn-ı sâbitesine bağlı olduğunu açıklar². Bu bağlamda ârif, Hak'tan gayrı bir varlık görmez ve gamdan uzaklaşır³.
Detaylı cevap
Hakîkat ve Mârifet kavramları, tasavvufî sülûkun temel mertebeleridir. Mârifet, şerîat, tarîkat ve hakîkatten sonra gelen, sülûkun vâsıllık makâmı ve kemâl noktasıdır. Hakîkat, Hak'ın doğrudan müşâhedesi iken, mârifet bu müşâhedenin bilfiil yaşanması ve Hak'ın tanınmasıdır. Bu iki kavramın birlikte idrâki, Fusûsu'l-Hikem'deki İsmail Fassı'nda derinlemesine ele alınır².
İsmail Fassı, mârifet-i Rabbâniyye'yi, yani Hakk'ı tanımayı, her kulun kendine mahsus Rabbi olan Rabb-ı hâs kavramı üzerinden açıklar¹. Bu fass, her bireyin dünyevi ve ahiretî hallerinin, ilâhî bilgide sâbit olan ayn-ı sâbitesinin kabiliyetine bağlı olduğunu vurgular². Allah'ın irâdesi, bilgiye; bilgi, bilinen şeye; bilinen şey de kulun ilâhî bilgide sâbit olan sûretine ve ayn-ı sâbitesine tabidir. Bu durum, ilâhî kazânın reddedilmezliğini ortaya koyar².
Mârifet ehli olan ârif, bu idrâk sayesinde gamdan ve son halleri düşünmekten uzaklaşır; zira o, Hakk'ın vücûdundan başka bir varlık görmez³. Bu, Hakk'ın hüviyetinin idrâk olunan şeyde zâhir olduğu ve o şeyin Hakk'ın vücûdu olduğu anlayışıyla pekişir⁴. Mârifet, ilimden farklı olarak, öğrenilen bilgi değil, yaşanan bilgidir; âlim bilirken, ârif şâhid olur. Bu şuhûd, yani müşâhede, enbiyânın ruhlarını müşâhede etme gibi hakikatleri de içerir⁵. Dolayısıyla, Hakîkat'in müşâhedesi, Mârifet'in bilfiil yaşanmasıyla İsmail Fassı'nda birleşir ve sâlikin Hakk'ı tam anlamıyla tanımasına yol açar.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1İsmail Fassı
- 2Mesnevî Cilt 10 · Beyit 3343 (s. 382)“Bu sebeble ârif gamdan ve son halleri düşünmekten fâriğ olmuştur ve vücüd-ı Hak'tan gayrı bir mevcüd görmemişlerdir. Bu bahislerin tafsili Fusüsu'-Hikem'de Fass”Oku
- 3Mesnevî Cilt 10 · Beyit 3343 (s. 382)“Bu sebeble ârif gamdan ve son halleri düşünmekten fâriğ olmuştur ve vücüd-ı Hak'tan gayrı bir mevcüd görmemişlerdir. Bu bahislerin tafsili Fusüsu'-Hikem'de Fass”Oku
- 4Kelime-i Yûsufiyye, s. 129“Binâenaleyh bu mukaddemeden sonra anlaşılır ki, Hakk’ın hüviyeti idrâk olunan şeyde zâhir olduğu haysiyetle, o şey Hakk’ın vücûdudur; &10024; Buna göre, bu giri”Oku
- 5İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları, s. 32“----------------- Fass-ı Hûdî'de beyân olunduğu üzere, Hz. Şeyh M. Arabi (r.a.) ervâh-ı enbiyâ yani enbiyanın ruhları (eleyhimü's-selâm)ı müşahede etmiş idi. Ya”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
- Müşâhede ve Mükâşefe'yi birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
- Kutub ile Gavs aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?
- Zâhir ile Hakîkat aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?
- Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât'ı birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
- Velâyet ve Nübüvvet'i birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.